9. Hukuk Dairesi 2010/32901 E. , 2012/40426 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kötüniyet tazminatı ile eğitim gideri alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti…
**9. Hukuk Dairesi 2010/32901 E. , 2012/40426 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kötüniyet tazminatı ile eğitim gideri alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı şirket vekili, davalının hizmet akdi ile yer altı elektrik tesisatı montaj teknisyeni olarak çalışırken tamamlaması gereken işleri yarım bırakarak istifa ettiğini, davalının yurt dışında eğitime gönderildiğini ve bu yüzden kendisine eğitim masrafı yaptıklarını, davalının işten ayrıldıktan 5 gün sonra başka bir firmada işe başladığını ve kötüniyetli olduğunu belirterek, kötüniyet tazminatı ve eğitim gideri alacaklarının ödetilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, fazla mesai alacakları ödenmediğinden haklı nedenle sözleşmeyi 03.04.2008 günü feshettiğini, 28 Nisan günü işten ayrıldığını, ihbar tazminatına hükmedilmesi hâlinde son aya ait 28 günlük ücret alacağının bundan takasını istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı işçinin belirsiz süreli hizmet akdi ile çalıştığı ve istifa ederek ayrıldığı, işçinin kötüniyet tazminatı ödemesinin mümkün olmadığı, ancak kötüniyet tazminatı talebi ihbar tazminatını da içerdiğinden ve davalı usulsüz olarak akdi feshettiğinden ihbar tazminatı talebinin kabulüne, hizmet akdinde eğitim giderine dair hüküm olmaması ve davalı işçinin aldığı eğitimin işle ilgili olması nedeniyle eğitim gideri talebinin reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür. 1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.HD. 18.1.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K.). 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.). İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.1.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.). Somut olayda davacı işveren, davalı işçinin istifa ederek işten ayrıldığını belirterek, kötüniyet tazminatının ödetilmesini istemiştir. Davalı işçi, fazla mesai alacakları ödenmediğinden akdi haklı nedenle feshettiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının istifa ederek ayrıldığı, kötüniyet tazminatı borçlusunun işveren olabileceği, işçiden kötüniyet tazminatı istenemeyeceği, ancak kötüniyet tazminatı talebinin ihbar tazminatı isteğini de içerdiği gerekçesi ile ihbar tazminatı talebi hüküm altına alınmıştır. Dosyaya sunulan istifa dilekçesinde davalı işçi “ 03.04.2008 günü itibarıyla şirketle ilişiğimin kesilmesini istiyorum” demiştir. Cevap dilekçesinde ise, fazla mesai alacakları ödenmediği için haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini belirtmiştir. Bir kimsenin hiçbir sebep yokken istifa edip işten ayrılması olağan yaşam kurallarına aykırı olduğundan davalının haklı nedenle fesih iddiası üzerinde durularak, ücretlerinde gecikme olup olmadığı ve fazla mesai alacağı olup olmadığı araştırılmadan mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.