10. Hukuk Dairesi 2025/13917 E. , 2026/1376 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2024 E., 2024/1077 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/1077 E., 2022/222 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi…
10. Hukuk Dairesi 2025/13917 E. , 2026/1376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2024 E., 2024/1077 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/1077 E., 2022/222 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile 13.05.2014 tarihinde Soma'da meydana gelen maden kazasında davacılar kök murisinin vefat ettiğini, maden kazasının olduğu ... yeraltı maden ocağının davalılardan .... Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, meydana gelen kazadan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, müteveffanın ölümü ile desteğini kaybettiklerini, davacıların derin bir acı ve üzüntü içerisine düştüklerini belirterek talep edilen maddi ve manevi tazminatın olay tarihi olan 13.05.2014'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini; - Müteveffanın eşi ... için 716.336,29 TL'ye, -Müteveffanın oğlu ... için 151.609,60 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; gerekse Mahkememizce alınan beyanlarında özetle; İş Kanunu'na göre işin tamamının, bir bütün halinde anahtar teslimi niteliğinde yükleniciye verildiğini; bu yolla işten tamamen el çekildiğini; sigortalı işçi çalıştırılmadığı için de işveren sıfatına haiz olunmadığından bu işi devralan yüklenici firmanın alt işveren ve işi devreden ...'nin ise asıl işveren olarak nitelendirilemeyeceğini; sözleşmenin 16. maddesinde alt yüklenici çalıştırılmayacağı ve işin tamamının yüklenici firma tarafından yapılacağı belirtilmesinin, ...AŞ.'nin asıl işveren ve işyeri sahibi olduğunu gösterdiğini; bu nedenlerle müvekkili Kurum ile davacının çalıştığı müteahhit arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını; bu nedenle davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini; müvekkili Kurumun linyit üretimi ile ilgili madenleri işletmek veya işlettirmek ve aramak amacı ile bu ve benzeri işleri rodövans veya hizmet alımı (ihale) usulü ile yaptırdığını; müvekkili Kurumun bu tarz işlerdeki görevinin her iki işlettirme yönteminde söz konusu işin yürütümü, firma çalışanlarının sevk ve idaresi ve Kurum işçilerinin firma işçileri ile birlikte çalışmasının söz konusu olmayıp, Kurum kontrol teşkilatının tespiti, ödenecek hakedişe esas olmak üzere kömürün kalitesi ve miktarının belirlenmesi ile sınırlı olduğunu; işin yüklenicisi ... tarafından yangınları önlemeye yönelik tedbirlerin alınmaya çalışıldığını ancak yangın gibi diğer madencilik riskleri (metan, yeraltı suyu gibi) nedenlerle yıllık üretim miktarına ulaşamayacakları ihtimalinin şirketlerin mağduriyetine sebebiyet vereceğini ve ileride telafisi mümkün olmayan problemlerle karşılaşabileceklerini bu durumdan hem şirketlerin hem de Kurumun olumsuz etkilenebileceğinden mevcut sözleşmeyi devretmek istediklerini; aynı ocağın uygun kısımlarında mekanize, diğer kısımlarında klasik ayak modeli yaparak ve sahada oluşabilecek riskleri göz önüne alarak ilgili işi 30.10.2009 tarihinde ...AŞ.'nin devraldığını; ... İşletmelerinin sözleşmeyi devraldığı tarihten bu yana üretim sırasında ocakta iş güvenliğini tehdit eden herhangi bir unsurdan dolayı ...'ye başvuruda bulunmadıklarını; ocağın iş sağlığı ve güvenliği açısından denetiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından yapıldığını; işin gereği olarak yalnızca teknik şartnamede belirtilen ekipmanın işe uygun olup olmadığı ve hizmet işleri şartnamesine göre üretilen kömürün teknik şartnamede belirtilen niteliklere uygunluğunun İdare Kontrol Teşkilatı tarafından kontrol edildiğini; hizmet alım sözleşmesine göre işin tanımı dışında herhangi bir kontrol yapılmamakla birlikte, 6331 S.Y. kapsamında denetleme yetkilerinin de bulunmadığını; daha önce meydana gelen ölümlü kazalarda müvekkili Kurumun ne idari ne de cezai bir soruşturmaya dahil edilmediğini; kullanılan malzeme ve ekipmanın yeterliliği ve kullanılan malzemelerin uygunluğunun denetiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait olduğunu; bu nedenle kanunlar tarafından kendisine verilmeyen bir yetkinin kullanılmasını beklemek ve bu nedenle de sorumlu tutulmanın hukuka ve hayatın olağan akışına uygun olmadığını; Hizmet İşleri Şartnamesi'nin 40. maddesine göre meydana gelecek kazalardan dolayı her türlü tazminat sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunun belirtildiğini; ayrıca İş Kanunu'nun 2. maddesine göre kamu kuruluşlarının asıl işveren olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını ve bu şekilde kamu mağduriyetinin önlenmeye çalışıldığını; müvekkili Kurumun ihale makamı olduğunu ve Borçlar Kanunu'nun 71. maddesine göre işletme sahibi olan ve işletmeyi fiilen işleten şirketin ayrı bir SGK işyeri numarası olduğundan müvekkili Kurumun sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini; müvekkili Kurumun kazanın olmasında kusurunun olmaması nedeniyle davacının elem duymasına da sebebiyet vermediğini; talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "1-Davalılar ... A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 2-716.336,29 TL maddi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-150.000,00-TL manevi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-151.609,6 TL maddi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-130.000,00 TL manevi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...''a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 6-100.000,00 TL manevi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 7-100.000,00 TL manevi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 8-40.000,00 TL manevi tazminatın 13.05.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... A.Ş. ve ... Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine'' şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; '' Müvekkillerimiz adına talep edilen manevi tazminat talebinin kısmen kabulü yerine tam kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Mahkeme müteveffanın eşi müvekkilimiz ... için talep ettiğimiz 200.000 TL manevi tazminat yönünden 150.000 TL'nin kabulüne karar vermiştir. Ancak bu miktar çok düşüktür. ... muris ...'ın çocuğu olan diğer müvekkillimiz ... için de manevi tazminat olarak 150.000 TL talep etmemize rağmen 130.000 TL manevi tazminata hükmolunmuştur. Ancak babasını kaybeden müvekkillimizin yaşadığı ve yaşayacağı acı, elem ve ızdırabın yanı sıra yıllardır süren ve sürecek olan bu yargılamaların da göz önüne alınarak manevi tazminat taleplerinin azına hükmolunduğu açıktır. Müteveffanın kardeşi olan müvekkilimiz ... için 50.000 TL talep etmemize rağmen 40.000 TL manevi tazminata hükmolunmuştur. Hükmedilen bu tazminatın da son derece düşük olduğu ortadır. Zira müvekkillerimiz çocukluklarını birlikte geçirdikleri ve çok sevdikleri kardeşini son derece ani ve elim bir şekilde kaybetmişlerdir. Takdir edilen manevi tazminatın müvekkillerimizin acılarını bir nebze de olsa dindirmekten uzak kaçacak niteliktedir. Bu itibarla Sayın İlk Derece Mahkemesinin manevi tazminat miktarlarını belirlerken mevcut bulunan kriterlerin değişmiş olmasından ötürü, İstinaf incelemesinde yeniden değerlendirme yapılarak tazminat miktarlarında artışa gidilmesi gerektiği muhakkaktır. Tüm bu şekilde ... ve ... dışında kalan müvekkillerimiz yönünden manevi tazminat taleplerimizin kısmen değil tam kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.'' beyanı ile Mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Kurumu Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesi ile '' Soma İş Mahkemesinin 2019/1077 E. 2022/222 K. sayılı ve 20.05.2022 tarihli kararı usule, yasaya ve içtihatlara aykırı olduğundan, anılan kararın istinaf yoluyla incelenerek ortadan kaldırılmasını ve müvekkil Kurum yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Hesaplanan maddi tazminat hatalıdır. Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte öncelikle belirtmek gerekirse; Mahkemece işbu dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda; davacı eş ve çocuk için hesaplama yapılmış ancak müteveffanın anne ve babasının da gelirden pay alacağı hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Soma İş Mahkemesinde görülen benzer nitelikli dosyalarda mütevveffanın anne ve babasının da gelirden pay alacağı hususu göz önüne alınarak hesaplama yapılmakta ve bu şekilde hüküm kurulmakta iken; işbu dosya kapsamında böyle bir değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğu ve bu nedenle Mahkeme kararının kaldırılması gerektiği kanaatindeyiz. Davacılar davalarını ispatlayamamıştır. Dava dosyası incelendiğinde görüleceği üzere, gerek maddi gerekse manevi tazminat yönünden yeterli araştırmanın yapılmadığı, haliyle iddia ettikleri zararın somutlaştırılması bağlamında bir delil öne sürmedikleri açıktır. Yüksek Mahkemenizin yerleşmiş içtihatlarında da yer aldığı üzere gerek maddi gerekse manevi tazminata hükmedilmesi için ölen ile davacılar arasında eylemli ve gerçek bir bağın varlığının mevcudiyeti şarttır. Bu bağın davacılar tarafından ispatlanmaması durumunda davanın reddine karar verilmelidir. Bu konuda ispat yükünün davacılarda olduğu açıktır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve davacılar lehine tazminata hükmedilmiş ancak zararın ve tarafların duyduğu belirtilen maddi-manevi zararın somutlaştırılması bakımından tanık dahi dinlenmemiştir. Tazminata hükmedilirken olayın davacılarda yarattığı etkinin boyutlarının yeterince ortaya konulması, davacılarca ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmenin ve manevi-maddi zararın somutlaştırılmasının hükmedilecek tazminatı sebepsiz zenginleşme aracı ve zararı özendirici olmaktan uzaklaştıracağı açıktır. Mahkeme kararında ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında olayda ölenin kusurunun olmaması, olayın toplum nezdinde yarattığı infial, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıların kusurunun varlığı denilmekle birlikte bu acının davacılar üzerindeki etkisinin somutlaştırılması noktasında bir değerlendirme, delil ve gerekçe kararda yer almamaktadır. Haliyle tazminatların neden bu kadar yüksek verildiğine dair de davacılar özelinde bir değerlendirme bulunmamaktadır. Tanıklar dinlenmeksizin ve maddi-manevi zarar somutlaştırılmaksızın, davacılar ile ölen işçi arasında eylemli ve gerçek bağ araştırılmaksızın karar verilmesi hatalıdır ve Mahkeme kararı bozulmalıdır. Yalnızca soyut gerekçelerle hükmedilen maddi- manevi tazminat miktarları fahiştir, manevi tazminatın amacını aşmaktadır. 1-Hükmolunan manevi tazminat miktarı fevkalade yüksek olup kabul edilemez. 2-Ayrıca kaza tarihinden itibaren faize hükmolunması, yasaya ve içtihatlara aykırıdır. Manevi ve maddi tazminata hükmedilirken karar verildiği tarihteki ekonomik koşullar göz önünde tutulmalıdır. Bu nedenle hükmedilen tazminat miktarına olay(kaza) tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yasaya ve içtihatlara aykırı olmuştur. 3-Kaza sonrası, kazada yaşamını yitirenlerin yakınlarına yaşadıkları elem ve üzüntüyü hafifletmek ve ekonomik kayıplarını gidermek amacıyla ... Başkanlığınca yüklü miktarda yardımlar yapılmış, ölenlerin yakınlarının birçoğu bu yardımlar sayesinde ev sahibi olmuştur. Bu nedenle manevi tazminat miktarları belirlenirken tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişiklikler gözetilmeden hüküm kurulması yanlıştır. Kararda yapılan bu yardımların davalıların tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağına vurgu yapılmasına rağmen bu hususun tazminat miktarına yapacağı etki değerlendirmemiştir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte, bu yardımların tazmin sorumluluğunu kaldırmayacağı kabul edilse bile hükmedilecek tazminat miktarında dikkate alınması gerektiği kanaatindeyiz. 4- Maddi tazminat miktarı hesaplanırken bilirkişi raporuna yapmış olduğumuz itirazlar dikkate alınmamıştır. Özellikle üçüncü kişilerin kusurunun yarısının SGK tarafından bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirden rücu edilemeyeceği gerekçesiyle tenzil edilmesi müvekkilimizin daha fazla tazminat ödemesine eden olmuştur. Ayrıca destek payları belirlenirken gelirin %70'inin dağıtılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bu nedenle de destek miktarının fazla olduğuna yönelik itirazlarımız dikkate alınmamış ve müvekkilimiz daha fazla tazminat ödemek zorunda kalmıştır. Bu nedenle Mahkeme kararı hatalıdır. 5-Kardeşler lehine manevi tazminata hükmedilirken ... ile aralarında eylemli ve gerçek bir bağ olup olmadığı araştırılmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının aksine olayda asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunmamaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğindeki ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesindeki asıl ve alt işverenlik şartları olayda gerçekleşmemişken, davaya konu kazada müvekkil Kurumun kusurundan söz edilmesi ve husumet yöneltilebilmesi mümkün değildir. Davaya esas kusur bilirkişi raporu hem kendi içerisinde hem SGK raporu hem Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin kararı hem de ekte yer alan uzman görüşü ile çelişmektedir. 1.Hükme esas alınan bilirkişi raporu çelişkilerle dolu olup hüküm kurmaya elverişli değildir. 2.Müvekkil Kurumun ... A.Ş.’yi, teknik, idari ya da iş sağlığı-güvenliği konularında, kendisine kusur atfedilmesini gerektirecek nitelikte bir denetleme görevi, yetki ve sorumluğu bulunmamaktadır. 3-Bilirkişi raporunda müvekkil Kurumun, İşletmedeki, Havalandırma, Gaz İzleme Sistemi ve Ocak Havasının Analizi, Yangınla Mücadele ve Tahlisiye Konularındaki Eksiklik ve Hatalı Uygulamaların Düzeltilmesi İçin Girişimde Bulunmadığından Bahsedilmektedir: Kazanın oluşu, teknik ve hukuki açıdan halen tam olarak aydınlatılamamış olmasına rağmen, kaza ile ilgili olarak müvekkil Kuruma kusur atfeden çelişkili rapora göre, üstelik müştereken ve müteselsilen hüküm kurulmasının müvekkil Kurumu haksız zarara uğratacağı açıktır. Ayrıca söz konusu rapora iştirak eden bilirkişilerin hiçbirinin uzmanlık alanı Kamu İhale Kanunu ve bu doğrultuda hazırlanan sözleşmeler değildir. Aynı şekilde Maden Kanunu ve İş Kanunu da uzmanlık alanlarına girmemektedir. Bu açıdan bakıldığında kusur isnat edilmesi ve buna göre oranların belirlenmesi konusunda esas alınan kriterler anlaşılamamıştır. Müvekkil Kurum Maden Kanunu kapsamında ruhsat sahibi yükümlülüklerini taşımaktadır. Analiz yapılırken bu durum dikkate alınmamış, asıl işveren kapsamında değerlendirilmiştir. Oysa ihale konusu iş bütünüyle verildiğinden, sahada müvekkil Kurum çalışanı bulunmamaktadır. Müvekkil Kurumun firma çalışanları ile ilgili hiçbir tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Sadece her hak ediş döneminde çalışanların maaşlarını alma durumları kontrol edilmektedir. Bunun haricinde çalışan sayısı ve niteliği, kullanılan ekipmanlar asıl işveren olan yüklenici yükümlülüğündedir. 3213 sayılı Maden Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu tarafından Müvekkil Kuruma yüklenilen tüm sorumluluklar Müvekkil Kurum tarafından eksiksiz yerine getirilmiştir. Açıklanan nedenlerle müvekkil Kuruma kusur atfeden çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporu ile husumet itirazımıza ilişkin bir değerlendirme ve tespit içermeksizin son derece fahiş bir tazminat ödenmesine yönelik müvekkil Kurum aleyhine kurulan, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin müvekkil kurum kontrol teşkilatı hakkında verdiği beraat kararı da dikkate alınarak müvekkil Kurum aleyhine kurulan hükmün istinaf yoluyla ortadan kaldırılmasını ve müvekkil Kurum yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz.'' beyanı ile Mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosyadaki kayıtlara, tarafların dayandığı deliller ile delillerin Mahkemece takdirinde yasal düzenlemeler ve kararlılık kazanan Yargıtay karar içeriklerine aykırılık bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı dairemizce de tespit edilmekle ... " gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesindeki sebeplerini yineleyerek tazminatın tam olarak kabulü gerektiğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre reddine ve kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Somut olayda Mahkeme karar başlığında davalı ünvanının "... Genel Müdürlüğü" olarak gösterilmesinin gerekmesine rağmen davalı olarak "... A.Ş. " ibaresinin yer alması hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesi yönünden ; Bölge Adliye Mahkemesi kararının karar başlığında davalı olarak yer alan " ... A.Ş. " ibaresinin silinerek yerine geçmek üzere " "... Genel Müdürlüğü " ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.