1. Hukuk Dairesi 2012/16469 E. , 2013/4418 K. "" MAHKEMESİ : BURDUR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/06/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davası sonunda, yerel mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tap…
**1. Hukuk Dairesi 2012/16469 E. , 2013/4418 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BURDUR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/06/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davası sonunda, yerel mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan N..'nin 08.06.2010 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davalı oğlu ile kendisinden önce 12.10.1991'de ölen oğlu L..'den olma davacı torununun kaldığı, başkaca mirasçı bulunmadığı, murisin 26.07.1993 tarihli akitle çekişmeli 47 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını, 16.07.2002 tarihli akitle 448 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını, 1071 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 payını ve 2405 ile 2565 parsel sayılı taşınmazların tamamını, 26.07.2006 tarihli akitle de 1568 ve 1740 parsel sayılı taşınmazlardaki 1/2 paylarını satış suretiyle davalı oğluna temlik ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01-04-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.