DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/251 E. , 2024/3417 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/251 Karar No : 2024/3417 TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): ... VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ: Av. ... İSTEMLERİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2017/2696, K:2022/6513 sayılı kararının, davalı idare tarafından iptale ilişkin kısmının, davacı tarafından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının temyizen in…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/251 E. , 2024/3417 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/251 Karar No : 2024/3417 TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): ... VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ: Av. ... İSTEMLERİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2017/2696, K:2022/6513 sayılı kararının, davalı idare tarafından iptale ilişkin kısmının, davacı tarafından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 11/10/2022 tarih ve E:2017/2696, K:2022/6513 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairelerinin … sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesine yönelik talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilerek, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … Tarih Ve … Sayılı Kararına Yönelik İptal İstemi Yönünden: "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Sor. No:…, Karar No:… sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının FETÖ terör örgütüyle bağlantısına dair somut herhangi bir bilgiye yer verilmeyen F.Ş. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, HTS Raporu yönünden, davacıya ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının eşinin kardeşinin FETÖ/PDY kapsamında meslekten çıkartıldığına ilişkin bilgi ve deliller yönünden, davacının eşinin kardeşi hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının eşinin kardeşine yönelik tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, Takipsizlik kararındaki tespitler yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 02/03/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 17/05/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacının sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile Daire kararında yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 02/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği de açık olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … Tarih ve … Sayılı Kararına Yönelik İptal İstemi Yönünden: "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verildikten sonra, dosyanın incelenmesinden; davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının davacıya 03/09/2016 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı davacının 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca 10 gün içerisinde yeniden inceleme talebinde bulunması gerekirken, 03/10/2016 tarihinde kayda giren dilekçe ile yeniden inceleme talebinde bulunduğu anlaşıldığından, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine dair … tarih ve … sayılı HSK Genel Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine dair aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacının Yoksun Kaldığı Parasal Haklarının Yasal Faiziyle Birlikte Ödenmesine Karar Verilmesine Yönelik İstemi Yönünden: Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından dosyaya sunulan ve 31/12/2018 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren 27/12/2018 tarihli dilekçe ile parasal hak talebinden feragat edildiğinin görüldüğü, bu itibarla davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi isteminden feragat edilmiş olması nedeniyle, davanın bu kısmının konusuz kaldığı anlaşıldığından, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine yönelik istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemi yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olduğu, Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesine göre feragatin kayıtsız ve şartsız olması gerektiği, ancak feragata esas alınan 27/12/2018 tarihli dilekçelerinde yer alan beyanın bu şartı sağlamadığı, zira anılan beyanda ileriki aşamalarda bu talep yönünden dava açma hakkının saklı tutulduğunun belirtildiği, ayrıca hak doğmadan haktan feragat etmenin mümkün bulunmadığı ile söz konusu beyanın feragatın geçerliliği için şart olan davacının iradesini açık ve kesin bir şekilde ortaya koyma özelliğini taşımadığı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu; davacı hakkında F.Ş. isimli tanığın beyanları ile Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kararda yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, dosyaya sunulan her delilin "başka delillerle desteklenmediği" gerekçesiyle ve salt davacının beyanları esas alınarak uyuşmazlığın çözümünün hatalı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz talebinin kabulü ile temyize konu kararın feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının bozulmasına, davalı idarenin temyiz isteminin ise reddi ile Daire kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 29/01/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının temyiz istemi yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinin dördüncü fıkrasında feragatin kayıtsız ve şartsız olması gerektiği, 311. maddesinde ise, feragatın kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacı vekili tarafından sunulan 27/12/2018 tarihli dilekçede; dilekçenin talep konusunun, davalının savunma dilekçesine beyanları ile dava dilekçesinde talep edilen bir kısım taleplerden bu aşamada vazgeçildiğine dair beyanlarının sunulması olarak belirtildiği; dilekçenin 2. sayfasında, "2577 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında dava dilekçemizde değişiklik yapma beyanımızla ilgili olarak" başlığı altında "08/02/2017 tarihli dava dilekçemizde her ne kadar müvekkilin yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi birlikte ihraç kararından itibaren ödenmesine karar verilmesi şeklinde talepte bulunmuş isek de, gerekli yasal şartların oluşması halinde ileriki aşamalarda bu talebimiz yönünden dava açma hakkımızı saklı tutmak kaydıyla bu aşamada bu talebimizden vazgeçiyoruz, iş bu dava dosyasından dolayı salt olarak müvekkil davacı hakkında davalı kurum tarafından yapılan Hakimlik mesleğinden ihracına yönelik işlemin iptali ile Hakimlik Mesleğine iadesine karar verilmesini talep ettiğimizi beyan etmek isteriz." denildiği anlaşılmakla, davacının ileride dava açma hakkını saklı tutmak suretiyle talep sonucundan bu aşamada vazgeçtiğine yönelik bu beyanının, temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar da dikkate alındığında, 6100 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca feragat müessesesinin oluşumu için gerekli kayıtsız ve şartsız bir irade beyanı olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacı vekilinin 28/12/2018 havale tarihli dilekçesinde yer alan beyanının usulünce yapılmış bir feragat olarak kabulü ile davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığı yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Davalı idarenin temyiz istemi yönünden; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın iptale ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 11/10/2022 tarih ve E:2017/2696, K:2022/6513 sayılı kararının, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Anılan kararın, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 18/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Davanın; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ilişkin kısmı yönünden; Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; yargı mensubu olarak görev yapan F.Ş. ve A.P. isimli tanıkların beyanları ile FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönündeki stratejisi birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; davadan feragat etmeye yetkili davacı vekili tarafından sunulan 27/12/2018 tarihli dilekçede, dava dilekçesinin talep sonucunda yer alan yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminden vazgeçildiği hususununun açıkça beyan edilmiş olması karşısında, Danıştay Beşinci Dairesince anılan talep yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen karar usul ve hukuka uygun olup, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.