Başvuru, pek çok kişinin ölümüne ve birçok kişinin de yaralanmasına neden olan bombalı saldırı olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında, soruşturma evrakını inceleme ve söz konusu evraktan örnek alma yetkisinin hâkimlik kararıyla kısıtlanması ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi sebebiyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; pek çok kişinin ölümüne ve birçok kişinin de yaralanmasına neden olan bombalı saldırı olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında, soruşturma evrakını inceleme ve söz konusu evraktan örnek alma yetkisinin hâkimlik kararıyla kısıtlanması ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi sebebiyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu Uğur Gümüşkaya 2015/17206 sayılı başvuruyu 10/11/2015 tarihinde, diğer başvurucular 2015/18390 sayılı başvuruyu ise 2/12/2015 tarihinde yapmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyonlara sunulmuştur. Konu yönünden irtibatları nedeniyle başvuruların birleştirilmesine ve incelemenin 2015/17206 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuşlardır. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Bazı sivil toplum kuruluşlarınca gerekli yasal izinler alınarak 10/10/2015 Cumartesi günü 00-00 saatleri arasında Ankara'da barış, emek ve demokrasi konulu bir toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. Buna göre Ankara Tren Garı'nda toplanılacak ve Talatpaşa Bulvarı, Opera Meydanı ile Atatürk Bulvarı'nı takiben Sıhhıye Meydanı'na yürünecektir. Toplantının ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı Ankara Tren Garı önünde 10/10/2015 tarihinde toplanan kalabalığın hazırlıkları sürerken saat 04 sıralarında peş peşe iki patlama meydana gelmiş ve yaşanan bu elim olay nedeniyle başvurucular Erdoğan Tedik ve Zöhre Tedik'in oğlu, diğer başvurucular Edge Tedik Ejderoğlu ve Berivan Tedik Yeşiltepe'nin kardeşi K.T.nin de aralarında bulunduğu pek çok kişi ölmüş; başvurucular İbrahim Akgün ile Uğur Gümüşkaya'nın da bulunduğu birçok kişi ise yaralanmıştır. Bahse konu olay hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) kendiliğinden ve derhâl soruşturma başlatmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının 11/10/2015 tarihli talebi üzerine Ankara Sulh Ceza Hâkimliği, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme olasılığı bulunduğu gerekçesiyle -şüphelilerin ifadelerini içeren tutanaklar ile bilirkişi raporları ve adı geçen kişilerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hariç olmak üzere- şüphelilerin müdafilerinin dosya içeriğini inceleme ve soruşturma belgelerinden örnek alma yetkilerinin kısıtlanmasına karar vermiştir. Bu karara;-Uğur Gümüşkaya dışındaki başvurucuların vekilince yapılan itiraz Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/10/2015 tarihli kararıyla,-Başvurucu Uğur Gümüşkaya vekilince yapılan itiraz ise Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/10/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucu Uğur Gümüşkaya vekilince 19/10/2015 tarihinde, diğer başvurucular vekilince ise 2/11/2015 tarihinde öğrenilmiştir. Bireysel başvuru, başvurucu Uğur Gümüşkaya yönünden 10/11/2015 tarihinde, diğer başvurucular yönünden 2/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu Uğur Gümüşkaya vekilinin kısıtlama kararı kapsamında olmayan belgelerin kendilerine verilmesine ilişkin 9/11/2015 tarihli talebi Cumhuriyet savcısınca reddedilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttüğü soruşturma kapsamında;i. Şüpheliler Y.,H.İ., Y.E.A. ve açık kimlik bilgileri tespit edilmeyen bir Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşının öldüğü, şüpheliler Ş.Y., A.H., T., O.K. ve hakkında başka Cumhuriyet başsavcılıklarınca başka kamu davaları açıldığı ve O.S., K.U., E.Ö., S.P., İ.H.H.,İ.H.K., B. ile İ.Y. hakkında ise kamu davası açmak için yeter derecede şüphe oluşturacak delil elde edilemediği gerekçesiyle söz konusu kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.ii. Meydana gelen olayda kamu görevlilerinin ihmali olduğu iddialarıyla ilgili soruşturmayı mevcut soruşturmadan ayırmıştır.iii. 27/6/2016 tarihli iddianameyle ise otuz altı şüpheli hakkında Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır. Olay sırasında 100 kişinin öldüğü 391 kişinin ise yaralandığının belirtildiği iddianamede; 14 şüphelinin meydana gelen ölüm ve yaralanmalar nedeniyle anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, kasten öldürme (nitelikli hâl) ve teşebbüs aşamasında kalmış kasten öldürme(nitelikli hâl) suçlarından cezalandırılması istenmiş; bu 14 dört kişinin içinde yer aldığı bazı şüpheliler ile diğer 22 şüphelinin ise resmî belgede sahtecilik, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurmak, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından biri veya birkaçı ile cezalandırılması talep edilmiştir. Bahse konu iddianamenin ilgili kısmı şöyledir:"...[Ş]üpheli[İ.B.]nin DEAŞ Silahlı Terör Örgütünün yöneticisi ve Türkiye sorumlusu olduğu, faaliyetlerine Suriye ülkesinde devam ettiği, şüpheli B.nin DEAŞ Silahlı Terör Örgütünün yöneticisi olduğu, Türkiye-Suriye sınırı sorumlusu, ayrıca [İ.B.]nin yardımcısı olduğu, şüpheli [E.T.]nin DEAŞ Silahlı Terör Örgütünün yöneticisi olduğu, yakalanacağını anlayınca Gaziantep ilinde kendisini öldüren [Y.] ile birlikte DEAŞ silahlı terör örgütünün Gaziantep yapılanmasını kurdukları, örgüt adına Türkiye'de eylem yapacak 150 kişi eğittikleri, soruşturmaya konu eylemi ve diğer eylemleri organize ettikleri,[Y.] ve [E.T.]nindijital belgelerden de anlaşılacağı gibi yaklaşık 150 kişilik bir grubu eğittikleri ve Türkiye'de yapacakları eylemleri planladıkları, şüpheli [E.T.]nin de Ankara Tren Garı önünde gerçekleşen eylemin planlanıp organize edilmesinde görev aldığı, [Y.] Ve [E.T.]nin DEAŞ silahlı terör örgütünün Türkiye'de eylem yapabilmesi için alt yapı çalışmalarını hazırlayıp tamamladıkları, şüpheliler [Y.Ş.], [H.Ş.], [İ.H.A.], [R.], [H.A.], [A.], [A.], [T.G.], [K.], [H.T.]ve [S.Y.] ile yakalanacağını anlayınca Gaziantep ilinde kendisini öldüren [H.İ.], soruşturmaya konu eylemi gerçekleştiren ve olay yerinde ölen [Y.E.A.] ve kimliği tespit edilmeyen Suriye uyruklu canlı bomba eylemcisinin DEAŞ silahlı terör örgütüne üye oldukları ve örgüt yöneticilerinin emrinde çalıştıkları, yukarıda isimleri belirtilen DEAŞ silahlı terör örgütü yönetici ve üyelerinin 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Gar'ı önünde meydana gelen terör saldırısı eylemini aralarında görev dağılımı yaparak birlikte gerçekleştirdikleridijital belgelerden, kamera görüntülerinden ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır..." İddianamenin kabulü üzerine yürüttüğü açık yargılama sonunda Ceza Mahkemesi 3/8/2018 tarihinde, yakalanmayan sanıklar yönünden ayırma, ölen bir sanık yönünden ise düşme kararı vermiştir. Ceza Mahkemesi ayrıca diğer suçlarla ilgili kurduğu hükümler dışında dokuz sanığın ölen kişiler yönünden 100 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla, olay esnasında yaralananlar yönünden ise 391 kez 27 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir.Taraflarca istinaf talebinde bulunulduğundan Ceza Mahkemesinin 3/8/2018 tarihli kararı henüz kesinleşmemiştir. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; Kasten öldürme (madde 81, 82, 83)... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),...(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.(5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.” 5271 sayılı Kanun'un "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir." 5271 sayılı Kanun'un "Mağdur ile şikâyetçinin hakları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Madde 234 – (1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:a) Soruşturma evresinde; Delillerin toplanmasını isteme, Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme, (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme, 153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme..."B. Uluslararası Hukuk Yaşam hakkının usul boyutuyla ilgili uluslararası hukuk, Anayasa Mahkemesinin İrfan Durmuş ve diğerleri (B. No: 2014/4153, 11/5/2017, §§ 49-54) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır. Bununla birlikte konuyla ilgisi olmadığı için söz konusu kararda yer almayan bazı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına burada yer verilmesi gerekmektedir. AİHM'e göre gerçekleşen bir ölüm olayı hakkındaki soruşturmanın etkili sayılabilmesi için yerine getirilmesi gerekli ilkelerden birisi de yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının yeterince kamu denetimine açık olması ve ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanmasıdır (Giuliani ve Gaggio/İtalya [BD], B. No: 23458/02, 24/3/2011, § 303; Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No: 24746/94, 4/5/2001, § 109; Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], B. No: 24014/05, 14/4/2015, § 179). Bununla birlikte üçüncü kişilere ya da başka soruşturmalara zarar verebilecek hassas bilgiler içerdiği durumlarda soruşturma belgelerinin açıklanması veya yayımlanması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesi kapsamında mutlak bir gereklilik olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla soruşturmanın kamuya veya mağdurun yakınlarına açıklığı şartı, soruşturmanın diğer aşamalarında da sağlanabilir (McKerr/Birleşik Krallık, B. No: 28883/95, 4/5/2001, § 129; Giuliani ve Gaggio/İtalya, § 304). Dahası Sözleşme’nin maddesi soruşturma mercilerine, ölenin bir yakınının belirli bir soruşturma tedbirinin alınması için yaptığı her talebi karşılamaları şeklinde bir yükümlülük yüklemez (Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], B. No: 52391/99, 15/5/2007, § 348; Velcea ve Mazăre/Romanya, B. No: 64301/01, 1/12/2009, §113). Diğer taraftan AİHM, adil yargılanma gerekliliklerinin Sözleşme’nin veya maddeleri gibi başka hükümleri açısından değerlendirilen usule ilişkin konuların incelenmesini sağlayabileceğini kabul etmekle birlikte bu güvencelerin aynı şekilde (Sözleşme'nin maddesindeki gibi) değerlendirilemeyeceğini vurgulamaktadır (Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye, §§ 218, 220). AİHM Önkol/Türkiye (B. No: 24359/10, 17/1/2017) başvurusunda, yaşadığı köye yakın bir alanda bir mühimmatın patlaması sonucu hayatını kaybeden bir kişinin yakınlarının yaşam hakkının maddi boyutu yanında usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddialarını da incelemiştir. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği yönünden inceleme yaparken başvurucuların gizlilik kararı (soruşturma evrakını inceleme ve söz konusu evraktan örnek alma imkânının kısıtlanması) nedeniyle soruşturmaya etkili katılamadıklarına dair iddialarını da inceleyen AİHM, gizlilik kararının daha sonra kalkması nedeniyle sonradan soruşturma evrakına erişebilen başvurucuların haklarını etkin şekilde kullanma imkânlarının bulunmadığının değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıştır (bkz. anılan karar, § 96) . AİHM, Cangöz ve diğerleri/Türkiye (B. No: 7469/06, 26/4/2016) başvurusunda gizlilik kararı (soruşturma evrakını inceleme ve söz konusu evraktan örnek alma imkânının kısıtlanması) nedeniyle birkaç belge hariç soruşturma evrakına erişemeyen başvurucuların soruşturmaya etkili biçimde katılamadıkları kanaatine varmıştır. Anılan olayda başvurucular soruşturma dosyasında bulunan diğer belgelere ancak bu belgelerin Bakanlık tarafından AİHM’e gönderilmesi ve akabinde AİHM’in bunları başvuruculara iletmesi üzerine vâkıf olabilmişlerdir (bkz. anılan karar, § 145). Yetkili makamların toplantı ve gösteri hakkını kullanan kişilere yönelik müdahalesine, yakınlarının yaşam hakkının ihlal edildiğine ve yakınlarının ölümüyle ilgili soruşturmanın etkisizliğine ilişkin olarak başvurucuların şikâyetlerinin incelendiği Sayfı Sarısülük ve Cen Sarısülük/Türkiye ((k.k.), B. No: 64126/13, 25/3/2014) başvurusunda AİHM; olayın meydana geldiği tarihten itibaren geçen süreyi ve yürütülen soruşturmanın baştan beri hiçbir şekilde durdurulmadığını dikkate alarak hem yargılamanın gidişatının hem de geçen zamanın soruşturmanın erken etkisizlik belirtileri gösterdiği sonucuna varmaya imkân vermediğini belirtip başvuruyu iç hukuk yolları tüketilmeden yapılan erken bir başvuru olarak kabul etmiştir.