4. Ceza Dairesi 2012/2092 E. , 2012/6960 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret, İftira HÜKÜM : Hükümlülük Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Yapılan incelemede; Basın özgürlüğü, Anayasanın 28 ila 32. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3. maddelerinde …
**4. Ceza Dairesi 2012/2092 E. , 2012/6960 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret, İftira HÜKÜM : Hükümlülük Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Yapılan incelemede; Basın özgürlüğü, Anayasanın 28 ila 32. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. İfade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olan basın özgürlüğü; basının fikir, yorum ve haberleri yayma hakkı yanında, kişilerin bunlardan yararlanma haklarını da güvence altına almaktadır. Diğer bir anlatımla basın özgürlüğünün amacı; bilim, sanat, fikir eseri üretme ve yayma, güncel olaylar, politik konular ve kamuoyunu ilgilendiren kişiler hakkında haber verme, eleştiri yapma ve bunları basın yayın araçlarıyla kitle iletişimine sunma ve bu şekilde bir yandan kişilerin bireysel gelişimleri için gereken ortamı sağlama, diğer yandan da yönetimle ilgili fikir oluşturma ve yönetime katılma haklarını güvenceye almaktadır. İşte bu nedenledir ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çeşitli kararlarında (AİHM, 25.6.1992- Thorgeirson kararı,;8.7.1986 - Ligens/Avusturya kararı,;23.4.1992 -Castells/ İspanya kararı,) önemle belirtildiği üzere basın özgürlüğü, özgürlükçü demokratik toplumun vazgeçilmez temelini oluşturur. Bu kapsamda, yöneticilerle ilgili bazı güncel olayların haber verme hakkı çerçevesinde yayın konusu yapılması da basın özgürlüğü içerisinde görülmelidir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/2. maddesi uyarınca kamu güvenliği, sağlığı, ahlakı veya başkalarının şöhret ve haklarının ya da yargı organlarının otorite ve tarafsızlıklarının korunması amacıyla ifade ve basın özgürlüğünün kanunlarla sınırlandırılması meşrudur. Nitekim TCK. nun 125. maddesi ile kişilerin şerefinin ve TCK. nun 267. maddesi ile de yargının işleyiş düzenine ilişkin kamu yararı ile kişilerin haklarının korunması amacıyla ifade özgürlüğü sınırlandırılmıştır. Somut olayda vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1)Katılanların 02.04.2008 tarihinde birlikte yemek yediklerine ilişkin haberin 6 ay sonra 09.10.2008 tarihli gazetede "Kırklareli valisine kadın doktordan taciz suçlaması" başlığı altında yayınlanması, haberin başlığında taciz suçlamasının katılan vali ile yemek yiyen doktor tarafından ileri sürüldüğü iddia edilmesine karşın katılan ... ile görüşülmeden bu haberin yazılmış olduğu ve sanık tarafından habere dayanak olarak gösterilen milletvekili ... adına yazıldığı ifade edilen tarihsiz ve imzasız yazı içeriğinde de Katılan ...'nin böyle bir iddiada bulunduğundan sözedilmemesi karşısında, gerçeğe aykırı biçimde katılan ... hakkında soruşturmaya neden olabilecek maddi bir fiille suçlamada bulunulması, katılan ... yönünden de toplum önünde küçük düşürür biçimde ve gerçeğe aykırı olarak taciz edildiği iddiasının yazılmış olması nedeniyle eylemlerin birer kez olmak üzere katılan ...'a iftira, katılan ...'e hakaret suçlarını oluşturacağı gözetilmeden birden fazla işlenmiş olduğu kabul edilerek fazla cezaya hükmedilmesi, 2)Kabul ve uygulamaya göre de; iftira ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerde; a)Temel cezaların, denetime olanak verecek şekilde gerekçesi tam gösterilmeden "suçun işleniş biçimi" şeklinde soyut gerekçeyle alt sınırların üzerinde tespiti, b)Ertelemeye ve hak yoksunluğuna ilişkin TCK.nun 51 ve 53. maddelerinin her bir suç yönünden ayrı ayrı uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, c)Adli sicil kaydına göre sabıkasız olan sanık hakkında, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... müdafii ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine 26/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.