Başvurucu, kendisine yönelik yağma ve dolandırıcılık suçlarının işlendiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunması üzerine açılan ceza davası ve suç nedeniyle uğradığı zararların tazmini talebiyle açtığı hukuk davasının on yıldır karara bağlanmadığını, hukuk yargılaması sırasında verilen yediemine teslim kararının yerine getirilmediğini, yargılamanın uzaması nedeniyle dava konusu araçlara ilişkin ekonomik değerin azaldığını belirterek, Anayasa’nın 2. , 5. , 35. , 36. , 90. ve 14 maddelerinde tanımla
Başvurucu, kendisine yönelik yağma ve dolandırıcılık suçlarının işlendiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunması üzerine açılan ceza davası ve suç nedeniyle uğradığı zararların tazmini talebiyle açtığı hukuk davasının on yıldır karara bağlanmadığını, hukuk yargılaması sırasında verilen yediemine teslim kararının yerine getirilmediğini, yargılamanın uzaması nedeniyle dava konusu araçlara ilişkin ekonomik değerin azaldığını belirterek, Anayasa’nın , , , , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 3/5/2013 tarihinde Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/9/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 7/11/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 6/1/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 22/1/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, bir takım şahıslarca gasp edildiği iddiasıyla 23/12/2003 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur.a. Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 7/1/2004 tarih ve E.2004/227 sayılı iddianamesiyle, dört sanık hakkında yağma ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.b. Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen yargılama neticesinde, Mahkemenin 11/5/2005 tarih ve E.2004/31, K.2005/106 sayılı kararıyla sanıkların müsnet suçlardan beraatlarına karar verilmiştir.c. Karar temyiz edilmekle, Yargıtay Ceza Dairesinin 13/11/2008 ve E.2006/7668, K.2008/20574 sayılı kararı ile bozulmuştur.d. Bozma üzerine yargılamaya devam eden Mahkeme, 2/3/2010 tarih ve E.2009/88, 2010/33 sayılı kararıyla, sanıklardan K.E.’nin değişen suç vasfına göre cürüm mahsulü parayı bilerek kabul etmek, diğer sanıkların ise yağma suçlarından cezalandırılmalarına karar vermiştir.e. Karar temyiz edilmiş olup, dosya halen Yargıtay önünde derdesttir. Ceza davasının yanı sıra başvurucu tarafından 12/1/2004 tarihinde sanıklar aleyhine Kadıköy Asliye Hukuk mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılmıştır.a. Başvurucu dava açmadan önce 6/1/2004 tarihinde Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi 7/1/2004 tarih ve 2004/1 Değişik İş No’lu kararı ile “ihtiyati tedbir isteminin yasal dayanağının HUMK’un vd maddeleri ile TMK’nın 1010/1 maddesi hükümleri olduğu, ihtiyati tedbirin amacının hak sahibinin davada haklı çıkınca hakkına kavuşmasını temin etmek, telafisi imkansız veya zor olan zararların artmasına mahal bırakmamak olduğu” tespitine yer vererek, davalılardan O. E. adına kayıtlı olduğu anlaşılan dört adet aracın devir ve intikalinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar vermiştir. b. Başvurucu, 20/1/2004 tarihli dilekçesi ile trafik kayıtlarına ihtiyati tedbir konulan araçların yediemine teslimine karar verilmesini talep etmiş, Mahkeme, 21/1/2004 tarih ve E.2004/51 sayılı kararıyla daha önce başkalarına devrinin önlenmesi amacıyla trafik kayıtlarına ihtiyati tedbir konulan araçların ceza davası nedeniyle muhafaza altında bulundukları otopark yetkilisine yediemin olarak teslimine karar vermiştir.c. İhtiyati tedbir konulan araçların yediemine teslimine ilişkin karara itiraz üzerine, Mahkeme 12/3/2004 tarihli ön duruşmada araçların trafik kayıtlarına konulan ihtiyati tedbir kararının devamına, araçların yediemine teslimine ilişkin 21/1/2004 tarihli ara kararının kaldırılmasına karar vermiştir. d. Ceza Mahkemesinde verilen mahkumiyet kararının ardından başvurucu 30/3/2010 tarihli dilekçe ile yeniden araçların muhafaza altına alınmasını talep etmiş, Mahkeme 8/4/2010 tarihli kararıyla araçların yeniden muhafaza altına alınarak yediemine teslimine karar vermiştir. e. Yargılama İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/51 sayılı dava dosyasında devam etmekte olup, duruşmanın 30/4/2015 tarihine bırakıldığı tespit edilmiştir. Başvurucu 3/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“… İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.…” 6100 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.” 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:“Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.” 818 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:“Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.”