Başvuru, rüşvet aldığı iddiası kapsamında devlet memurluğundan çıkarma işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; rüşvet aldığı iddiası kapsamında devlet memurluğundan çıkarma işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü (Kurum) emrinde muayene memuru olarak görev yapmaktadır. A.Y. isimli kişi tarafından Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına (Teftiş Kurulu) gönderilen şikâyet mektubunda başvurucunun da aralarında bulunduğu kişilerin rüşvet aldığının bildirilmesi üzerine anılan kişiler hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmıştır. İdari soruşturma neticesinde 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi gereğince 23/8/2012 tarihinde başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, idari soruşturma sonucunda hazırlanan rapora ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından düzenlenen iddianame içeriğine yer verilmiştir. Anılan iddianame içeriğinde; i. İletişimin tespitine ilişkin kayıtların incelenmesinde başvurucunun gümrük işlemleri kapsamında rüşvet alan örgütün üyesi olarak hareket ettiği, H.E.nin ise anılan örgütün yöneticisi pozisyonunda olduğu tespit edilmiştir.ii. İşyerindeki kamera görüntüleri ve telefon görüşmelerinde başvurucunun gümrük işlemi yaptırmak isteyen firma yetkililerinden rüşvet olarak aldığı zarf içindeki paraları H.E.nin masasının üzerine koymak, sümeninin altına yerleştirmek ya da doğrudan kendisine vermek suretiyle toplam altı kez teslim ettiği belirlenmiştir.iii. Şüphelilerin söz konusu para alışverişini H.E.den alınan borcun geri ödemesi, şehit çocukları için yardım parası, gümrükle ilgili bilgi notu, gümrükle ilgili evrak, hediye kuponu gibi sebeplerle açıklamalarının çelişkili olduğu vurgulanarak A.Y.nin mektubunda beyan ettiği olayların iletişim ve görüntü kayıtları ile doğrulandığı belirtilmiş ve başvurucunun memuriyetten çıkarılmasına karar verilmesi önerisinin kabul edildiği anlaşılmıştır.A. Başvuru Konusu Dava Süreci Başvurucu 19/10/2012 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açarak devlet memurluğundan çıkarma işleminin iptalini talep etmiştir. Dava dilekçesinde; idari soruşturmanın yasal süre içerisinde yapılmaması nedeniyle zamanaşımına uğradığını, 657 sayılı Kanun'a göre bir alt ceza verilmesi imkânı olmasına rağmen haksız şekilde aleyhte değerlendirme yapıldığını beyan etmiştir. Başvurucu ayrıca anılan olay kapsamındaki ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, tamamen varsayımlarla hareket edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece 18/6/2013 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Gerekçede; idari soruşturmanın yanında adli soruşturma kapsamında da telefon dinleme ve teknik takip kararları neticesinde dinlemeye ve izlemeye alınan kamu görevlilerinin topladıkları paraların aynı yerde görevli başka bir personele intikal ettirdikleri belirtilmiştir. Telefon dinleme kayıtlarının ve izleme kayıtlarının dosyada mevcut olduğu, bazı kamu görevlilerinin evlerinde yapılan aramalarda listeler hâlinde kimlerden hangi miktarda para alındığı ve kime verildiğinin tespit edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucuda toplanan paraların örgüt liderine verilmesi sırasında görüntülerin kayda geçtiği tüm bu tespitler ışığında kamu görevlisi olan başvurucunun görev yaptığı birimde iş sahiplerinden rüşvet aldığı dolayısıyla memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinin sübuta erdiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucu temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; önceki beyanlarını tekrar ederek (bkz. § 4) ceza yargılamasında beraat etme ihtimalinin bulunduğunu nitekim bu yargılama sırasında dosyaya sunulan bilirkişi raporunda isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığının bildirildiğini ileri sürmüştür. Danıştay Onikinci Dairesi (Daire) 13/9/2018 tarihinde Mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onama kararı vermiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi de Dairece reddedilerek karar 16/4/2019 tarihinde kesinleşmiştir.B. Ceza Yargılaması Süreci Başvurucu ve diğer şüpheliler hakkındaki ihbar mektubu üzerinde başlatılan soruşturmada 12/5/2011 tarihli iddianame düzenlenmiştir. Anılan iddianamede, başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, resmî belgede sahtecilik ve rüşvet suçlarını işlediği ileri sürülmüştür. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) yapılan yargılamada başvurucuya isnat edilen resmi belgede sahtecilik ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından beraatine karar verilmiştir. Ceza Mahkemesince rüşvet suçuna ilişkin değerlendirmede, başvurucunun da aralarında bulunduğu memur sanıkların, diğer sanıklardan düzenli ve sürekli şekilde menfaat temin etmelerine ilişkin fiillerinin rüşvet suçunun unsurlarını taşımadığı buna karşın 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin -suç tarihinde yürürlükte olan- (3) numaralı fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu tespit edilerek 26/5/2016 tarihinde anılan suçtan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 4500 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu ve diğer sanıkların temyiz talebi üzerine Yargıtay Ceza Dairesince; Ticaret Bakanlığının davaya katılma hakkını kullanabilmesi için davadan haberdar edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Ceza Mahkemesi tarafından bozma kararı kapsamında yapılan yargılama sonucunda, davaya katılmaya ilişkin işlemlerin usulünce yapıldığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilerek başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmünde (bkz. § 8) bir değişiklik yapılmamıştır. Başvurucu ve diğer sanıklar temyiz talebinde bulunmuş olup inceleme tarihi itibarıyla dosya henüz Yargıtaya gönderilmemiştir. Nihai karar başvurucuya 14/7/2019 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 8/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.