3. Ceza Dairesi 2023/9144 E. , 2023/4546 K. "İçtihat Metni" ¸ T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı madde
**3. Ceza Dairesi 2023/9144 E. , 2023/4546 K.** **"İçtihat Metni"** ¸ T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2020/107 Esas, 2022/52 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi ve 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği ceza verilmesine yer olmadığına ve 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2022/333 Esas, 2022/906 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ve mahalli Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.04.2023 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1.Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile sanığın beyanlarının birbirini teyit ettiğine, 2.Sanığın örgütün cemaat olarak bilindiği dönemde örgüte ait evde dini saikle yapılan sohbet toplantılarına kısıtlı süre katıldığına, 17/25 Aralık süreci sonrasında irtibatını ve faaliyetlerini devam ettirdiğine ilişkin delil bulunmadığına, bilakis örgüte karşı tavır aldığı yönünde delillerin dosyada mevcut olduğuna, 3.17/25 Aralık öncesinde de örgüt hiyerarşisine girdiğine ve yoğun, çeşitli, sürekli olarak örgüt faaliyetlerine katıldığına ilişkin delil bulunmadığına, 4.Sanığın örgüt üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak ve mahkumiyete esas teşkil edebilecek delil bulunmadığına, 5.Hata hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, 6.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 7.Sanığın suçu işlemediğinin sabit olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine, 8.Örgütün cemaat olarak bilindiği dönemde yaklaşık bir ay klavye kursuna gitmesinin aleyhe yorumlanamayacağına, 9.Tespit edilen HTS kayıtlarının sınırlı olduğuna, 17/25 Aralık öncesinde örgütün cemaat olarak bilindiği döneme ilişkin olup suç unsuru barındırmadığına, 10.Tanık beyanları lehe olduğu halde aleyhe yorumlandığına, 11.Sanığın atanmasında örgütün desteğinin veya olumlu referansının bulunmadığına, 12.Sanığın atandığı komisyonda yer alan komisyon üyelerinin örgütle irtibatlı olmasının sanık bakımından aleyhe yorumlanmasının hukuka aykırı olduğuna, 13.Masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, 14. İlk Derece Mahkemesince ihsas-ı reyde bulunurcasına usul ve yasaya aykırı yargılama yapıldığına, 15.Sanığın 2015 yılına kadar örgütle bağını devam ettirdiğine dair delil bulunmadığına, 16.Sanığın etkin pişmanlıktan faydalanmak istemesinin suçu kabul ettiği anlamına gelmediğine, 17.Hükmün gerçek anlamda gerekçe içermediğine, 18.Sanığın aşamalardaki beyanlarının suç işleme veya örgütsel faaliyetler içerisinde olmadığını gösterdiğine, 19. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanığın hakkında soruşturma başlatıldıktan sonra, yakalama kararı çıkartılıp yakalama emri infaz edilmeden önce telefonla davet üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü KOM Şube müdürlüğüne kendiliğinden gelerek örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verdiği ve teşhis işlemlerinde bulunduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi ve 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereğince sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarih, 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi; örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan sanığın; suç kastı bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2022/333 Esas, 2022/906 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi.