8. Hukuk Dairesi 2022/3699 E. , 2024/6937 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1979/1 E., 2021/73 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulün…
**8. Hukuk Dairesi 2022/3699 E. , 2024/6937 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1979/1 E., 2021/73 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Ağrı ili Merkez ilçesi Gümüşyazı köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 716 ve 717 parsel sayılı 106.550,00 ve 36.250 metrekare yüzölçümündeki çayır niteliğindeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan 28.08.1969 tarihinde malik haneleri açık olarak tespit edilmiştir. Davacılar ... ve paydaşları, 29.03.1968 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde, Hazine ve Köy Tüzel kişilikleri aleyhine açmış oldukları davada, dava dilekçelerinde belirtilen 15 parça taşınmazın adlarına tescili istemişler, dava dilekçelerinin 14 ve 15 inci sıralarında yazılı olan taşınmazlar (716-717 parseller) hakkındaki dava, Tapulama Mahkemesine aktarılmıştır. Davalı ..., davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 29.09.1978 tarihli ve 1975/10 Esas, 1978/8 Karar sayılı karar ile, davanın kabulüne, dava konusu 716 parselin 100.000 m2 sinin ve 717 parselin tamamının davacılar adına, geriye kalan 6.550 m2 yerin ise Hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.03.1979 tarihli ve 1979/770 Esas, 1979 2491 Karar sayılı ilamı ile, davacı tarafın zilyetliğinin ne zaman başladığının ve taşınmazın öncesinin ne olduğunun yeterince belirlenmediği, yalnız davacıların mı yoksa davacılar gibi köy halkından başkalarının da nizalı parsellerden çayır olarak yararlanıp yararlanmadığı ve çayır mevsiminin sona ermesinden sonra da nizalı parsellerin davacıların hakimiyeti altında bulundurulup bulundurulmadığı hususlarının tespit edilmediği, bu kadar geniş arazinin arazi tahriri sırasında vergide kayıtlı olup olmadıkları yönünde yetersiz araştırma yapıldığı gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde, dava konusu 716 parsel sayılı taşınmazın güney yönüyle, 717 parsel sayılı taşınmazın ise doğu ve güney yönüyle 719 parsel sayılı mera vasıflı taşınmaz ile komşu oldukları, diğer sınırlarında tescil harici bırakılan taşlık alan olduğu, dava konusu taşınmazların komşu mera parseli ile dik yamaç ve eğim farkı ile; diğer sınırlarından ise yoğun taş ve kayalık unsurlar ile bariz şekilde fiziki ayırıcı unsurlar ile ayrıldığının gerek mahkemece yapılan gözlem, alınan teknik raporlar ve rapora ekli fotoğraflar ile anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların çayır vasfında olduğu ve uzun süre toprak işlemi tarıma konu olduğu komşu taşınmazlar ile sınır hatlarının belirgin olduğunun da ziraat bilirkişi kurulu raporu ile tespit edildiği keza somut ve bilimsel verilerle desteklenen bu sebeple itibar edilen gerek bozma sonrası gerek bozma öncesi yargılamadaki keşiflerde mahalde dinlenilen bilirkişi beyanları ile taşınmazların mera olarak hiç bir zaman kullanılmadığının ve köyün kadim merası olmadığının komşu mera ile sınırlarının belirgin olduğunun ve bilindiğinin anlaşıldığı, yapılan yazışmalar ile taşınmaza dair mera tahsis kararı olmadığının tespit edildiği bu nedenle tahsisli mera da olmadığı, taşınmazların köy halkı tarafından da çayır olarak kullanılmadığı davacı şahıslarca kullanılan şahsi çayır olduğunun da anlaşıldığı nitekim mahkemece yapılan gözlem ve alınan teknik rapor ile de taşınmazların tarıma elverişli çayır vasfında olduğu, taşınmazların vasıf itibari ile özel mülkiyete konu olabileceğinin değerlendirilmesi gerektiği, yine, gerek bozma sonrası gerek bozma öncesi yargılamadaki keşiflerde mahalde dinlenilen bilirkişilerin ayrıntılı ve somut olaylara dayandırılan bu nedenle itibar edilen beyanlarından dava konusu taşınmazların 60 yılı aşkındır davacıların bizzat biçenek çayır olarak kullandığı, kendilerine ise murislerinden intikal ettiği, murislerinin de en ez az 20 sene boyunca çayır olarak biçtiği, bu nedenle, davacılar ve murislerinin eklemeli zilyetlik ile tespitten geriye en az 20 yıl boyunca nizasız, fasılasız, aralıksız malik sıfatı ile zilyetliğinin olduğunun kabulü gerektiği,miktar sınırlaması bakımından yapılan değerlendirme de ise, tespit gününde 766 sayılı Kanun'un 33. maddesini değiştiren 1617 sayılı Kanun yürürlükte olmakla birlikte yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi zilyet lehine hüküm içermekte olup anılan bu maddenin davacılar açısından kazanılmış hak oluşturduğu, buna göre diğer koşulların varlığı halinde davacıların belgesiz zilyetlikten 100 dönüm miktarında mülk edinmesinin mümkün olduğu, davacıların taşınmaz üzerinde müşterek zilyetlik sürdürmeleri ve murislerinden kendine intikallerinden dava tarihine kadar 20 yılı aşkın zilyetlik sürdürmüş olmaları dikkate alınarak her bir davacının ayrı ayrı 100 dönüme kadar belgesiz zilyetlikle mülk edinebileceği değerlendirilerek( Yargıtay 16. H.D.nin 2016/2412 E., 2019/4324 K. ile 2010/7170 E., 2011/8576 K. sayılı ilamları doğrultusunda) her bir davacı yönünden paylarına düşen miktarın 100 dönümü aşmayacak olması gerekçeleri ile, davanın kabulüne, dava konusu Ağrı ili Merkez İlçesi Gümüşyazı Köyü'ne kain 716 ve 717 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptali ile aynı ada ve parsel numarası altında tespit tutanağındaki miktarı aynı kalmak kaydıyla çayır vasfıyla; 1/6'şar paylar oranında davacı ..., davacı ..., davacı ..., ..., ..., ...'e ait veraset ilamları uyarınca miras payları oranında mirasçıları adına tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, her ne kadar bozma ilamına uyularak, dava konusu taşınmazların 60 yılı aşkındır davacıların bizzat biçenek, çayır olarak kullandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, çayır vasfı ile davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı olmadığı yoktur. Şöyle ki, öncelikle, 06.09.2021 tarihinde yapılan keşifte, Mahkemece yapılan gözlemde; taşınmazların güneyinden komşu olan 719 mera parseli ile dik yamaç ile ayrıldığı, batı yönünde de dik yamaçların mevcut olduğu ve ayırıcı unsur oluşturduğu, batı ve kuzey yönünde ise taşlık ve kayalık unsurların yoğunlaşması ile ayrıcı unsurların oluştuğu, aynı zamanda, çevresindeki taşlık ve mera parseli ile bitki örtüsü ve toprak yapısı bakımından bariz farklılıklar arz ettiği belirtilmiş, keşif sonrası alınan 3 kişilik ziraat bilirkişi raporunda da, taşınmazların komşu parsellerle olan sınırlarının taşlılık, dere, aşırı emimlilikten ve biçilmeden kaynaklı belirgin hale geldiği açıklanmış ise de, dava konusu taşınmazların etrafının taşlık olması ve güney komşusunun büyük bir mera parseli olduğu göz önüne alındığında, ziraat bilirkişi raporuna ekli sunulan fotoğraflar, taşınmazların taşlık ve mera parseli ile olan sınırlarında ayırıcı unsur olup olmadığını tespit edebilecek netlikte ve içerikte olmadığı gibi, taşınmazların niteliğini de denetime elverişli şekilde olacak şekilde yansıtmamaktadır. Yine, Mahkemece taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği veya hangi tarihte gerçekleştiği hususlarının en iyi belirlenme yöntemi hava fotoğrafları olup, hava fotoğraflarından yararlanılarak rapor alınma yöntemi de benimsenmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişinin katılımıyla taşınmazların bulunduğu bölgenin coğrafi konumu da dikkate alınmak sureti ile taşınmazların niteliğinin en sağlıklı biçimde tespit edilebileceği yaz mevsiminde, yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında rapor düzenlettirilmeli; ziraatçi bilirkişi kuruluna, çekişmeli taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmazın niteliğini, kullanım durumunu ve zilyetlik süresini kesin olarak belirleyen, komşu parsellerle aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, çelişkileri giderir, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlettirilmeli; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 290/2 nci maddesi uyarınca keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla çekişmeli taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, taşınmazın sınırları kabaca işaretlendikten ve mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor alınmalı; bu şekilde zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli, zilyetlikle kazanım koşullarının varlığı halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca yöntemine uygun şekilde belgesiz araştırması yapılmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. Kabule göre de, Mahkemece verilen ilk hükümde, kabul kararını, sadece, davalı ...'nin temyiz ettiği düşünülmeden, kazanılmış haklara aykırılık teşkil edecek şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, malik hanesi boş olan taşınmazlar hakkında tespitin iptaline karar verilmesi de doğru görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.