Başvuru, idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Ardahan'ın Akyaka köyü sınırları içinde kum, çakıl ocağı kırma, yıkama, eleme tesisinin (tesis) işleticisidir. Başvurucu 8/2/2016 tarihinde aynı ilde bulunan Ağzıpek köyü muhtarı tarafından, yerine getirdiği faaliyetiyle hem Kura Nehri'ne hem de Ağzıpek köyüne zarar verdiği gerekçesiyle şikâyet edilmiştir. Şikâyet üzerine 24/2/2016 tarihinde denetim için tesise gelinmiş ancak mevsim şartları nedeniyle tesisin karla kaplı olmasına bağlı olarak denetim başka bir tarihe ertelenmiştir. Daha sonra başvurucu, aynı ilde bulunan Sugöze köyü muhtarı tarafından 22/6/2016 tarihinde, tesise ait kamyonların köy yolu ile evlere zarar verdiği gerekçesiyle şikâyet edilmiştir. Şikâyet üzerine 3/8/2016 tarihinde tesiste denetim gerçekleştirilmiştir. Denetimde tesiste yetkili ve çalışanın olmadığı, herhangi bir faaliyetin bulunmadığı ve alanda herhangi bir makinenin yer almadığı tutanak altına alınmıştır. Tesisin akıbeti hakkında başvurucu ile gerekli yazışmaların yapılacağı belirtilmiştir. Ardahan Valiliği (Valilik) Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü (Müdürlük)18/8/2016 tarihli yazıyla başvurucudan tesisin akıbeti hakkında ivedi olarak bilgi verilmesini istemiştir. Öte yandan Müdürlüğün yine 18/8/2016 tarihli bir diğer yazısıyla Devlet Su İşleri (DSİ) Şube Müdürlüğünden tesisin bulunduğu Kura Nehri yatağında herhangi bir tahribat yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek sonucun bildirilmesi istenilmiştir. Başvurucu 29/8/2016 tarihinde istenilen bilgiyi vermiştir. Dilekçesinde Sugöze köyünün tesise 9 km uzakta bulunduğunu belirtmiştir. Tesisin ancak yakınında bulunduğu Akyaka köyü tarafından şikâyet edilebileceğini ifade etmiştir. Sugöze köyü muhtarı ile husumeti bulunduğunu vurgulayarak kasıtlı olarak şikâyet edildiğini dile getirmiştir. DSİ, 8/9/2016 tarihli yazı ile istenilen bilgiyi vermiştir. Söz konusu yazıda nehir yatağının önceki durumu bilinmediği için şu anki durumla ilgili kesin bir kanaat oluşmadığı belirtilmiştir. Bunun üzerine 23/9/2016 tarihinde tesiste tekrar denetim gerçekleştirilmiştir. Denetimde tesiste herhangi bir ekipmanın görülmediği belirtilmiştir. Öte yandan tesiste GPS ile yapılan ölçüm neticesinde "Çevresel etki değerlendirme (ÇED) gerekli değildir." kararına konu proje tanıtım dosyasında belirtilen faaliyet alanı koordinatları dışında çalışıldığının tespit edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca faaliyete ilişkin "ÇED gerekli değildir." kararına konu proje dosyasında yer alan "Faaliyet alanı ile Kura Nehri arasında 50 metre genişlikteki alana müdahale edilmeyecektir." taahhüdü ile "Akar ve kuru dere yataklarına hiçbir şekilde müdahale edilmeyecektir ve pasa dökülmeyecektir." taahhütlerinin "bu alanlardan malzeme alarak" ihlal edildiği ve söz konusu durumun fotoğraflandığı tutanak altına alınmıştır. Yine denetim esnasında herhangi bir çalışan ya da yetkilinin tesiste bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu Çevre ve Şehircilik Bakanlığının (İdare) 17/10/2016 tarihli İdari Yaptırım Karar Tutanağı ile her bir taahhüt ihlali için 452 TL olmak üzere 356 TL idari para cezası ile cezalandırılmıştır. Tutanakta başvurucu hakkında yukarıda değinilen tespitlere yer verildikten sonra başvurucunun üç tahhütünü ihlal ettiği belirtilmiştir. Söz konusu eylemlerin 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun maddesinin (e) bendinde düzenlenen "Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde verdikleri taahhütnameye aykırı davranmak" kapsamında olduğu ifade edilmiştir. Anılan işlem başvurucuya, Valiliğin 19/10/2016 tarihli işlemiyle 27/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, idari para cezasının iptali istemiyle 6/12/2016 tarihinde dava açmıştır. Dilekçesinde idari yaptırıma konu alanlarda çalışma yapmadığını, faaliyet alanı dışında çalıştığının tespit edilmediğini, tesisle ilgili 2010 yılında -kendi işletmesinden önce- hazırlanan Tarımsal Etüt Raporunda taşınmazın tahrip edildiğinin ve derin çukurlar bulunduğunun yer aldığını, dolayısıyla tespit edilen aykırılıkların kendisi tarafından yapılmadığı gibi kim tarafından gerçekleştirildiğinin ortaya konulamadığını ileri sürmüştür. Savunma dilekçesinde başvurucunun taahhüt ihlallerine bağlı olarak mevzuata uygun para cezasının kesildiği ifade edilmiştir. Erzurum İdare Mahkemesi (Mahkeme) 31/10/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda başvurucunun "ÇED gerekli değildir." kararına konu proje tanıtım dosyasında; "ÇED koordinatları dahilinde çalışılacağı", "Faaliyet alanı ile Kura Nehri arasında 50 metre genişlikteki alana müdahale edilmeyecektir" ile "İşletme faaliyetleri sırasında Kura Nehri de dahil olmak üzere akar ve kuru dere yataklarına hiçbir şekilde müdahale edilmeyecektir." şeklinde taahhüt verdiği belirtilmiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen tespit tutanaklarının ve fotoğrafların birlikte değerlendirilmesinden başvurucunun ÇED gerekli değildir kararına konu proje tanıtım dosyasında yer alan taahhütlerini ihlal ettiği sonucuna varıldığı ifade edilmiş ve başvurucunun eylemlerinin 2872 sayılı Kanun'un maddesinin (e) bendinde düzenlenen "Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde verdikleri taahhütnameye aykırı davranmak" kapsamında olduğu belirtilerek dava konusu ceza hukuka uygun bulunmuştur. Mahkeme kararı başvurucuya 25/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 23/1/2018 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde, Mahkeme tarafından keşif yapılmadan sadece davalı idarece tutulan tutanaklara itibar edilerek karar verildiğini, oysa taahhütlerini ihlal etmediğini, faaliyet konusu alan dışında herhangi bir çalışmasının olmadığını ileri sürmüştür. Tesisteki faaliyet nedeniyle çevreye verildiği ileri sürülen zararın ispatlanamadığını, ortada bir zarar olsa dahi bu zararın Tarımsal Etüt Raporunda da ortaya konulduğu üzere kendinden önce tesisi işleten kişilerden kaynaklandığını iddia etmiştir. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 24/4/2018 tarihinde istinaf başvurusunu reddederek mahkeme kararını kesin olarak onamıştır. Nihai karar başvurucuya 13/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 2872 sayılı Kanun'un maddesinin (e) bendinin ilgili kısmı şöyledir:"...Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde verdikleri taahhütnameye aykırı davrananlara, her bir ihlal için000 Türk Lirası idarî para cezası verilir." 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...b)ÇED Olumlu kararı ya da “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından nihai ÇED Raporu veya Proje Tanıtım Dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda söz konusu taahhütlere uyulması için projeyle ilgili Bakanlıkça/valilikçe bir defaya mahsus olmak üzere ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebilir. Bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz ise yatırım durdurulur. Yükümlülükler yerine getirilmedikçe durdurma kararı kaldırılmaz. 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili hükümlerine göre işlem tesis edilir." 28/12/2015 tarihli ve 29576 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2872 Sayılı Çevre Kanunu Uyarınca Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliğ'in ilgili kısmı şöyledir:"2872 sayılı Çevre Kanunu'nun Maddesinin (e) bendindeki 1/1/2016-31/12/2016 tarihleri arasında uygulanacak ceza miktarı 452,00 TL olarak belirlenmiştir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). Sözleşme’nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişilerin davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakları güvence altına alınmıştır. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsuru, yargılamanın çelişmeli olması ve taraflar arasında silahların eşitliğinin sağlanmasıdır (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Özmurat İnşaat Elektrik Nakliyat Temizlik San. Ve Tic. Ltd. Şti. / Türkiye, (B. No: 48657/06, 28/11/2017) kararına konu olayda kum ocağı işleten şirket izni olmadan yan taraftaki taşınmazdan kum çıkardığı gerekçesiyle idari para cezasıyla tecziye edilmiştir. Şirket, cezaya karşı açtığı davada özellikle cezaya dayanak olan denetim raporunun gerçeği yansıtmadığını, bazı yetkililer hakkında ceza davası açıldığını belirterek duruşma yapılmasını, tanıklarının dinlenmesini ve keşif icra edilmesini talep etmiş, ancak mahkeme anılan denetim raporuna dayanarak davayı reddetmiştir. AİHM idare tarafından hazırlanan raporun dosyadaki temel delil olduğunu vurgulamış, başvurucunun bu rapora yönelik itirazlarının karşılanmadığını, maddi olayın koşullarının belirlenmesinde idarenin düzenlediği belgelere itibar edilmesiyle yetinildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.