Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında Mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve usule aykırı karar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; kararda esasa etkili itirazların cevaplanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında Mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve usule aykırı karar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; kararda esasa etkili itirazların cevaplanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 31/7/2014 tarihinde Rize Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; kendisine ait iş yerlerinin işgal edildiğini, eşyalarının izni dışında alındığını iddia ederek 6/4/2001 ve 1/7/2002 tarihlerinde haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası açmıştır. Rize Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/1/2003 tarihli veK.2003/29 sayılı kararı ileE.2002/215 sayılı dosya, MahkemeninE.2001/51 sayılı dosyasında birleştirilmiştir. Mahkeme 12/2/2009 tarihli ve E.2001/51, K.2009/38 sayılı kararı ile asıl ve birleşen dosyada davaların kısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"... İddia, savunma, dinlenen tanık beyanları, 30/7/2008 tarihli bilirkişi raporu, anılan Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar Rize Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/38-366 E, K Sayılı dosyasında suçun zamanaşımına uğramış olması sebebiyle; davanın düşürülmesine karar verilmiş ise de; sanıkların davacıya yönelik suça konu eylemleri gerçekleştirmiş oldukları, buna göre haklarında mahkumiyet hükmü kurulan davalıların eylemleri sebebiyle davacının manevi tazminata hak kazanacağı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, eylemlerin vasıf ve niteliği, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumları, davacının meydana gelen olaydaki etkisi dikkate alınarak; tarafların sebepsiz zenginleşmesine yol açmayacak manevi tazminatı arzu edici kılmayacak, bir miktar manevi tazminata hükmetmek gerekmiş, bu miktarın 000 TL olmasının hakkaniyete uygun olduğu yönünde Mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmuş; ispatlanamayan maddi zarar ve diğer taleplerin reddi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...." Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/6/2010 tarihli ve E.2009/12078, K.2010/7615 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:"... Davacı, asıl ve birleşen davada; kuru çay ve gıda ticareti yaptığını, rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü sırada işleri ile ilgilenemediğini, bunu fırsat bilen davalıların işyerini işgal ederek işyerindeki malzemeleri aldıklarını belirterek, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Dosyada bulunan 2005/38-2005/366 sayılı ceza dosyası içeriğinden, davalılardan ....'in alacaklarını alabilmek amacıyla davacıya ait işyerine gelip davacıyı tehdit ederek ve zor kullanarak, niteliği ve değeri belirlenemeyen malzemeleri aldıkları sonucuna varılarak, kendiliğinden hak almak suçundan ayrı ayrı cezalandırıldıkları, davanın temyiz aşamasında zamanaşımına uğradığı; eldeki dosyada dinlenen tanık anlatımlarından, adı geçen davalıların davacının hastanede bulunduğu sırada işyerine gelerek tehdit ve zor kullanmak suretiyle işyerindeki çay ve gıda maddelerini alacaklarına karşılık aldıkları anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, zarar tutarının belirlenemediği belirtildiğinden maddi tazminat istemi reddedilmiştir. Borçlar Yasası'nın maddesi gereğince, zararın varlığını ve tutarını kanıtlamak zorunda olan davacının, zararın gerçek tutarını kanıtlamakta zorlandığı veya kanıtlanmasının davacıdan beklenemeyeceği durumlarda yargıç, işlerin olağan gidişi ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zarar tutarını kendiliğinden belirler. Burada yargıca verilen bir yetkinin ötesinde bir görevin de bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır.Davacının hangi nitelik ve değerdeki malzemelerden ne kadarının alındığının tam olarak belirlenememiş olması maddi tazminat isteminin tümden reddini gerektirmez. Alınan malzemeleri sayısı ve değerinin toplanan kanıtlara göre saptanamaması durumunda, Borçlar Yasası’nın maddesi uyarınca, haksız eylem gününe göre davacının yaptığı ticaretin niteliği ile benzer işyerlerinin ortalama kazancı, hak ve adalet ölçüsü gözetilerek, yargıç tarafından belirlenecek maddi tazminatın davalılardan alınmasına karar verilmelidir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, belirlenecek zarar tutarının ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, maddi tazminat isteminin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. ..." Bozma üzerine dosya E.2010/480 sırasına kaydedilmiş, bozma ilamına uyan Mahkeme 9/4/2013 tarihli ve E.2010/480, K.2013/289 sayılı kararı ile asıl ve birleşen dosyada davaları kısmen kabul etmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Dava , hukuki niteliği itibarı ile haksız fiil sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.... Bozma ilamına uyulmakla zararın tespiti bakımından teknik bilirkişiler Zıraat mühendisi H.K. ile SMMbilirkişi N. 7/9/2011 tarihli ve 14/11/2011 tarihli raporları ile davacının talep edebileceği alacak miktarını hesap etmişlerdir. SMMO.E. veHesap uzmanı Avukat S.N.Ç. mahkemeye sunmuş oldukları 25/7/2012 tarihli raporları ile davacının 6/10/1999 tarihli olay tarihi itibarı ile talep edebileceği maddi tazminat miktarının 477,73 TL olduğunu tesbit etmişlerdir.Tüm bu toplanan deliler, raporlar sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yargıtayın "Borçlar Yasası'nın maddesi gereğince, zararın varlığını ve tutarını kanıtlamak zorunda olan davacının, zararın gerçek tutarını kanıtlamakta zorlandığı veya kanıtlanmasının davacıdan beklenemeyeceği durumlarda yargıç, işlerin olağan gidişi ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zarar tutarını kendiliğinden belirler." gerekçesi dikkate alınarak maddi zararın miktarı dosya kapsamına göre taktiren belirlenmiştir. Zararın tespitinde bilirkişi raporundan ayrılma nedeni, kabul oranı gerekçeleri ile olayların meydana geliş ve ileri sürülüş şekilleri şu şekilde özetlenebilir:Davacı ilk olarakE.2000/152 sayılı dosya ile dava açmış, halihazırda görülen davadaki tazminat taleplerini aynı vakıalara dayanarak ileri sürmüştür. İş bu davamızdaki davalıların tüzel kişiliği olmayan firmalarına açtığı davada maddi tazminat olarak 000 TL değerinde kuruçay, 000 TL değerinde gıda maddesi, 000 TL değerinde demirbaş eşya, 000TL değerinde kamyonunun davalılar tarafından alınması nedeniyle oluşan zararı talep etmiş, ancak2002 tarihinde dava husumetten reddolmuştur. Husumetten reddolunan dava devam ederken 2001/51 E. Sayılı dosya ile davalılardan İ.T. ve N.Ç.ye ayrıca dava açmış, 000TL maddi 000TL manevi tazminat talep etmiştir. Bu davanın gerekçesi olarak ta davalıların işyerlerine el koymasından doğan zarar olduğunu ileri sürmüştür. Davacını ileri sürdüğü zararın vevakıalarınönceki açılan dosyadaki vakıalar ve zararlarla örtüştüğü anlaşılmaktadır.Husumetten reddolunan 2000/152 E. Sayılı davadan sonra davacı, 1/7/2002 tarihinde, 2002/215 E. Sayılı dosya ilegerçek kişiler aleyhine tazminat talepli dava açmıştır. 2002/215 E. Sayılı dosya 28/1/2003 tarihinde yine mahkememizin 2001/51 E. Sayılı dosyasında birleştirilmiştir. 2002/215 E. Sayılı dosyadaki dava dilekçesinde davacı 000 TL değerinde kuruçay, 000 TL değerinde gıda maddesi, 000 TL değerinde demirbaş eşya, 000TL değerinde kamyonu, 000TL lik dövizinin davalılar tarafından alındığını iddia etmiştir. Mahkememiz tarafından husumetten reddolunan 2000/152 E. sayılı dava incelendiğinde dosya içerisinde bulunan savcılık hazırlık soruşturması evraklarına göre davacı savcılığa mükerreren ifade vermiş, dilekçe sunmuştur. Davacı savcılığıa verdiği 1/10/1999 tarihli müşteki ifade tutanağında " ben bundan yaklaşık 1 yıl öncesi piyasadan çok miktarda kuruçay almıştım. İşlerimin iyi gitmemesi sebebiyle iflas ettim. Kendisine borçlu olduğum kişiler sürekli olarak tehdit ettiler, ben borçlarımı ödemek için elimden gelen gayreti gösteriyorum. Kendisinden şikayetçi olduğum İ.ye 000 TL civarında bir borcum vardı. Ben borcuma karşılık kendisine Rize de bulunan dükkanımı ve işyerimi devrettim ancak sanık ben kendisine hala borcum olduğunu iddia ederek, beni sürekli olarak tehdit etmekte ve hakaret etmektedir...." şeklinde ifade vermiştir. Davacı 6/10/1999 tarihinde savcılığa verdiği ifadede "...rahatsız olduğum dönem fırsat bilinerek benden alacaklı olan kuru çay sahipleri 14 kişi bir havuz kurarak dilekçemde belirttiğim 6 adet işyerimden bana ait daha doğrusu Ahmet Karaali ile kuruduğum ortaklığa ait işyerindeki kuru çaylardan ve gıda maddelerinden alacaklarına karşılık alarak benim rızam olmaksızın, yokluğumu fırsat bilerek işyerime el koymuşlardır...." şeklinde ifade vermiştir. 2/11/1999 tarihli savcılık ifadesinde davacı " A.K. benim ablam E.K.nın oğlu yani yeğenim olur. Kendisi ile 20 yıldan beri ortaktım. Ancak işler kötüleşince beni bıraktı. Ben tüm kayıtları üzerimde olduğundan onun durumu kötüleşmedi...." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı Cumhuriyet başsavcılığına verdiği 6/10/1999 tarihli şikayet dilekçesinde 6 farklı yerde işyeri oluğunu ve buralardan mallarının alındığını bildirmiştir. Davacının oğlu A.R.B. 2/11/1999 tarihinde savcılık ifadesinde " ben müşteki Ramazan Büyük'ün oğlu olurum. Babam, A.K. ile ortak idiler. Piyasadan çay almışlardı. Ancak işlerin iyi gitmememsi nedeniyle zor duruma düştürler. Alacaklıların sıkıştırması sonucu babam deprosyon geçirdi. Rize devlet hastanesi psikaytri bölümüne yatrrıldı. ... Babamın ortağı A.K. bana kardeş, Yunusla birlikte babamın Yeşilköydeki deposundan benim kullanacağım bedforta ve Y.K. kullanacağı misubusi kamyona çayları yükleyip yanında bulunan N.Ç. Nin Kokulukayadaki götürmemizi söyledi. Ben ve Y.K. Yeşilköye geldik. Depodaki çaylardan 13 ton çayı iki araca yükleyip bana söylendiği gibi N.Ç.nin deposuna götürdük. Yükü indirip işyerime döndüm. A.K. babamın ortağı olduğundan ticari ilişkileri nedeniyle götürdüm. ... Şeklinde beyanda bulunmuştur. Savcılık hazırlık tahkikatında dinlenen ve iş bu davamızda davalılar beyanlarında , davacının kendilerine borçları olduğunu, ortağı A., çalışanı İ.T., oğlu A.R.ve vekili pozisyonunda İ.K., yeğeni A.K. ve N.Ç.nin borçları kapamak için malları alacaklılar arasında rıza ile paylaştırdıklarını ifade etmişlerdir. Dava dosyasına ibraz edilen başka bir evrak ta davacının ortağı olduğu Çay San. Gıda. Ltd. Şti şirketi tarafından düzenlenmiş olan 1999 tarihli 10044 nolu faturadır. Bu fatura ile 430TL lik gıda maddesi Kokulçay Ltd. Şti ne fatura karşılığı satılmış ya da devredilmiştir. İş bu fatura da kapalı fatura olarak düzenlenmiştir. Bu faturanın düzenlendiği tarihte davacı Ramazan Çay şirketindeki ortaklığını devrederek şirketten ayrılmış, yani ortak değildir. Şunu hemen belirtmek gerekir ki davamızda Yargıtay bozma ilamına esas alınan Rize Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/38 Esas, 2005/366 Karar sayılı dosyasında suç tarihi 1999 olup bu tarihte davacı Çay şirketindeki ortaklığından ayrılmıştır.Davaların ve soruşturmaların ilerleyen aşamalarında gerek davacının gerekse oğlunun zarara ilişkin beyanlarında artışlar olduğu anlaşılmaktadır. Davacının oğlu A.R.B.nin Güneysu Asliye Hukuk Mahkemesinde 11/9/2001 tarihinde alınan beyanında depolarında 400-500 ton çaylarının olduğunu, 250-300 milyarlık gıda maddelerinin olduğu ifade etmiştir. Oysa önceki alınan ifadelerde uğradıkları iddia olunan zarar miktarları daha azdır.Davacı 0/12/1999 tarihinde vergi dentemeni S.ye verdiği beyanda (dosyaya celp edilmiştir) 1998 yılında aldıkları 000 kg çaylarından000-500 kg mının yasal olmayan yollardan kendilerinden alındığını, geri kalanı ise paketleyip sattıklarını ifade etmiştir.Dosya içine celbedilen ticaret odası kayıtları ve vergi dairesi müdürlüğü kayıtlarından davacının Çay şirketindeki hisselerini 4/1/1999 tarihinde diğer ortağı A.K. ile beraber devrettiği, Çay şirketinin 1997 yılı kurumlar vergisi matrahı 871TL ,1998 yılı kurumlar vergisi matrahınında 578Tl olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ve oğlu A.R.B.nin ilk dava dilekçesi ve ifadelerinden sonra alınan beyanlarda ve dilekçelerde kendilerinden zorla alındığını ifade ettikleri malların miktarlarında sürekli artış olmuştur. Davacının ilk dava dilekçesinde talep ettiği fiyat ve tazminat mikatrından 131 (bedelin kilgram fiyatına bölünmesi ile bulunmuştur) ton kuru çay talebi varken bu rakam sonraki beyanlarda 400,500, 600 tonlara çıkmıştır. Vergi beyanları ise iddia edilen rakamlara ışık tutmaktan çok uzaktır. Teknik bilirkişiler Zıraat mühendisi H.K. ile SMMbilirkişi N. 7/9/2011 tarihli raporları ve 14/11/2011 tarihli raporları ile davacının talep edebileceği alacak miktarını hesap etmişlerdir. Bilirkişilerce davacının 7 farklı yerdeki işyeri metrekareleri ile bu dükkanların alabileceği çay miktarı üzerinden bir hesaplamaya gidilmeye çalışılmıştır. Ancak davacı savcılık soruşturmasında 6 yerde işyeri olduğunu belirtmiştir. Sonuçta dükkanların toplam kapasite ile 539 kg çay alabileceği, parasal değerinin de 477,73TL olacağı ifade edilmiştir. Davacının ilk soruşturma aşamalarında iflas ettiği yönündeki beyanları karşısında davacının dükkanlarının tamamen çay ile dolu olarak hesaplanması da düşünülmesi gereken bir durumdur. Bilirkişilerin dükkanların kuru çay paketlerinin istiap hacminin hesaplanması konusunda hesap ve yöntem hataları olmakla beraber raporun fikir vermesi açısından geçerliliği bulunmaktadır. SMMO.E. ve hesap uzmanı Avukat S.N.Ç. mahkemeye sunmuş oldukları 25/7/2012 tarihli raporları ile davacının 6/10/199tarihliolay tarihi itibarı ile talep edebileceği maddi tazminat miktarının 477,73TL na 000 TL bakkaliye bedeli hesaplayarak 477,73 TL olduğunu tesbit etmişlerdir.Davacının tazminat kalemi olarak talep ettiği 53 A... plakalı kamyonun trafik tescil kayıtları talep edilmiş aracın hurdaya çıkarılmış olduğu belirtilmiştir. Davacı da 28/3/2013 tarihli duruşmada alınan beyanında şirket ortağının imza yetkisi olmakla kamyonu devrettiğini ifade etmiştir. Ayrıca davacı 26/2/2013 tarihli duruşmada demirbaş eşyalarına ait belgesi olmadığını, ancak 4 yazar kasa, 4 çelik kasa ve 4 masası olduğunu beyan etmiştir. Davacının ortağı olduğu Çay San. Gıda. Ltd. Şti şirketi tarafından düzenlenmiş olan 18/1/1999 tarihli 10044 nolu fatura ile 430TL lik gıda maddesi K. Ltd. Şti fatura karşılığı satılımış ya da devredilmiştir. İş bu fatura da kapalı fatura olarak düzenlenmiştir. Bu faturanın düzenlendiği tarihte davacı R. çay şirketindeki ortaklığını devrederek şirketten ayrılmış, yani ortak değildir. Teknik bilirkişiler Zıraat mühendisi H.K. ile SMM bilirkişi N. 7/9/2011 tarihli raporlarında gıda maddesini 000TL olarak belirlemişlerdir.18/1/1999 tarihli 10044 nolu fatura ile 430TL lik gıd a maddesi kapalı fatura ile devredildiği, kamyonun usulüne uygun olarak satışı yapıldığı, şirket demirbaşlarının hisse devri ile yeni ortaklara devredilmiş olacağı kanaatiyle ve ispata yarar belge ibraz edilmemiş olmakla gıda maddesi, demirbaş ve kamyona ilişkin maddi tazminat talepleri dikkate alınmamış ve ret edilmiştir.Davacının tazminata esas çay miktarının belirlenmesinde ise davacının oğlu A.R.B. 2/11/1999 tarihinde savcılık ifadesinde " ben müşteki Ramazan Büyük ün oğlu olurum. Babam, A.K. ile ortak idiler. Piyasadan çay almışlardı. Ancak işlerin iyi gitmememsi nedeniyle zor duruma düştürler. Alacaklıların sıkıştırması sonucu babam deprosyon geçirdi. Rize devlet hastanesi psikaytri bölümüne yatırıldı. ... Babamın ortağı A.K. bana kardeş, Yunusla birlikte babamın Yeşilköydeki deposundan benim kullanacağım bedforta ve Yunus Karaalinin kullanacağı misubusi kamyona çayları yükleyip yanınd a bulunan N.Ç.nin Kokulukayadaki götürmemizi söyledi. Ben ve Y.K. Yeşilköye geldik. Depodaki çaylardan 13 ton çayı iki araca yükleyip bana söylendiği gibi N.Ç.nin deposuna götürdük. Yükü indirip işyerime döndüm. A.K. babamın ortağı olduğundan ticari ilişkileri nedeniyle götürdüm. ... Şeklindeki beyanı, Davacının 0/12/1999 tarihjinde vergi dentemeni S.ye verdiği beyanda 1998 yılında aldıkları 000 kg çayların 000-500 kg mının kendilerinden yasal olmayan yollardan alındığı beyanı, davacının ilk dava dilekçesinde çay zararının kg fiyatı 8TL dan000TL olduğu, davacını şirketin % 50 hissedarı olduğu düşüldüğünde yarısı olan 500TLolduğu, davada kabul edilen 000TL nin hem davacının kendi beyan ettiği zarar miktarla örtüşmesi, davacının vergi denetmenine verdiği 000 kg ile oğlunun beyan ettiği 000 kgmın yarısı olan 500 kg örtüşmektedir. Bu miktarların bugünkü kuruçay fiyatları ve kabul edilen tazminat miktarı ile örtüştüğü görülmektedir. Tüm bu gerekçelerle 000TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalılardan Y.K. (eşi E.K.da ölmekle mirasçıları ) dava devam ederken ölmekle mirasçıları ..... davaya dahil edilmiştir. Ancak kararda sehven tazminatın Y.K.dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Y.K. irasçılarının davaya dahil edilmiş olmakla tazminattan mirasçılarının sorumlu oldukları gerekçesiyle kısa karar ters düşmeyecek şekilde mirasçıların ismi gerekçeli karara eklenmiştir. Y.K. mirasçılarının davada kendini avukatla temsil ettirmediklerinden dolayı ret edilen kısım üzerinden lehlerine vekalet ücreti hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/1/2014 tarihli ve E.2013/17069, K.2014/455 sayılı ilamı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 21/5/2014 tarihli ve E.2014/5922, K.2014/8234 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Ret kararı 30/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 31/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur." 818 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir: "Zararı ispat etmek müddeiye düşer, zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakim, halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder."