T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/823 Esas KARAR NO: 2025/1715 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 11/07/2023 NUMARASI : 2021/103 Esas, 2023/169 Karar DAVANIN KONUSU: Marka, Tasarım ve FSEK'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün, Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Refi, Ticaret Unvanının Terkini, Alan adının İptali, Markanın Hükümsüzlüğü KAR…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/823 Esas KARAR NO: 2025/1715 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 11/07/2023 NUMARASI : 2021/103 Esas, 2023/169 Karar DAVANIN KONUSU: Marka, Tasarım ve FSEK'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün, Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Refi, Ticaret Unvanının Terkini, Alan adının İptali, Markanın Hükümsüzlüğü KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İngiltere'de mukim bir şirket olup, spor giyim ve aksesuarları alanında faaliyet gösterdiğini, Türkiye dahil dünyanın pek çok bölgesinde müşteri nezdinde ilgi gördüğünü, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli birçok markası olduğunu, 2018/73846, 2019/11028 ve 2018/73857, 2019/11015 numaraları ile tescilli "... ...+..." ibareli markalar olduğunu, bunlarla beraber müvekkilinin "delikli desen" üzerinde de telif ve tasarım hakkının mevcut olduğunu, müvekkilinin tasarım ve telif hakkına konu olan delikli desenleri "..." ve "Energy+" markalı ürünleri üzerinde kullandığını, müvekkilinin markaları ve logoları, tasarımları, telif hakkına da konu olan görsellerin tanınmışlığından haksız kazanç elde etmek isteyen kişilerce çeşitli yol ve şekillerle sıklıkla taklit edildiğini, müvekkilinin tescillerle de korunan "..." ve "... ...+..." ve "..." markaları ve ürünleri ile ticari takdim şekli, telif hakkına da konu olan tasarımları ve telif hakkına konu olan görsellerinin davalı tarafından taklit edildiğini, davalının kullanımlar ve eylemleri neticesinde tüketici nezdinde karşı taraf ile müvekkili arasında idari veya ekonomik bir bağlantı olduğu huhusunda ve ürünlerin kaynağı konusunda yanılgıya düşüleceği, ayrıca davalı TPMK nezdinde "...+..." ibareli markayı 2019/13301 sayı ile haksız bir şekilde tescil ettirdiğini, aynı zamanda bu ibareyi ticaret unvanında da kullandığını, mezkur markanın müvekkilinin "..." markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının söz konusu eylemleri neticesinde müvekkilinin marka, tasarım ve telif haklarından doğan haklarının ciddi anlamda zarar gördüğünü iddia ederek, müvekkilinin marka, tasarım ve telif haklarından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'ini, davalı adına olan www...com.tr alan adının iptalini, davalı adına 2019/13301 sayılı markanın hükümsüzlüğünü, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; TPMK nezdinde 2019/13301 ve 2020/94753 sayılı markaların müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait markada, ürün ve tasarımlar yönünden davacı tarafın mali ve manevi haklarını ihlal eder herhangi bir unsur bulunmadığını, müvekkili şirketin ürün ve tasarımlarında davacı tarafa ait herhangi bir unsur kullanılmadığını, davacı ile müvekkili şirket ürün ve markaları arasındaki tek benzerliğin, markalarda yer alan "GYM" ibaresi olduğunu, kaldı ki bu kelimenin spor salonu anlamına geldiğini, müvekkilinin hitap ettiği tüketici kesimi de sporla ve özellikle vücut geliştirme, fitness gibi salon sporları ile ilgilenen bireyleri kapsadığını, markalar arasında fark yaratacak unsur olan "..." ve "..." ifadeleri arasında görsel, fonetik ve herhangi başka yönden çağrıştırmaya sebep olacak bir benzerlik olmadığının açıkça ortada olduğunu, davacı tarafça taklit edildiği iddia edilen tasarımlarır, dünya çapında önde gelen spor giyim firmaları tarafından dahi kullanılan harcıalem vasfındaki modellere ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin hitap ettiği tüketici kesimi yönünden ürünlerin tasarım, görsel ve ürün modellerine teknik olarak kullanmak zorunda olduğu konsepti davacı şirkete mal etmenin mümkün olmadığını, bu sebeple davacı yanın dayandığı tüm iddiaların haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "... HMK'nın 282 maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Ayrıca Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/14-696 Esas ve 2016/778 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi hukuki bir konu olduğundan hukuki değerlendirme mahkemece yapılmıştır. Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bilirkişi rapor ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde; öncelikle marka hükümsüzlüğü yönünden yapılan değerlendirmede; davacının önceki tarihli logo markaları köpekbalığı kafasının stilize edilmiş formu iken, davalının markası Kurt hayvanı başının benzer tasarım yaklaşımı ile oluşturulmuş farklı versiyonudur. Taraf markalarındaki ayırt edicilik kazandıran "..." ve "..." kelimeleri farklıdır. Markalar bütün olarak değerlendirildiğinde ilişkilendirme yoluyla dahil karışıklığa sebebiyet verecek derecede SMK 6/1 maddesi anlamında yine buna bağlı olarak her iki tarafta markalarını tescil edildiği şekli ile kullandığından SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı, davacı markalarının SMK m. 6/4 kapsamında davalı marka tescil başvurusundan önce “tanınmış marka” statüsünde olduğunda dair bir delil bulunmadığı, buna bağlı olarak SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, dosyada davalının kötü niyetini gösterir bir delilin dosyaya ibraz edilmemiş olmakla dava konusu 2019/13301 tescil nolu “...+...” markasının SMK m. 6/9’a dayalı hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak hükümsüzlüğe dair davanın reddi gerekmiştir. Davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davalının markasını tescil edilmiş şekliyle kullandığı, davacı markasına yanaşma iradesinin tespit edilemediği, yukarıda hükümsüzlüğe dair değerlendirmede belirtildiği üzre markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacının bu talebi yönünden de davanın reddi gerekmiştir. Buna bağlı olarak alan adı iptali talebi de reddedilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararında; "... markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması..." şeklindeki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına artık dayanması mümkün olmadığından TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla marka hakkına dayalı haksız rekabet isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı tekstil ürünü tasarımlarından SMK uyarınca doğan tasarım hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve bilirkişi raporları ile davalının internet sitesinde tanıtımını yaptığı bazı giysi modellerinin davacı tarafa ait internet sitesindeki giysi modelleri ile benzer olduğu tespit edilmiş ise de, dava konusu tasarımların tescilli olduğu veya SMK uyarınca tescilsiz koruma şartlarını taşıdığını gösterir bir delil dosyaya sunulmamış olmakla tasarım hakkına tecavüze dayalı talebin reddi gerekmiştir. Yine, davacının SMK uyarınca hak sahibi olduğunu iddia ettiği delikli desen üzerinde, söz konusu desenin davacı adına tescilli olduğunu veya SMK uyarınca tescilsiz korumanın şartlarını taşıdığını gösterir bir delil dosyaya sunulmamış olmakla tasarıma tecavüzden söz edilemeyeceğinden bu talep yönünden de dava reddedilmiştir. Bilirkişi raporunda benzer olduğu belirtilen giysi modelleri ile delikli kumaştan mamül giysi modellerinin tamamında davalı kendi markasını kullanmaktadır. Davacının bu giysi modelleri ve delikli kumaş desenine yönelik haksız rekabete dayalı talebi yönünden ise, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/04/2021 Tarih ve 2021/89 Esas - 2021/3954 Karar sayılı ilamında "... ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş, belli bir süre sonra Türkiye'de ticarete konu edilmiş ve tescile dayalı koruma tercihinde de bulunulmamış tasarımlar yönünden, tasarıma konu malların bir başkasınca üretilmiş ve piyasaya sunulmuş olması halinde, sadece tasarımın orijinal, davacı ile özdeşleşmiş ve büyük emek ve çabalarla tanıtılmış olması, bu davranışın haksız rekabet olarak nitelendirilmesine yeterli olmayıp, ayrıca onu üreten işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline de yol açılması gerekir." Somut olayda davaya konu tescilsiz tasarıma konu giysilerin ve kumaşların davacı şirketle özdeşleşecek bir ürün haline gelerek, işletmesel kökene işaret eden bir ayırt edici işaret haline dönüşüp dönüşmediği gibi davalı tarafın üretmiş olduğu giysilerde kendi markasını kullanılmak suretiyle her iki tarafa ait ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırılma ihtimalini önleyecek tedbirleri aldığı dikkate alındığından haksız rekabete sebebiyet vermeyeceğinden bu talep yönünden de davanın reddi gerekmiştir. Davacının giysi ve kumaş deseninin FSEK korumasında olduğundan bahisle tecavüz iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; davalının www...com.tr alan adlı internet sitesinde yer alan elbise tasarımları ve delikli desenin FSEK uyarınca eser kapsamında olduğunu ispat edecek belge veya bilgiler (kim tarafından, ne zaman ve nasıl yaratıldığı, sahibinin hususiyetini taşıyan unsurun ne olduğu) ispat edilmemiş olmakla, davalının FSEK’e aykırılık teşkil eden bir eylemi bulunmadığından bu talep yönünden de dava reddedilmiştir.Davacının davalı şirket unvanının terkinin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı markasında esas unsur olan “...” ibaresi ile davalı şirket unvanının çekirdek unsuru olan “...” ibaresi benzer olmamakla, davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkini şartlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak bu talep yönünden de dava reddedilmiştir" gerekçeleri ile davanın REDDİNE," karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Dava konusu markanın bir kelime ve ... unsurundan oluştuğunu, markadaki esas unsurun ... ve ... olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalı markasında müvekkilinin markası ile karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerlik olduğunu, müvekkilinin ... ... ... markası ile benzer... ... unsuru ile markanın kötüniyetle tescil ettirildiğini, markanın tesadüfen seçilmediğini, müvekkilinin Türkiye ve Dünya'da tanınır ve lider konumdaki şirketlerden olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adının da çekirdek unsurunun ... olduğunu, marka ile birlikte tüketici nezdinde büyük bir ayırt ediciliğe ve tanınmışlığa ulaştığını, dava konusu markanın haksız fayda sağlama niyeti ile tescil edildiğini, raporda da benzerliklerin tespit edildiğini, 21.03.2022 tarihli raporda ve 05.11.2022 tarihli raporda markaların belirli bir bilinirliğe ulaştığı ve tanınmış marka olduğunun tespit edildiğini, SMK 6/4, 6/5 ve 6/9.md koşullarının oluştuğunu, Müvekkiline ait tasarımların kopyalandığını, müvekkilinin web sitesinden alınan görsellere photoshop yapılarak dava konusu markanın eklenmesi ve görsellerin kendileri tarafından yaratılmış görseller gibi web sitesinde gösterilmesi gibi hususlar dikkate alındığında marka tescilinin tesadüfi olmadığını, hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini,21.03.2022 Tarihli raporda markaya tecavüz ve haksız rekabet oluştuğunun tespit edildiğini, Mahkemenin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için her iki taraf da talepte bulunmuşken yeni rapor almadan karar vermesinin hatalı olduğunu, 21.03.2022 Tarihli rapora neden itibar edilmediğinin gerekçelendirilmediğini, davalının markaya yanaşma iradesi olduğunu, tasarım kompozisyonlarının benzer olduğunu, haksız kullanımın markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, Davalının kullanımın markanın tescilli hali de sınırlı olmadığını, markadaki ... ibaresi olmadan da kullanım olduğunu, ticari takdim şeklinin taklit edildiğinin 05.11.2022 Tarihli raporda tespit edildiğini, markanın ürünler üzerinde dikey konumlandırıldığını, ... ve ... ibaresinin benzer olmadığı yönündeki gerekçeyi kabul etmediklerini, Kötüniyetle tescilli alan adı ve ticaret unvanının terkini gerektiğini, Haksız rekabet oluşmadığı belirtilmiş ise de; Yargıtay 11.HD'nin karara yansıyan ilamından sonra aynı dairenin kümülatif korumanın uygulanacağına dair de karar vermekte olduğunu, bununla birlikte haksız rekabetin sadece markadan kaynaklanmadığını, fotoğraflar üzerindeki telif hakkı, FSEK kapsamında korunan tasarım hakkının da ihlal edildiğini, birden fazla fiil olduğunu, raporda müvekkili ürünleri ve desenleri ile davalı tarafa ait ürünlerin modelleri ve desenlerinin benzer algılandığının tespit edildiğini, Dava dilekçesi ekinde sunulan çizimlerin şirket çalışanı Lois Woodcook isimli tasarımcıya ait olduğunu, sözleşmenin tercümeli olarak sunulduğunu, davalının aksi yönde delil sunamadığını, müvekkilinin hak sahipliğini ispatladığını, Tasarımların aynı zamanda güzel sanat eseri olduğunu, FSEK 4.md nin dikkate alınması gerektiğini,Web sitesindeki kullanımların da dava dilekçesi ekinde ve Bakırköy 1FSHHM 2020/187D.İş sayılı dosyasında sunulduğunu, bu hususların hiç incelenmediğini, 5846 ve 5651 sayılı Kanun gereğince hakların ihlal edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulü ile ihtiyati tedbire hükmolunmasını talep etmiştir. GEREKÇE Davacı, davalının kullanımlarının marka, tasarım ve telif haklarından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, alan adının iptali, davalı adına tescilli 2019/13301 numaralı "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğü, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini ve hüküm özetinin ilanını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; hükümsüzlüğü talep edilen 2019/13301 numaralı "... ..." ibareli markanın 12/02/2019 tarihinden itibaren 25.sınıfta tescilli olup, davacının iddiasının dayanağı olan önceki tarihli markalardan... numaralı ... markası 08.08.2018 başvuru tarihi ile 25 ve 35.sınıfta, 2018/73846 "..." kelime markası ise 25,35. sınıflarda 08.08.2018 tarihli başvuruya istinaden tescillidir. Mahkemece mevcut delil durumuna göre; davalının marka başvuru tarihi itibarı ile davacının markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığının kabulünün yerinde olduğu gibi, dava dilekçesi ekindeki deliller incelendiğinde Dünya'da ve Türkiye'deki satış listelerine yer verildiği, Türkiye yönünden 2018-2019-2020 tarihli satış tutarlarının yer aldığı, sunulan faturalardan 04.07.2018 tarihli ve 26.02.2018 Tarihli faturaların davalı markasının başvuru tarihinden önce olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkmece SMK 6/3, 6/4, 6/5 koşullarının oluşmadığı, ... VE ... ibareleri benzer olmadığından SMK 6/6 maddesinin koşullarının oluştuğundan da söz edilemeyeceği, davalının marka başvuru tarihi itibarı ile tescilde kötüniyeti de ispatlanamadığından SMK 6/9 Maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin reddinin de yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının 2018 73858 numaralı markasının ... markası, ... numaralı ... markasının kelime markası olduğu, davalının hükümsüzlüğe konu ... markasının ise kelime ve ... markası olarak tescil edildiği, son bilirkişi ek raporunda davalının markasında ... unsurunun önplana çıkmadığı, GYM ibaresinin yardımcı unsur olduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığının tespit edildiği de dikkate alındığında mahkemece SMK 6/1 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesinin de yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Bilirkişi raporlarına göre; davacının iddiasının dayanağı olan ürünlerin FSEK uyarınca eser kapsamında olduğunu ispat edilemediğinden mahkemece FSEK'e aykırılık iddiasına ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi yerindedir. Dava konusu tasarımların tescilli olmadığı, tescilsiz tasarımın korunması koşullarının oluşmadığının tespit edildiği, Yargıtay 11.HD'nin 2024/2085 E- 2025/416 K., 2024/1738 E- 2025/58 K.,2024/1482 E- 2025/38 K., 2019/5189-1852 E-K, 2021/89-3054 E-K sayılı kararları gereğince 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığından mahkemece haksız rekabet isteminin reddi yerinde olduğu, kararda belirtilen Y.11HD 2021/89, 2021/3954 K sayılı ilamda da yer aldığı üzere tescilsiz tasarıma konu giysi ürünlerinin ve kumaşların davacı ile özdeşleşecek bir ürün haline geldiği, işletmesel kökene işaret eden ayırt edici işaret haline dönüşmediği, davalının ürünlerde kendi markasını kullanarak karıştırılmayı önleyecek tedbirleri aldığı dikkate alındığında haksız rekabet isteminin reddine karar verilmesi de yerinde görülmüştür.Tarafların ticaret unvanları benzer olmadığı gibi, davalının davacı markasına yanaşma iradesinin tespit edilemediği, davalının markayı tescilli şekliyle kullandığı, hükümsüzlük değerlendirmesinde markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik olmadığının da tespit edildiği dikkate alındığında markaya tecavüz, alan adının iptali ve ticaret unvanının terkini istemlerinin reddine karar verilmesi de yerindedir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince bilirkişi raporlarının hukuki değerlendirmesi yapılarak yeni rapor alınmadan karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/12/2025