Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/5574 E. , 2024/13694 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/5574 Karar No : 2024/13694 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/5574 E. , 2024/13694 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/5574 Karar No : 2024/13694 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 9. bendi uyarınca Sağlık Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeni ile yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla açılan ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraat kararı verildiği, söz konusu kararda özetle; 'Sanık ...'ın, Y.Ö. ile ilişkisinin yaşam koçu olmasından kaynaklı olduğunu savunduğu, sanık ...'ın eşi sanık...'ın, sanığın savunmasını doğruladığı, yukarıda izah edildiği üzere sanık Y.Ö.'nün FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının deşifre olmaması adına örgüt üyelerini aradığı, onlara maddi yardımlarda bulunduğu ve bu şekilde örgütün yeniden yapılanması kapsamında devamlılığını sağladığı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçlarından haklarında soruşturma ve yargılama yapılan bir çok şüpheli veya sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün çözülmesine ve deşifre edilmesine yönelik bilgiler vermelerine engel olmak saiki ile faaliyetlerde bulunduğu, bu yönde hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunan kişiler ile eşleri ile irtibat kurmaya çalıştığının anlaşıldığı, sanığın Y.Ö. tarafından sabit hatlardan arandığında tereddüt bulunmadığı ancak sanığın Y.Ö.'in örgütsel amaçla aramalarına aynı amaçla karşılık vererek aynı amaç doğrultusunda örgütsel görüşmeler yaptığının kesin olarak belirlenemediği, Y.Ö.in faaliyetlerinin örgütsel olduğunda kuşku bulunmamakta ise de irtibat kurulan şahıslar ile ilgili bu hususu doğrulayan dosya kapsamında maddi bir delilin bulunmadığı, sanık ...'ın görüşme zaman dilimlerinde eşinin ceza infaz kurumunda bulunmadığı, sanık ...'ın Y.Ö. tarafından aranarak, örgütsel amaçla onunla buluştuğunun, toplantılar yaptığının, ... ile aynı saikle hareket ettiğinin mahkememizce kesin olarak belirlenemediği sanık savunmasının aksine dosya kapsamında söz konusu hususu doğrulayan başkaca herhangi bir delilin bulunmadığı, sanık hakkında düzenlenen havuz sorgu tutanağında fetö/pdy kapsamında herhangi bir tespitin bulunmadığı, UYAP sisteminde yapılan sorgulamada sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan başka bir soruşturma - kovuşturma bulunmadığı, UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasından yapılan araştırmada sanık hakkında herhangi suç unsurunun da belirlenemediği, Sanığın, Y.Ö. ile örgütsel saikle irtibat halinde olduğuna, onun örgütsel saikle gerçekleştirdiği eylemlere dahil olarak birlikte hareket ettiğine, örgütsel amaçla buluştuklarına, sanığın, FETÖ / PDY silahlı terör örgütüne üye olmakla birlikte örgütün yeniden yapılanmasına yönelik eylemlerde bulunduğuna dair dosya kapsamında kesin bir delilin bulunmadığı, ayrıca sanığın örgüte insan kazandırma faaliyetlerinde veya maddi katkıda bulunduğuna, örgütün organizasyonlarına dahil olduğuna, örgütün gizli haberleşme programlarını kullandığına, örgüte müzahir dernek veya sendikaya üye olduğuna, örgüt içerisinde görev üstlendiğine, örgüt amacını benimseyerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiğine, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katıldığına, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin hakkında bir delil veya tespit bulunmadığı, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan 'in dubio pro reo' ilkesine göre kuşkudan sanığın yararlandırılması gerektiği, sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yönünden, toplanan delilere göre sanığın savunmasının aksine, isnad edilen suçu işlediği konusunda, kesin, mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından...' şeklinde tespitlere yer verildiği, dava dosyasında mevcut diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının bylock kullanmadığı, kapatılan kurumlarda herhangi bir kaydına rastlanılmadığı, Bank Asya hesabının bulunmadığı, FETÖ/PDY kapsamında değerlendirilen dernekler ve çeşitli belge/evrak verilerinde isminin geçmediği, her ne kadar gerek dava dosyasına sunulan ankesör/büfe sorgu raporunda gerekse yargılandığı ceza davasına ilişkin iddianamede davacının muhtelif tarihlerde büfelerde ve iş yerlerinde kullanılan ankesörlü/ sabit telefonlardan baz kayıtlarına göre arandığı belirtilmekte ise de, davacının anılan aramalara örgütsel amaçla cevap verdiğinin kesin olarak belirlenemediğinin aktarılan beraat kararında açıkça ifade edildiği, tüm bu verilerden yola çıkıldığında ise davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline ve davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının hak ediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılacak değerlendirme için herhangi bir delile dayanma zorunluluğunun öngörülmediği, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan"...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde müfettiş yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanunla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı beraat kararının verildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin... tarih ve E:... K:...sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtayda temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, "...Sanık ...mahkememizde savunmasında özetle; Y.Ö.'nün kendisine yaşam koçu olarak tanıtıldığını, fotoğraftaki evlerin kendilerine ait olmadığını, kadının kendisinde telefonu olduğunu, seanslara gitmeden önce onunla görüştüğünü, Z.K.'ye Y.Ö.'e terapiye gittiğini söylediğini, Z.K.'nin de Y.Ö. ile AVM'deki görüşmelerine katıldığını,... numaralı hattın kendisine ait olduğunu bu hattı 2018 yılında da kendisinin kullandığını,Y.Ö.'in kendisini sabit hattan arayıp aramadığını hatırlayamadığını, B.Ç.'ı tanımadığını, sanıklar arasında Y.Ö. ve Z.K.'ni tanıdığını, B.Ç. ile bir irtibatının olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamı, sanık savunması ve yukarıda izah edilen deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Her ne kadar sanık ...hakkında adına kayıtlı GSM hattından 04.07.2018, 05.07.2018 ve 12.09.2018 tarihlerinde Y.Ö. isimli şahıs tarafından ankesör/büfe telefonlarından arandığı ve örgütsel iletişim kurduğu, Y.Ö. ile 3 kez fiziki görüşmesi ve ankesörlü hatlardan şüpheli Y.Ö. tarafından ardışık aranmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmakla birlikte yeniden yapılanmasını yönelik eylemlerde bulunduğu ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddia olunmuş ise de; Sanık ...'ın, Y.Ö. ile ilişkisinin yaşam koçu olmasından kaynaklı olduğunu savunduğu, sanık ...'ın eşi sanık C.A.K.'ın, sanığın savunmasını doğruladığı, yukarıda izah edildiği üzere sanık Y.Ö.in FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının deşifre olmaması adına örgüt üyelerini aradığı, onlara maddi yardımlarda bulunduğu ve bu şekilde örgütün yeniden yapılanması kapsamında devamlılığını sağladığı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçlarından haklarında soruşturma ve yargılama yapılan bir çok şüpheli veya sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün çözülmesine ve deşifre edilmesine yönelik bilgiler vermelerine engel olmak saiki ile faaliyetlerde bulunduğu, bu yönde hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunan kişiler ile eşleri ile irtibat kurmaya çalıştığının anlaşıldığı, sanığın Y.Ö. tarafından sabit hatlardan arandığında tereddüt bulunmadığı ancak sanığın Y.Ö.'in örgütsel amaçla aramalarına aynı amaçla karşılık vererek aynı amaç doğrultusunda örgütsel görüşmeler yaptığının kesin olarak belirlenemediği, Y.Ö.'in faaliyetlerinin örgütsel olduğunda kuşku bulunmamakta ise de irtibat kurulan şahıslar ile ilgili bu hususu doğrulayan dosya kapsamında maddi bir delilin bulunmadığı, sanık ...'ın görüşme zaman dilimlerinde eşinin ceza infaz kurumunda bulunmadığı, sanık ...'ın Y.Ö. tarafından aranarak, örgütsel amaçla onunla buluştuğunun, toplantılar yaptığının, ... ile aynı saikle hareket ettiğinin mahkememizce kesin olarak belirlenemediği sanık savunmasının aksine dosya kapsamında söz konusu hususu doğrulayan başkaca herhangi bir delilin bulunmadığı, sanık hakkında düzenlenen havuz sorgu tutanağında fetö/pdy kapsamında herhangi bir tespitin bulunmadığı, UYAP sisteminde yapılan sorgulamada sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan başka bir soruşturma - kovuşturma bulunmadığı, UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasından yapılan araştırmada sanık hakkında herhangi suç unsurunun da belirlenemediği, Sanığın, Y.Ö. ile örgütsel saikle irtibat halinde olduğuna , onun örgütsel saikle gerçekleştirdiği eylemlere dahil olarak birlikte hareket ettiğine, örgütsel amaçla buluştuklarına, sanığın, FETÖ / PDY silahlı terör örgütüne üye olmakla birlikte örgütün yeniden yapılanmasına yönelik eylemlerde bulunduğuna dair dosya kapsamında kesin bir delilin bulunmadığı, ayrıca sanığın örgüte insan kazandırma faaliyetlerinde veya maddi katkıda bulunduğuna, örgütün organizasyonlarına dahil olduğuna, örgütün gizli haberleşme programlarını kullandığına, örgüte müzahir dernek veya sendikaya üye olduğuna, örgüt içerisinde görev üstlendiğine, örgüt amacını benimseyerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiğine, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katıldığına, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin hakkında bir delil veya tespit bulunmadığı, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan 'in dubio pro reo' ilkesine göre kuşkudan sanığın yararlandırılması gerektiği, sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yönünden, toplanan delilere göre sanığın savunmasının aksine, isnad edilen suçu işlediği konusunda, kesin, mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "kuşkudan sanık yararlanır" ilkesi uyarınca sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar vermek gerekmiştir..." tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Diğer taraftan, yukarıda yer verilen mahkeme kararında adı geçen ve davacıyı ankesörlü/büfe telefonlarından ardışık olarak aradığı tespit edilen Y. Ö. hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E..., K:... sayılı mahkumiyet kararında; "... Dosya içerisinde yer alan fiziki takip tutanakları, arama el koyma tutanakları, hts analiz raporları tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanık Y.Ö.'nün FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının deşifre olmaması adına ankesörlü/sabit hatlardan işbu dava dosyasından tefrik edilen diğer sanıkları aramak suretiyle irtibat kurup onlarla görüşmeler gerçekleştirdiği, onlara maddi yardımlarda bulunduğu ve bu şekilde örgütün yeniden yapılanması kapsamında devamlılığını sağladığı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçlarından haklarında soruşturma ve yargılama yapılan bir çok şüpheli veya sanığın 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün çözülmesine ve deşifre dilmesine yönelik bilgiler verdikleri ve teşhis işlemleri yaptıklarının bilinmesi gerçeği karşısında sanığın da buna engel olmak ve örgütteki çözülmeyi ve etkin pişmanlıktan yararlanacak kişilere engel olmak saiki ile faaliyetlerde bulunduğu, nitekim sanığın ankesörlü sabit hatlardan iletişime geçip görüştüğü bayan şahısların eşlerinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan soruşturması veya yargılaması olduğu, bir kısmının da aynı soruşturma kapsamında ceza evinde bulunan kişiler olduğunun anlaşılmasının da bu hususu doğruladığı, nitekim sanığın yaptığı aramaların bir kısmının ardışık nitelikte arama olduğu, sanığın alınan savunmalarında her ne kadar yaşam koçluğu seminerlerine katıldığı ve yaşam koçu sertifikası aldığını ve bu kapsamında AVM veya halka açık yerlerde tanışmış olduğu kişilerle bu doğrultuda görüşmeler yaptığı, onlara yardımcı olduğu ve bu seanslardan ücret aldığını ileri sürmüş ise de bu savunmasının da gerçeklerden uzak olduğu, şöyle ki sanık ...'in gerek soruşturma aşamasında gerekse de yargılama aşamasında yaşam koçluğu sertifikasını nereden aldığını ispatlayamadığı ve ibraz edemediği, nitekim yapılan ev aramasında da yaşam koçluğu adı altında herhangi bir sertifikaya ya da belgeye rastlanmadığı anlaşılmakla sanığın, örgütün çözülmesine engel olmak ve örgütü ayakta tutabilmek adına FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçundan soruşturması veya yargılaması olan kişilerle yapmış olduğu görüşmeleri yaşam koçluğu kisvesi adı altında yaptığı görüşmeler olarak açıklamasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik açıklamalar olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Sanığın mahkememizdeki savunmasında ...'da olduğu sürece kendisine ait bir cep telefonunun olmadığını ve maddi sebeplerden kaynaklı olarak bir süre cep telefonu kullanamadığını, bu nedenle tüm telefon görüşmelerini büfe ve benzeri yerlerden yaptığını savunsa da yakalandığında yapılan üst aramasında 2 adet cep telefonunun ve ev aramasında ele geçirilen yüklü miktarlarda döviz ve Türk lirasının olduğu ve günümüzde hemen hemen her yetişkin insanın bir cep telefonu kullanıcısı olduğu da düşünüldüğünde sanığın bu savunmalarının da doğru olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalardan sonra; sanık Y.Ö.'nün kendi adına kayıtlı ... numaralı GSM hattı ve kardeşi H.A. adına kayıtlı olan... numaralı GSM hattında (... ID numarası) örgütün kriptolu haberleşme programı olan ByLock programını kullandığının tespit edildiği,..." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtildiği üzere, davacının, adına kayıtlı GSM hattından 04/07/2018, 05/07/2018 ve 12/09/2018 tarihlerinde Y.Ö. isimli şahıs tarafından ankesör/büfe telefonlarından arandığı ve üç kez fiziki olarak görüştüğü, aramaların ardışık olarak gerçekleştirildiği, Y.Ö.'nün örgütün çözülmesine engel olmak ve örgütü ayakta tutabilmek adına FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçundan soruşturması veya yargılaması olan kişilerle yapmış olduğu görüşmeleri yaşam koçluğu kisvesi adı altında yaptığı, örgütteki çözülmeyi ve etkin pişmanlıktan yararlanacak kişilere engel olmak saiki ile faaliyetlerde bulunduğu da dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine yönelik verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/09/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.