7. Hukuk Dairesi 2024/2568 E. , 2024/4382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/209 E., 2019/139 K. Av. ... vd. DAVA TARİHİ : 27.06.2013 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tara
**7. Hukuk Dairesi 2024/2568 E. , 2024/4382 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/209 E., 2019/139 K. Av. ... vd. DAVA TARİHİ : 27.06.2013 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu 410 parsel sayılı taşınmaza, davalının Donatım Transfer Merkezi Sahası adlı binayı yapmak suretiyle el attığını, davalının açmış olduğu kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemli davanın reddedildiğini ileri sürerek; Ekim 2011 ve Haziran 2013 tarihleri arasında hesaplanmış olan 1.000,00 TL ecrimisilin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; taşınmazda davacının tek başına malik olmadığını, kamulaştırma davasının temyiz incelemesinde olduğunu, ret kararının kesinleşmediğini, taşınmaz üzerinde kamu hizmeti icra edildiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, “iddianın sabit olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1.Hukuk Dairesince: ‘"..çekişme konusu, arsa nitelikli, 410 parsel sayılı taşınmazda davacının 6/43 pay, davalının ise 38/412 pay ile paydaş olduğu, Mahkemece, taraflar ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet ile kayıtlı taşınmazın otobüs garajı olarak kullanıldığı tespit edilmekle ecrimisile karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı ancak ecrimisil döneminin başlangıç tarihi olarak 2011 yılının alınması, taşınmazın getireceği ecrimisil miktarı hesaplanarak ÜFE uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, 2013 yılındaki ecrimisil bedeli tespit edildikten sonra geriye dönük olarak ecrimisil hesabı yapıldığı, üç kişiden oluşan bilirkişi heyeti aracılığıyla taşınmazın arsa niteliği göz önünde bulundurularak 2011 yılında getireceği ecrimisil miktarı saptanıp, ÜFE uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi edildiği..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama soncunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davacı kurumun dava konusu taşınmazda hissedar olduğu, davalı idare tarafından bu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemli olarak açılan davanın reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay 5.Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, davalı idarenin taşınmazı herhangi bir kamulaştırma işlemi yaptırmaksızın ilçelere giden minibüslerin merkezi haline getirdiği, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu 2011 yılı Eylül ayı-2013 yılı Haziran ayı ecrimisil toplamının 40.787,12 TL olduğunun hesaplandığı, davacı vekilince bozma öncesi 21/05/2014 tarihinde 1.000,00 TL üzerinden açılan dava değerinin 39.462,00 TL artırılarak 40.462,00 TL olarak ıslah edildiği, davalı vekilinin temyizi neticesi önceki hükmün davalı lehine bozulduğu, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nazara alındığı” gerekçesiyle bozma öncesi kararda tespit edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ecrimisil koşullarının oluşmadığını, davalının tek başına malik olmadığını taşınmaza, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın iyi niyetli olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, paydaşlar arası ecrimisil talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere ecrimisil; malikin, kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatıdır. 2. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. 3. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. 4. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. 5. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 6. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nin geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.