8. Hukuk Dairesi 2015/15357 E. , 2018/2158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ... vekili dava dilekçesinde; milli park vasfında olan sera gölünün 2010 yılından itibaren tabiat milli park vasfına geçilerek bakanl
**8. Hukuk Dairesi 2015/15357 E. , 2018/2158 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ... vekili dava dilekçesinde; milli park vasfında olan sera gölünün 2010 yılından itibaren tabiat milli park vasfına geçilerek bakanlıklarının tasarrufuna alındığını, davalının aile çay bahçesi ve yemek yeri olarak kullandığı tesisin bir kısmının tabiat milli park içerisinde kaldığını, 135 ada 15 parselde ticari faaliyet gösteren davalıya gönderilen iki adet ecrimisil tebligatlarının sonuçsuz kaldığını belirterek 2011-2012-2013 ve 2014 yıllarına ait ecrimisil bedellerinin müteakip dönem başından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, yapılan keşif ve hazırlanan bilirkişi raporları doğrultusunda; “...parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan Aile Çay Bahçesi ve yazlık yemekhanenin davalı tarafından kullanıldığı, davalıya ecrimisil bedelini ödemesi için tebligat yapıldığı, ancak davalının bunu kabul etmediği, alınan bilirkişi raporlarına göre; davalının ... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan ve fen bilirkişisi ...tarafından düzenlenen 25/12/2014 tarihli rapora ekli krokide kırmızı renkle gösterilen ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan alanın 1578 m2 lik kısmında ticari faaliyette bulunmak suretiyle kullandığı..”gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir. Taraf sıfatı bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Bu durumda mahkemece öncelikle davacı tarafın ecrimisil talep ettiği yer ile ilgili tahsis ve diğer evrakları getirtilerek aktif dava ehliyeti üzerinde durulması, ecrimisil talep etme hakkının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir. Davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunduğunun tespiti halinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde düzenlendiği üzere; ''Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.'' Aynı Kanunun 281/2. maddesi hükmü gereğince de; ''Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alınabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.'' Öte yandan; bilirkişi raporları, Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabilir. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. Bu nedenle, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olayda; Mahallinde 25.12.2014 tarihinde yapılan keşif neticesinde dosyaya ibraz edilen 05.01.2015 tarihli Ziraat ve İnşaat Bilirkişi raporunun “Mahkemece Verilen Görev” bölümünde; “ 137 Ada 16 nolu parsel üzerindeki arazinin 1578 m2 lik kısmının, Orman ve Su İşleri Bakanlığının 12 Bölge Müdürlüğü 09.04.2014 tarih ve .......sayılı ecrimisil bedeli yazısında 2011 yılından itibaren 01.01.2011-25.07.2014 tarihleri arasında ecrimisilin hesap edilmesi istenilmektedir” denildikten sonra son dönem kira bedeli belirlenip, geriye doğru gidilerek ecrimisil miktarının hesaplanması yoluna gidilmiş, 25.12.2014 tarihli Fen Bilirkişi Raporunda ise “Dava konusu parsel 5918.99 m2 ile Maliye Hazinesi adına tescilli eski 1812 nolu parsel olduğu ve bu parselin 09.07.2003 tarihinde 4721 sayılı TMK'nun 999. M. Ve 3521 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5-9 maddesi uyarınca 5759.20 m2 sinin kamuya bedelsiz terkininin yapıldığı ve kıyı kenar çizgisinin krokide mavi tema ile gösterildiği ve 1812 nolu parselden geriye kalan kısmın ise Kadastro yenileme çalışmaları sonucunda yeni 137 ada 16 nolu parsel olarak 159,70 m2 yüzölçümü ile Maliye Hazinesi adına Arsa vasfı ile tescil edildiği ve krokide yeşil tema ile boyalı kısım olduğu dava konusu aile çay bahçesi ve yazlık yemekhanenin krokide kırmızı tema ile boyanarak gösterilen dava konusu alan olduğu ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı ..” tespit edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporları ecrimisil hesaplama yöntemi ve uyuşmazlık konusu aile çay bahçesi ve yazlık yemekhanenin yeri konusunda denetime elverişli değildir. Mahkemece, öncelikle yukarıda izah edildiği üzere davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, aktif dava ehliyetinin bulunduğunun tespiti halinde Sera Gölü Tabiat Milli Park’ına ilişkin bilgi ve belgeler ile Maliye Hazinesi adına kayıtlı eski 1812 nolu parsele dair tedavül kayıtları (ve sonrası oluşan kayıtlar ile birlikte) getirtilip mahallinde yeniden keşif icra edilerek ecrimisil talep edilen aile çay bahçesi ve yazlık yemekhanenin yeri, şekli, niteliği ve yüzölçümünün infazı sağlamaya elverişli tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz uzman bilirkişiye düzenlettirilecek ölçekli ve koordinatlı krokili rapora yansıttırılması, akabinde tespit edilen yüzölçümü üzerinden yukarıda değinilen ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme yapılarak, ilk önce dava konusu edilen ilk dönemin ecrimisil miktarının o yılların rayicine göre belirlenmesi, sonraki yıllar için ise belirlenecek tutarlara ÜFE artış oranı uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması ve hasıl olacak sonuca göre ecrimisile karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporları esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Davalının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.