12. Ceza Dairesi 2016/1457 E. , 2017/6967 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle yaralama Hüküm : 5237 sayılı TCK'n 89/1, 89/2-e, 62, 52, 52/4. maddeleri uyarınca mahkumiyet Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay günü katılanın, sanığın sevk ve idaresindeki 16 M 00153 plakalı halk otobüsü içinde seyir halinde olduğu, otobüsün yolcu indirmek için Çetinkaya Düğün
**12. Ceza Dairesi 2016/1457 E. , 2017/6967 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle yaralama Hüküm : 5237 sayılı TCK'n 89/1, 89/2-e, 62, 52, 52/4. maddeleri uyarınca mahkumiyet Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay günü katılanın, sanığın sevk ve idaresindeki 16 M 00153 plakalı halk otobüsü içinde seyir halinde olduğu, otobüsün yolcu indirmek için Çetinkaya Düğün Salonu yakınındaki durağa yanaşmasını takiben katılanın elindeki alışveriş poşetleri ile otobüsün arka kapısından doğru inmek için hamle yaptığı, otobüsten inmesi esnasında dengesini kaybederek yere düştüğü ve alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre 4. Dereceden ağır kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; her ne kadar Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim ettirilen 31/07/2013 tarihli ve Bursa 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nce tanzim ettirilen 05/12/2013 havale tarihli raporlarda, katılanın düşmesi esnasında içinde bulunulan otobüsün sanık tarafından hareket ettirildiği kabulü ile sanığın tamamen kusurlu olduğu belirtilmişse de, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nce tanzim edilen 11/04/2014 tarihli raporda, katılanın düşmesi esnasında otobüsün hareket etmiyor olması ihtimalinde sanığa yüklenebilecek bir kusurun da bulunamayacağının belirtildiği, meydana gelen olaya ilişkin mahkemece usulüne uygun olarak yemin ettirilerek dinlenen tanıklar Erol Nevşat ve İbrahim Karadoğan'ın kaza esnasında sanığın kullandığı otobüs içinde olduklarını ve katılanın düşmesi esnasında otobüsün hareket halinde olmadığını belirttikleri, mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilirken katılanın tüm yargılama boyunca devam eden ısrar ve iddiasının göz önünde bulundurulduğunun belirtildiği anlaşılmışsa da, atılı suçtan dolayı sanığın cezalandırılıbilmesi için kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde delillerin tespit edilmesinin gerektiği, sadece katılan anlatımları doğrultusunda sanığın mahkumiyetine karar verilemeyeceği göz önünde bulundurularak sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; 1)Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. Maddesinin (g) bendinde yer alan "kastın yoğunluğu, sanığın amaç ve saiki" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, 2)Sanık hakkında hükmolunan temel cezada katılanın vücudundaki kemik kırığı göz önünde bulundurularak TCK'nın 89/2-b uyarınca arttırım yapılması gerekirken, bu yönde bir tespit ya da rapor olmamasına rağmen katılanın hayati tehlike geçirdiği geçirdiği belirtilerek yazılı şekilde 89/2-e maddesi uyarınca arttırım yapılması, 3) Mahkemece sanık hakkında cezaya hükmolunurken TCK'nın 89/1. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edildikten sonra, belirlenen nihai hapis cezasının TCK'nın 50. maddesi uyarınca paraya çevrilerek aynı kanunun 50/2. maddesine aykırı şekilde karar verilmesi, 4) TCK'nın 50/6. Maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmeye başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlendiği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir gerektiğini haiz olmayan hapis cezasının para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar şekilde karar tesis edilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 03/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.