Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alt işveen firma bünyesinde 04.08.2009 tarihinde çalışmaya başladığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 127. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde uyarınca sürekli işçi olarak kadroya alındığını, müvekkilinin ilk işe girdiği tarihten temizlik görevlisi olarak sözlü görevlendirildiği 2022 yılı Mart ayına kadar veri giriş personeli olarak sadece vasıflı işlerde çalıştığı
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alt işveen firma bünyesinde 04.08.2009 tarihinde çalışmaya başladığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 127. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde uyarınca sürekli işçi olarak kadroya alındığını, müvekkilinin ilk işe girdiği tarihten temizlik görevlisi olarak sözlü görevlendirildiği 2022 yılı Mart ayına kadar veri giriş personeli olarak sadece vasıflı işlerde çalıştığını, Sağlık Bakanlığının üyesi bulunduğu Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) ile ... ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (...) arasında 10.08.2020 imza tarihli ve 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin 29/d hükmünün "Vasıfsız işçi kadrosunda bulunmakla beraber, bir yıl süreyle vasıflı işçiler tarafından yapılması gereken bir işte çalışmış olanlar bu sürenin sonunda vasıfsız bir işte çalıştırılamazlar.'' şeklinde olduğunu, müvekkilinin kadrosu her ne kadar gerçeğe aykırı şekilde hasta karşılama ve yönlendirme personeli olarak girilmiş olsa da müvekkilinin yaklaşık 3 yılı aşkın süre boyunca vasıflı işleri ifâ ettiğini, anılan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri gereğince müvekkilinin vasıfsız işte çalıştırılamayacağının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.