8. Hukuk Dairesi 2023/3199 E. , 2024/8035 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1945 E., 2022/1630 K. KARAR : Davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ve Hazinenin karşı tescil talebinin reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/54 E., 2022/205 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı y…
**8. Hukuk Dairesi 2023/3199 E. , 2024/8035 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1945 E., 2022/1630 K. KARAR : Davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ve Hazinenin karşı tescil talebinin reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/54 E., 2022/205 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nun 353/(1)-b-2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın ve Hazinenin karşı tescil talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 21.08.1964 tarihinde ilan edilen tesis kadastrosu çalışması ile 21.10.2005 tarihinde ilan edilmek suretiyle yasal süresi sonunda kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulama çalışmaları bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili Manavgat ilçesi Kısalar Mahallesindeki 121 ada 26 parselin kuzeyinde, 121 ada 24 parselin doğusunda kalan yerin doğusunda yer alan yaklaşık olarak 5.000 m²lik yerin müvekkili tarafından 30 yılı aşkın bir süredir aralıksız ve davasız malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, davaya konu taşınmazın müvekkili tarafından 30 yılı aşkın bir süre önce imar ve ihya edildiğini, ekilip dikilir tarım arazisi haline getirdiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili açısından Medeni Kanunda öngörülen zilyetliğe dayanan kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle malik olma koşullarının oluştuğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde başka kişilerin zilyetliği veya hakkının bulunmadığını, dava konusu taşınmazın ormanla veya başka bir kamu kurum ve kuruluşu ile de bir ilgisinin olmadığını, bu nedenle taşınmazın müvekkilin adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, davanın reddi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi gereğince taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Dahili davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma husumet yönlendirilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2016/325 Esas, 2020/42 Karar Sayılı ilamı ile; davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.11.2021 tarihli ve 2021/588 Esas, 2021/1083 Karar sayılı ilamı ile; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/(1)-a-6 ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına, işin esasına yönelik istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, kaldırma ilamı sonrası yukarıda tarih ve sayısı belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararı ile; davanın kabulüne ve Antalya ili Manavgat ilçesi Kısalar Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 31.01.2019 tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen toplam yüzölçümü 3.809,54 m² alanlı taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; çekişmeli taşınmazın halen derenin etki alanından kurtulmadığı ve taşkın sahası içerisinde kaldığının anlaşıldığı, derenin etki alanı ve taşkın sahası içerisinde kalan dava konusu taşınmazın, bu hali ile 4721 sayılı Kanun'un 715 inci maddesi kapsamında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun ve aynı Kanun'un 999 uncu maddesi gereğince Hazine adına dahi özel mülkiyete konu olamayacağını tescil harici bırakılması gereken yerlerden olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken; dosya kapsamına uygun olmayan yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın ve Hazine'nin karşı tescil talebinin reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesi tarafından verilen karara katılmalarının mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan 06.01.2019 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın bir bütün olarak eski ve şimdiki haliyle aktif dere sahası içerinde kalmadığı, zemin özelliği bakımından diğer çevre parsel taşınmazların zemin özelliği ile aynı olduğu kanaatine varıldığını, bu durumun dahi tek başına taşınmazın tescilinde sakınca olmadığını gösterdiğini, dava konusu taşınmazın dere yatağı veya dere yatağından kazanılmış yerlerden olmaması sebebiyle yerel mahkeme tarafından verilen hükmün yerinde olduğunu, taşınmazın üzerinde müvekkilinin narenciye bahçesi bulunduğunu ve taşınmazın tarıma elverişli olduğunu, eski tarihli haritalarda ziraat alanı olarak nitelendirildiğini, bilirkişi raporunda açıkça olağanüstü yağış durumları sonucunda taşkın olabileceği ve bu durumun çevredeki diğer taşınmazlarda da meydana gelebileceği kanaatiyle bu sonuca ulaşıldığını, bu sebeple bu durumun taşınmazın taşkın sahası içerisinde kaldığı şeklinde yorumlanmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda taşkın gören yerlerin dere yatağı olmadığının da vurgulandığını, bilirkişi raporunda Google 2003 ile Google 2018 hava fotoğrafları ve 1995 tarihli memleket haritası ile 2011 tarihli memleket haritasının karşılaştırıldığını ve derenin yatak değiştirmediği kanaatine varıldığını, taşınmazın doğusunda yer alan derenin yatak değiştiren aktif bir dere olmadığını, dava dosyası incelendiğinde süreklilik arz eden bir yatak değiştirme veya taşkın durumundan söz edilemeyeceğinden yerel mahkeme kararının yerinde olduğunu, istinaf kararında raporlarda çelişki olmadığından bahsedilse de istinaf mahkemesi tarafından ikinci Jeoloji raporunun hatalı yorumlandığını, ikinci raporda ilk jeoloğun hataya düştüğü kısmın açıkça gösterildiğini, taşınmazın dere yatağı olduğunu gösterir hiçbir somut delil bulunmadığını, ikinci raporda bahsedilen sel taşkınlarının olağanüstü yağışlar sebebiyle çevre parseller de dahi görünen bir durum olduğunu ve taşınmazın dere yatağında olup olmamasından kaynaklı olmadığını, zira bilirkişi raporunda bu durumu "Olağanüstü yağışlara bağlı taşkına maruz kalması dere yatağı olduğunu göstermez." şeklinde açık bir dille ifade edildiğini, iki rapor arasında bariz bir çelişki olduğunu, ilk raporun açık bir şekilde hatalı olduğunu, hükme esas alınan ikinci jeolog raporunun hukuka uygun olduğunu, istinaf kararında gösterilen bozma gerekçesinin somut gerçekleri yansıtmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.