(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9500 E. , 2009/10532 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.08.2008 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesi temdidinin tapuya şerhi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bü…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9500 E. , 2009/10532 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.08.2008 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesi temdidinin tapuya şerhi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, kira sözleşmesinin tapu kaydına şerhi isteğine ilişkindir. Davacı, 1489 ve 1491 parsel sayılı taşınmazların davalıdan kiralandığını, 01.09.1988 tarihli kira sözleşmesinin 15.09.1988 tarihinde tapuya şerh verildiğini, sözleşmenin (B) bendi uyarınca temdit haklarının bulunduğunu, yine (H) bendi uyarınca da tapuya şerh olanağının tanındığını, şerhin temdit için de söz konusu olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan temdit haklarını kullanmalarına rağmen davalıların şerh için gerekli işlemleri yapmadıklarını ileri sürerek, kira sözleşmesinin 10 yıl için yeniden tapuya şerhini talep etmiştir. Davalılar, taşınmazı sonradan satın aldıklarını, önceki malik ile davacı arasındaki kira sözleşmesi hükümlerinin artık kendilerine karşı ileri sürelemeyeceğini savunmuşlardır. Mahkemece, kira sözleşmesinin 20 yıllık süre için tapuya şerh verildiği, temdit anlaşmasının sözleşmenin taraflarını bağlayacağı, yeni malike karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Bilindiği gibi, kişisel haklar yalnızca sözleşmenin tarafına karşı ileri sürebilir. Taşınmaz üzerinde doğan kişisel haklar da aynı niteliktedir. Borçlunun taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi halinde kişisel hak üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyeceğinden borca aykırılıktan dolayı Borçlar Kanununun 96. Maddesine göre tazminat istenebilir. Taşınmazlarda mülkiyetin geçirilmesi değil yalnızca kullandırma, yararlandırma hakkı veren adi kira ve ürün kirası sözleşmelerinden kaynaklanan kişisel haklarda da durum böyledir. Türk Medeni Kanununun 1009. maddesinde bazı kişisel hakların tapu kütüğüne şerh verilebileceği hususunu düzenlemiştir. Bunlar arasında kira sözleşmesinin şerhi de vardır. Ayrıca, Borçlar Kanununun 255. ve buna paralel bir düzenleme olan 277. maddesi gereğince bir taşınmaz kira sözleşmesinin tapu siciline şerh verilmesi hususunda iki taraf sözleşme yapabilir. Bu sözleşme kira sözleşmesinden bağımsız bir sözleşme olup, kira sözleşmesi içinde veya ondan ayrı olarak düzenlenebilir. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunundaki bu düzenlemeler gereğince kira sözleşmesinin şerh anlaşması olduğu sürece tapuya şerhi olanaklıdır.