1. Hukuk Dairesi 2012/14954 E. , 2013/3103 K. "" MAHKEMESİ : KOCAELİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/06/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay ornında iptal ve tescil isteği…
**1. Hukuk Dairesi 2012/14954 E. , 2013/3103 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KOCAELİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/06/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay ornında iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacı S..'ın davasının HMK'nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına diğer davacıların davasının kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan A..A..'nın 17.11.1986 tarihinde öldüğü, mirasçıları olarak davanın tarafları ile dava dışı kişileri bıraktığı murisin çekişme konusu 3786 sayılı parseli 5.12.1983 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik ettiği, miras bırakanın satıma ihtiyacının bulunmadığı, temlik sırasında gösterilen satış bedeli ile o tarihteki gerçek değer arasında açık ve aşırı fark bulunduğu; dolayısıyla aslında bağış olmasına rağmen satış şeklinde işlem yapılmasının mirastan mal kaçırma ve muvazaa amacına yönelik olduğu iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, davalının, miras bırakanın mal kaçırma amacıyla değil paylaştırma ve denkleştirme amacıyla haraket ettiği ve tüm mirasçılarına kazandırmalarda bulunduğunu savunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten bu savunmanın kanıtlanması halinde mal kaçırma amacından söz edilemeyeceği açıktır. Ne varki, mahkemece bu bu doğrultuda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26.maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.