Başvuru, devlet memurluğundan çıkarma cezasının iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, devlet memurluğundan çıkarma cezasının iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, Batman'da bulunan ilkokul ve ortaokul şeklinde hizmet veren bir devlet okulunda memur olarak görev yaptığı sırada aynı okulda öğrenci olan bir kişiye cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle şikâyet edilmiştir. Başvurucu hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmiştir. Başvurucu Millî Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 2/7/2014 tarihli kararıyla devlet memurluğundan çıkarılması üzerine anılan işlemin iptali talebiyle dava açmıştır. Batman İdare Mahkemesi (Mahkeme) 10/4/2015 tarihinde işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Ret gerekçesinde Mahkeme; bir okulda memur olan başvurucunun sübuta eren ve İ.B. adlı öğrencinin boynunu kavrayarak kendine doğru çektikten sonra yanak/boyun bölgesinden öpmek ve omuz/sırt/bel bölgesini okşamak suretiyle gerçekleşen eyleminin, 657 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde belirtilen "memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" hükmü kapsamına girdiği kanaatine ulaşıldığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun memur olarak çalıştığı okulda okuyan öğrenciye yönelik hareketlerinin anılan kanun hükmü kapsamında kalması nedeniyle bu eylemlerin karşılığında tesis edilen "devlet memurluğundan çıkarma" cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onikinci Dairesinin 22/2/2017 tarihli ilamıyla temyiz talebinin kabulüne ve mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; soruşturma raporu ile olay yerini gören kamera kayıtlarının incelendiği, başvurucunun kız öğrenci ile yakınlaştığının görüldüğü ancak eylemin cinsel taciz boyutuna varmadığı kanaatine ulaşıldığı, başvurucu hakkındaki ceza davasında eylemin mağdurun rızası dışında gerçekleştiğine dair her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verildiği belirtilmiştir. Sonuç olarak kararda başvurucunun memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğuna dair somut bir delilin olmadığı, kamera kaydı görüntülerine göre sübut bulan eylemin ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu itibarla, başvurucunun sübut bulmayan fiilinden dolayı tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı ve davanın reddi şeklinde verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı kanaati belirtilmiştir. Millî Eğitim Bakanlığının karar düzeltme talebi aynı Dairenin 24/1/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Mahkeme Danıştay Onikinci Dairesinin 22/2/2017 tarihli bozma kararına uymayarak önceki kararında direnmiştir. Başvurucunun direnme kararını temyiz etmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 5/12/2018 tarihli kararıyla ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı kanaatine varıldığı belirtilerek Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucunun kararın düzeltilmesi talebi ise 13/11/2019 tarihinde reddedildiğinden Mahkemenin kararı kesinleşmiştir. Başvurucu vekili, nihai hükmü 21/1/2020 tarihinde tebliğ aldıktan sonra 10/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına sebebiyet veren olaya ilişkin ayrıca ceza yargılaması yapılmıştır. Başvurucu hakkında Batman Asliye Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) yapılan yargılama sonucunda başvurucunun mağduru öpmesi şeklinde sübut bulan eyleminin mağdurun rızası dışında gerçekleştiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle başvurucu hakkında beraat kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucunun mağduru yanağından öpmesi şeklindeki eyleminin sabit olduğu ancak on beş yaşından büyük ve on sekiz yaşından küçük olan mağdurun gerçekleştirilen eyleme yönelik rızası bulunup bulunmadığı hususunda şüphe oluştuğundan beraat kararı verildiği ifade edilmiştir. Başvurucu hakkındaki beraat kararı Yargıtayca 23/6/2016 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.