1. Hukuk Dairesi 2012/9272 E. , 2012/9722 K. "" MAHKEMESİ : GİRESUN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/05/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine d…
**1. Hukuk Dairesi 2012/9272 E. , 2012/9722 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : GİRESUN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/05/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanının dava konusu 162 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki miras payı ile 211 ada 21 parsel 2. Kat 7 bağımsız bölüm nolu konutunu ve 1172 ada 138 parsel zemin kat 27 bağımsız bölüm nolu dükkânını 23.09.2003 tarihinde ve satış suretiyle davalı oğluna temlik ettiği, 7 nolu bağımsız bölümün dava tarihinden önce ahara devredilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; davalı, dava tarihi itibariyle çekişmeli 7 nolu bağımsız bölümün kayıt maliki olmadığına göre, anılan taşınmaz bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Diğer taraftan; 2 parsel sayılı taşınmaz ile 27 nolu bağımsız bölüm yönünden temyiz itirazlarına gelince; Davacı, miras bırakanın yapmış olduğu anılan temliki işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı ise, gerçek satış akdi olduğunu, ayrıca murisin davacıya evlendiğinde bir daire aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26.maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.