8. Hukuk Dairesi 2022/2102 E. , 2024/244 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasında ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş
**8. Hukuk Dairesi 2022/2102 E. , 2024/244 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasında ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, davacı ...'nun, Gebze'de kurulu ve tescilli bulunan Mazbut ... ... Ağa Bin Mehmet ... ... Vakfı Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi Prof. Dr. ... ...'ın 25.02.2018 tarihli raporunda; "Davacının soy bağının vakfedene ulaştığı, bu soy bağının kök dede Abdulkadir'e (Gebze 1842 - 1926) kadar olan kısmının nüfus kayıtlarıyla, ondan sonrasının (babası ... de nüfusta ismen onun a nnesi Kasım kızı Fatma Hatun (mütevelli) ve Vakfeden ... Ağa şeklinde olduğu, davacının vakfedenle arasındaki üst soy çizgisinde kimse bulunmadığı için vakfiyedeki ön batında olma şartının da gerçekleştiğini, ancak bu soy çizgisinde 1870 tarihli veraset ilamında söz edilen... zevcesi Emine'nin mütevelli Emine Hatun olduğuna ilişkin biraz daha ikna edici kanıta ihtiyaç duyulduğu (örneğin, ilamdaki Emine, Mehmet kızı olarak belirtildiğine göre Emine'nin annesi Kasım kızı Fatma'nın eşinin adının Mehmet olup olmadığının araştırılması gerekir), bu durumda davacının davaya konu El-Hac ... Ağa bin Mehmet ... Vakfında galle fazlasına müstehak evlat olduğunun kabulü gerekeceğini." mütalaa etmiş, Vakıflar Genel Müdürlüğünden Zabıt Kararı Örneği ve Şahsiyet Kaydı Örneği ve Nüfus ve Vatandaşlık işleri Genel Müdürlüğünden Nüfus Kayıt Örneği ve Eski Kütük Kaydı getirtilerek bilirkişiden 14.11.2018 Tarihli Ek Rapor alınmış, bilirkişi ek raporunda; "Davacı ... (... 1959), Mehmet ... ve Münevver'den olması gerektiğini, davacının babası ...'nun ... Mazhar ve Emine İffet'ten olma, Gebze 1923 doğumlu olduğunu; onun babası ... Mazhar Akifoğlu'nun, İsmail ve Nahide'den olma, Gebze 1893 doğumlu olduğunu, onun babası ...'nun, Abdulkadir ve Kaşife'den olma, Gebze 1872 doğumlu olduğunu, onun babası Abdulkadir'in, ... ve Sıdıka'dan olma, Gebze 1846 doğumlu olduğunu ve buraya kadar olan kısım nüfus kayıtlarından izlenebildiğini, dosyada bulunan arşiv belgesine (1870 tarihli) göre; Emine binti Mehmed'in eşi... Ağa olduğunu ve verasetin bu şahsın mirasına ilişkin olduğunu, Emine'nin subli kebir oğulları, ... ve ... Ağalar olduğunu, yani bu kişilerin 1870 yılında Ağa lakabıyla anılacak kadar yetişkin (yaş sahibi) insanlar olduğunu, ama tam yaşlarının bilinmediğini, davacıların veraset ilamında adı geçen Mehmet kızı bu Emine'nin vakıfla evlat sıfatıyla mütevellilik yapmış olan ve annesi de mütevellilik yapmış bulunan Fatma kızı Emine olduğunu, kök dedeleri Abdulkadir'in nüfus kaydında kayıtlı bulunan babası ...'in de işte bu mütevelli Emine'nin iki oğlundan biri olan ... Ağa olduğunu öne sürdüğünü, Emine'nin mütevellilik görevine başlamasının annesinin vefatı üzerine 1836 olduğunu, annesi Fatma'nın mütevellilik görevine atanmasının ise 1807 olduğunu, bahse konu Veraset İlamının 1870 tarihli ve davacıların kök dedesi Abdulkadir'in 1846 doğumlu olup veraset ilamı tarihinde 24 yaşında olduğunu, yani tarihlerin arşiv belgeleri ile uyumlu olduğunu, vakfın 1774 tarihinde kurulmuş, vakfedenin vefatı üzerine alt soyundan (torunu olmalı), Kasım kızı Fatma'nın 1807'de, onun kızı (eşi Mehmet) Emine'nin 1836'da mütevelli olduklarını, bundan sonrasının kayıtlardan izlenemediğini, vakfın nihayet 1947 yılında mazbut vakıflar arasına alındığını, vakfın kayda yeniden alınmasının 1774 tarihli vakfiyenin 1807'de mütevelli Kasım kızı Fatma tarafından Küçük Evkaf Muhasebesi defterine kaydı ile mümkün olabildiğini, vakfa ilişkin olarak başkaca bir kayda tesadüf edilemediğini, bütün bu bilgiler (nüfus kayıtları, vakfiye, vakfa ait şahsiyet kayıt örneği ve arşiv belgeleri) birlikte değerlendirildiğinde davacının vakfedenin torunlarından olup, 1807'den itibaren vakıfta mütevellilik yapan Kasım binti Fatma, onun kızı Mehmet binti Emine ve onun oğlu ... ve onun oğlu 1846 doğumlu Abdulkadir aracılığıyla soyunu vakfedene ulaştırdığı kanaatine ve davanın böylece ispat edildiğinin değerlendirildiğini" mütalaa ettiği, toplanan delillerden davacının davalı El-Hac ... Ağa Bin Mehmed ... Vakfının vakfedeninin torunlarından olduğunu ispat ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne ve davacı ...'nun El-Hac ... Ağa Bin Mehmed ... Vakfının galleye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, ... Ağa Bin Mehmet ... Vakfının mazbut vakıf olduğu, vakfiyede batın tertibine göre evlada galle öngörüldüğü sabit olup, davacının babası ...’nun 17.06.2001 tarihinde öldüğü, davacının babası ile aynı batında yer alan kız kardeşleri Gülcan Akifoğlu Kurbanzade ile Emine Nurcan Akifoğlu’nun sağ oldukları, bu durumda davacının ön batında sağ mirasçılar olmakla vakfiye koşullarının gerçekleşmediği, öyleyse dosya kapsamı, toplanan deliller, davalı vakfa ait vakfiye kapsamı ile davacının galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespiti isteğine yönelik davanın vakfiye koşulları gerçekleşmediğinden bu yönde karar verilemeyeceği açık olup davacının vakfın mütevellisine soy bağının ulaştırmakla çoğun içinde az da vardır kuralı gereği davacının vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiş olması doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurularak; davacının El-Hac ... Ağa Bin Mehmed ... Vakfının galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespitine yönelik davanın reddine, davacı ...'nun El-Hac ... Ağa Bin Mehmed ... Vakfının vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiş; iş bu karar davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, davalı ...'nın mütevellisine soy bağını ulaştırdığının sabit olduğunu; ihtilafın, davacının galle müstehik olup olmadığı yönünde toplandığını, davacının, dava konusu vakfın galle koşullarını sağladığının da sabit olduğunu, dosya kapsamında alınan uzman bilirkişi rapor ve ek raporunda "davacının vakfedenle arasındaki üst soy çizgisinde kimse bulunmadığı için vakfiyedeki ön batında olma şartının da gerçekleştiğini" Bölge Adliye Mahkemesinin kararına dayanak teşkil eden Gülcan Akifoğlu Kurbanzade ile Emine Nurcan Akifoğlu isimli kişilerin batın tertibinde yer aldığına yönelik değerlendirmenin kabul edilemez nitelikte olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın, eksik inceleme ürünü bilirkişi raporuna dayanmakta olduğunu, davanın tamamen reddi gerekirken, manevi değerler gözetilerek önceki hükmün kaldırılmasına ve davacının sadece vakıf evladı olduğuna dair hüküm kurulmasının doğru olmadığını, bundan başka talep kısmen reddedildiği hususu dikkate alındığında yerleşik Yargıtay içtihatlarında da kabul gördüğü üzere davalı idare lehine mahkeme masrafı ve vekalet ücretine hüküm kurulması gerektiği halde, bu yönde hüküm kurulmadığını, açıklanan ve re’sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1) Davacı vekilinin temyizi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi kararında 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olduğundan itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2) Davalı ... vekilinin temyizi yönünden; 5737 ... Vakıflar Kanunu'nun 3.maddesinde, Mülhak Vakıf Mülga 743 ... Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 ... Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 ... Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 ... Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır. Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, Vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir. Galle fazlası evlada şart kılınan Vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da Vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada Vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Bir Vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir. Davacının, vakfın kurucusu ile arasındaki kan bağını veya kesinleşmiş mahkeme kararı ile daha önceden galle alan vakıf evlatlarından birisiyle ya da tevliyet evlada şart kılınmış ise mütevellilik yapanlardan herhangi birisi ile akrabalık ilişkisinin yöntemince ispatlanması gerekir. Bu konudaki geçerli deliller; davacının vakfedenle kan bağını gösteren nüfus kayıtları, kendilerinin Mahkeme kararı ile galle fazlasına müstehak veya tevliyete ehil vakıf evladı olduğunu gösteren vakıf evlatları ile irs ilişkisi içinde olduğunu belirleyen belgeler ve daha önce vakıftan galle fazlası alıyor ve bu husus bir defter ile belirlenmiş ise bu defterin dayanağını teşkil eden belgeler ve her türlü diğer maddi olgulardır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir. Yeri gelmişken mevzuatımızda yer alan bilirkişilik müessesi üzerinde kısaca durmak gerekmektedir. 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266.madde gereği, çözümü hâkim tarafından bilinemeyen (hukuk dışında) özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulur. Bilirkişilik özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği için, herkes bilirkişi olamaz ve bu nedenle kimse bilirkişiliği kabul etmeye zorlanamaz. Yani tanıklık gibi bilirkişilik de yapmak istisnalar dışında mecburi değildir. Somut olayda bilirkişinin yapması gereken; davacının gidebildiği kadar üstsoyuna ve bunların bütün mirasçılarına ait nüfus kayıtlarına göre bir soyağacı çıkartılarak, vakfeden ile iddia edildiği gibi soybağı bulunup bulunmadığının tespiti ile vakfiyelerde geçen tabirlerden galle fazlası için gerekli şartların oluşup oluşmadığına dair görüş bildirmekten ibarettir. Hakim; bilirkişi görevlendirirken rapor alınacak konuda (somut olayda vakıf hukuku alanında uzman) özel ve teknik bilgi sahibi olan uzman kişiler arasından seçim yapılmasına özen göstermek, bilirkişinin oy ve görüşü (raporu) hâkimi bağlamadığından bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirmek, sunulan bilirkişi raporunun dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerle örtüşüp örtüşmediğini denetlemek, gerektiğinde ek rapor veya alanında uzman başka bir bilirkişiden rapor alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermelidir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; galle fazlası için Vakfiyede öngörülen şartların incelenmesinden önce davacı ile vakfeden ... ... Ağa arasında kan bağına dayalı olarak soybağı kurulmasının üzerinde durulması gerektiği, şahsiyet kayıt örneğine göre dava konusu vakıfta son olarak Vakıfın vefatından sonra, evlad-ı vakıftan Fatma binti Kasım (05 Cemaziyelevvel 1222 H/11 Temmuz 1807 M) evlad-ı vakıftan Fatma binti Kasım'ın vefatıyla, kızı Emine Hatun'un (06 Cemaziyelahir 1252 H/ 18 Eylül 1936 M) mütevelli olarak görev yaptığı, vakfın 08.12.1947 yılında mazbutaya alındığı, davacının vakıf kurucusu ile kan bağını gösterir herhangi bir belge veya mahkeme kararının dosyaya ibraz edilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda son mütevelli Fatma kızı ile Emine üzerinden soybağı tesis edildiği belirtilmiş ise de, nüfus kayıtlarına göre davacının üst soyunun ... ve Sıdıka oğlu 1846 doğumlu Abdulkadir'e kadar gittiği, yani nüfus kayıtlarına göre son mütevelli Fatma kızı Emine'nin davacının üst soyu olduğuna dair bir veri olmadığından nüfus kayıtları üzerinden bağ kurulamadığı, bilirkişinin vakfeden ile davacı arasındaki soybağını davacı vekilinin fotokopi olarak sunduğu 19 Mart 1870 tarihli Abdullah oğlu Mehmet oğlu... Ağa'nın veraset ilamına göre... Ağa'nın eşi Mehmet kızı Emine, çocukları ise ... ve ... Ağa olduğu ve yine başka bir şer'i ilamdaki (14 Eylül 1896 tarihli) şahit olan kişi ... ... Ağa oğlu Akifzade Abdulkadir Ağa ismi üzerinden yorum yapılarak kurulmaya çalışıldığı, mütevellik yapan Fatma kızı Emine ile veraset ilamında ismi geçen İsmail Akif Ağa'nın eşi Mehmet kızı Emine'nin aynı kişi olduğuna dair Emine adı dışında başka bir ayırt edici unsurun olmadığı, yine davacının üst soyunda yer alan Abdulkadir'in babası ...'in veraset ilamındaki ... Ağa olduğuna dair bir kaydın olmadığı, şer'i ilamda tanık olarak ismi yer alan Abdulkadir Ağa'nın davacının üst soyunda yer alan kişi olduğuna dair baba adı, kardeş adı, çocukları gibi isimler yer almadığından herhangi bir şekilde bağ kurulamadığı, bilirkişinin somut verilerden ayrılarak yorum yolu ile soğbağı kurma yoluna gittiği, kaldı ki soybağı kurulmaya çalışılan şer'i ilamlar fotokopi olup asılları dahi getirtilip denetlenmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Özetle; davacının, vakfeden ile yöntemine uygun olarak bağ kurulması iddiasını ispat edemediği, her ne kadar bilirkişi ... ...'ın rapor ve ek raporu, davacının vakıf evladı olduğunun kabulüne dair hükme esas alınmış ise de; raporda davacı ile vakıf arasındaki soybağının, nüfus kaydı veya eşdeğer bir belge ile değil, dayanağı olmayan kişisel yorum içeren faraziyelere dayandığı, dolayısı ile mevcut delil durumuna göre Vakıf ile davacı arasında kan bağı yolu ile kurulmuş soybağının yöntemince kurulamadığı anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü doğru görülmemiş, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 bentte açıklanan açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.