1. Hukuk Dairesi 2010/1978 E. , 2010/3236 K. MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, çekişme konusu 123 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı- kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek tapunun iptali ve terkinini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; " dosya içeriğinden, toplanan deli…
**1. Hukuk Dairesi 2010/1978 E. , 2010/3236 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, çekişme konusu 123 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı- kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek tapunun iptali ve terkinini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; " dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazın davalı şirket adına kayıtlı iken anılan şirketin yargılama sırasında tasfiyeye tabi tutulduğu ve tasfiye kararının kesinleştiğinden husumetin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna geçtiği, şirketin tüzel kişiliğini yitirdiği gözetilerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (davaya dahil edilmesi yoluyla) husumet yöneltilerek ondan sonra işin esası yönünden bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamı uyarınca taraf teşkili yapılarak davanın 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi gereğince hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ..... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişme konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve terkin isteklerine ilişkin olup, mahkemece; 3402 Sayılı Yasa’nın 12. maddesinde 5841 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine, Ancak, hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz. Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır. (Baki Kuru, Hukuk Usulü Mahakemeleri 5. Cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21.12.1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12.09.1977, 5445/5655 dipnot 161: 10. HD 24.02.1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı Hazine, temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir. Hal böyle olunca, somut olayda mahkemece yapılan keşif sonucu çekişmeli bölümün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı ve dava tarihinde davacı Hazine’nin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden ve harçtan sorumlu tutulması gerekirken, aksine yazılı düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı Hazine’nin yukarıda değinilen yargılama giderleri ve avukatlık ücreti harç açısından temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.