TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/10/2024 NUMARASI: 2024/109 Esas, 2024/602 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/126 KARAR NO: 2026/68 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/10/2024 NUMARASI: 2024/109 Esas, 2024/602 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında sözleşmeden faturalardan ve ayrıca aralarındaki cari hesaptan kaynaklanan 162.220 TL tutarında bir alacak bulunduğunu, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı şirket tarafından borca itiraz edildiğini ve bu itirazın iptalinin gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davalı şirkete ait merkez binasının iç mimarisinin müvekkili tarafından tam ve eksiksiz olarak ifa edildiğini, davalının sözleşme gereği yapması gereken ödemelerin tamamını yapmadığını, tarafların ticari defter kayıtlarında yapılacak inceleme ile bu durumun ortaya çıkacağını, alacağın muaccel hale gelmesi ve tahsili amacıyla davalıya ihtarname keşide edildiğini, gönderilen cevabi ihtarnamede müvekkiline herhangi bir borcun bulunmadığının bildirildiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir fatura tebligatı yapılmadığını, keşide edildiği belirtilen ihtarnamenin de herhangi bir fatura, sözleşme, yazılı belgeye dayandırılmadığını, varlığı iddia edilen alacağın sebebinin de bildirilmediğini, davacıya ödenmesi gereken bir borç bulunmadığından borca itirazları içeren cevabi ihtarnamenin gönderildiğini, davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takipte talep edilen 164.200 TL tutarındaki alacağın taleple uyum göstermeyen 240.720 TL tutarındaki faturaya dayandırıldığını, takibe konu edilen faturanın alacaklı görünen davacı tarafından müvekkili şirkete veya adına hareket etmeye yetkili temsilcisine tebliğ edilmediğini, varlığı iddia edilen alacağın hiçbir belgeye dayandırılmadığı gibi sebebinin de gösterilmediğini, davacının faturaya dayalı olarak genel haciz yoluyla yaptığı takipteki dava dilekçesine bir sözleşme ve sözleşmeye ekli bir belge sunduğunu, ancak müvekkili şirketin sonradan ortaya çıkan bu sözleşme ve ekli belgenin tarafı olmadığını, kendileriyle bir ilgisinin bulunmadığını, bu sözleşme ve ekli belge ile bağlı olmadıklarını, yapılan icra takibinin tebliğ edilmemiş ve takip üzerine itiraza uğramış faturaya dayanarak açıldığını, icra takibinde başkaca bir delile dayanmayan davacının sonradan başa bir delile dayanarak aynı takibe ilişkin açtığı itirazın iptali davasının reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davacı taraf iddiasının aksine müvekkili ile davacı arasında herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi ve cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, süresi içinde itiraz edilen bir faturanın düzenleyen lehine delil olarak kullanılamayacağını, söz konusu faturanın içeriğine de itiraz edildiğini, tek taraflı olarak düzenlendiğinden alacağı ispata yeterli olamayacağını, takibe konu olmayan ve müvekkili tarafı dahi olmadığı sözleşme ve ekindeki belgenin dikkate alınmaması gerektiğini, özellikle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık ilkesinin asıl olduğunu, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılarak takipte dayanılmayan belgenin ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, davaya konu edilen icra takibindeki alacağın 162.220 TL olduğunu, alacağın ise 240.720 TL tutarındaki faturaya dayandırıldığını, oysa ki müvekkili şirketin takipten önce davacıya toplam 656.390 TL ödeme yaptığını, bu nedenle davacı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu defter kayıtları ile müvekkilinin yaptığı ödemelerin karşılaştırılması halinde yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarında yer almadığının görüleceğini, davacı tarafın şirket yetkilisinin değişmesini fırsat bilerek kasten ödemeleri göstermediğini ve haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından ve gerçek dışı kayıtlara yer verilmiş olduğundan delil değerinin olmadığını belirterek, davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ilk olarak 2014/1670 Esas - 2018/430 Karar sayılı kararla, davanın konusunun davacı tarafından takibe dayanak yapılan fatura ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu durumda da mahkemenin taraflara ticari defterlerinde yer alan tüm ödemelerin takip talebinde dayanılan bu fatura için yapıldığınnı kabul gerektiği, somut uyuşmazlıkta da İİK 67 maddesine göre yasal 1 yıllık süre içerisinde açılan ve itiraz üzerine duran takibe itirazın iptalinin istendiği, takip talebinde de dayanak olarak 30/06/2014 tarihli 240.720,00 TL'lik faturaya dayanıldığı, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlar ve hatta davacının da kabulünde olan davalı tarafından yapılan ödeme miktarının 656.390,00 TL olduğu, davacının ise takip talebinde 240.720,00 TL'lik faturaya dayanıp bu fatura nedeniyle bakiye alacağı olduğunu bildirdiği 164.278,40 TL için ilamsız icra takibi yaptığı, Yargıtay ilamlarında vurgulandığı gibi yapılan ödeme miktarının takip ve dava konusu miktarın çok üzerinde olduğu ve yapılan tüm ödemelerin takip ve dava konusu fatura için yapıldığının kabulü gerektiği, bu durumda da davacının faturaya dayalı herhangi bir alacağının bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle, davanın reddine, davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 07/09/2021 tarih ve 2018/2145 Esas - 2021/1539 Karar sayılı kararı ile, somut olayda taraflar arasında eser sözleşmesine dayalı bir borç ilişkisi bulunduğu ve davalı borçlunun takip öncesi bir kısım ödemeler yaptığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği; davaya dayanak olan takibin bakiye 30.06.2014 tarihli 240.720,00 TL tutarındaki faturaya dayandırıldığı ancak bakiye 161.560,00 TL ile bir takım ilave imalat bedelleri olan 2.718,40 TL'nin toplamının tahsili için yapıldığı belirtildiğinden bu tutarın dışındaki alacağın tahsil edildiğinin alacaklının kabulünde olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, mahkemece taraf ticari defterlerine göre düzenlenen bilirkişi raporu esas alınmış ise de; davacı tarafça takibe dayanak yapılan faturanın taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı yapılan iş kaynaklı olduğu; bu durumda taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında yapılan tüm işlerin bedelinin tespit edilerek sözleşme bedeli olan 690.000,00 TL +KDV dikkate alınarak; ayrıca davalı tarafça ödendiği ispatlanan 656.390,00 TL'nin bu miktardan mahsubu ile varsa alacağın tespitinin gerektiği gerekçesiyle, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde 23/11/2022 tarih ve 2021/618 Esas - 2022/928 Kararla, bilirkişi heyetinden kaldırma kararı kapsamında kök ve ek rapor alındığı, davaya konu takibin 161.560 TL bakiye alacak ve 2.718,40 TL ilave imalat bedellerine dayandırılmış olduğu, sözleşme bedelinin 690.000 TL + KDV olduğu, davalının ise 656.390,00 TL'yi ödediği, sözleşme bedelinden davalının yaptığı ödemenin mahsup edilmesi sonrası davacının alacağının 157.810 TL olduğunun anlaşıldığı, davacının bu miktar dışında alacaklı olduğunu ispat edemediği, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, alacağın likit olduğu gözetilerek kabul edilen tutar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi, reddedilen tutar yönünden davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 157.810-TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibe bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacağın %20’si oranında 31.562-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Bu kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 31/01/2024 tarih ve 2023/1361 Esas - 2024/121 Karar sayılı kararı ile, Dairemizce verilen kaldırma kararında mahallinde yapılan işlerin tespiti istendiği, bilirkişi ek ve kök raporunda dosyada eksik olduğu belirtilen kabul tutanağı, eksik ayıplı işe dair belgeler, davacının işe ait malzeme faturaları, uygulama projeleri ve üç boyutlu görsellerin taraflardan sorulup temin edilmesi halinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle iş bedelinin hesaplanması, var ise sözleşme dışı işlerin de yapıldığı yıl piyasa rayicine göre bedeli de tespit edilerek, yapılan ödemeler düşülmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, yerel mahkeme kararının yeniden kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde istinafa konu kararla, kaldırma kararı doğrultusunda kabul tutanağı, eksik ayıplı işe dair belgeler, davacının işe ait malzeme faturaları, uygulama projeleri ve üç boyutlu görsellerin sunulması için taraf vekillerine kesin süre verildiği, taraf vekillerinin 16/10/2024 tarihli celsede belgeleri önceden sunduklarını ve sunacakları başka belgenin olmadığını bildirdikleri, 31/01/2024 tarihli BAM kaldırma kararında belirtilen bu belgelerin taraflarca sunulmaması nedeniyle keşif yapılmadığı, dosyaya kaldırma kararından sonra herhangi bir belge sunulmadığı da gözetilerek İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/2145 E. - 2021/1539 K. sayılı, 07/09/2021 tarihli ilamında belirtildiği şekilde, sözleşme bedeli olan 690.000,00 TL + KDV'den davalı tarafça ödendiği ispatlanan 656.390,00 TL'nin mahsubu ile bulunan 157.810 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, alacağın likit olduğu gözetilerek kabul edilen tutar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedildiği, reddedilen tutar yönünden davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddedildiği gerekçeleriyle, 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 157.810-TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibe bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen alacağın %20’si oranında 31.562-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında; 1-)Davacı vekilince 15/05/2024 tarihli duruşmada en son BAM kaldırma kararında sunulması istenen belgelere ilişkin olarak "bizim sunacak başka bir şeyimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunulmasına rağmen Yerel Mahkemece "Taraf vekillerine Bam kaldırma kararında belirtilen kabul tutanağı, eksik ayıplı işe dair belgeler, davacının işe ait malzeme faturaları, uygulama projeleri ve 3 boyutlu görselleri sunması için 2 hafta kesin süre verilmesine" dair ara karar verildiğini, Mahkeme tarafından verilen kesin süre içerisinde de davacı tarafça herhangi bir belge sunulmadığını, bu durumda davanın tümden reddi gerektiğini, 2-)İlk yargılama aşamasında iddialarını teyit ede bilirkişi raporlarının davacı tarafından kabul edildiğini, davacı tarafın başka bir bilirkişi incelemesi yapılmasını istemediğini açık açık hem dilekçeleriyle hem de duruşmalar sırasında beyan ettiğini, UYAP sisteminde talep evrakları arasında 13/03/2017 tarihinde kayıtlı bulunan bila tarihli davacı dilekçesinde "... Dava dosyasına sunulan 21.11.2016 tanzim tarihli bilirkişi raporuna karşı tarafımızca itirazda bulunulmamıştır" yazılı olduğunu, UYAP sisteminde talep evrakları arasında 21/12/2017 tarihinde kayıtlı bulunan bila tarihli davacı dilekçesinde “tarafımızdan 13.09.2017 tarihli bilirkişi raporuna itirazda bulunulmamıştır” yolunda beyanda bulunulduğunu, 13/09/2017 tarihli bilirkişi raporunda ise müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının, bilakis alacaklı durumda bulunduğunun tespit ve mütalaa olunduğunu, nitekim mahkemece tekrar tekrar verilen süreye ve neticeten kesin süreye rağmen davacı tarafın bilirkişi incelemesi yapılmasını istemediğini ve verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretlerini de yatırmadığını, davacı tarafın bu beyanları karşısında esasen yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasının mümkün olmadığını, buna rağmen yapılan bilirkişi incelemelerinin de davanın reddini gerektirir talep ve mütalaa içermekte olduğunu, 3-)Müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının kötüniyetle, müvekkili şirket yetkilisinin değişmesini fırsat bilerek ve haksız kazanç elde etmek amacıyla müvekkili aleyhine hukuki süreci başlattığını, davacı tarafın Beyoğlu 24. Noterliği'nin ....9.2014 tarih ve ... yevmiyeli ihtarı ile müvekkilinden 162.220,00-TL'nin talep ettiğini, aralarındaki ticari ilişkinin muhtelif faturalardan kaynaklandığını, bilirkişi raporları ile davacı defterlerinde muhtelif faturaların kayıtlı olmadığının anlaşıldığını, 4-)İhtarnamede davacının her hangi bir fatura ve sözleşmeye dayanmadığını, icra takibindeki 30/06/2014 tarihli faturadan kaynaklı alacağın sebebinin gösterilmediğini, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, davacının sonradan ortaya çıkardığı sözleşmenin tarafı olmadıklarını, yargılamada davacının ortaya çıkardığı sözleşmedeki işveren ... isimli kişi ile müvekkilinin bir ilgisi olmadığını, bahsi geçen kişinin davacı şirket yetkilisinin yakın arkadaşı olduğunu, takibe konu faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, 5-)Taraf arasında her hangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi veya cari hesap ilişkisinin de bulunmadığını, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin olmadığının bilirkişi raporları ile saptandığını, 6-)Müvekkilinin davacıya takipten önce toplam 656.390,00-TL ödediğini, takipte 240.720,00-TL tutarında faturaya dayalı 162.220,00-TL alacak talep edildiğini, davacının sebepsiz zenginleştiğini, davalının ödemelerinin davacı defterinde kayıtlı olmadığını, davalının ödemelerinin davacı tarafından kabul edildiğini, 7-)Takip dışı alacakla ilgili itirazın iptali davasının görülemeyeceğini, bu hususta yargı içtihatları sunduklarını, 8-)Bilirkişi raporlarının tüm mündericatı dikkate alındığında, afaki varsayımlar üretilerek borç yaratıldığını, bu yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlıkta hangi işlerin yapıldığını, iş bedeline hak kazanıldığını davacı ispatlamakla yükümlü olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporlarındaki tespit ve mütalaalara aykırı karar verdiğini, delilerin toplanmadığını, bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini, eksik inceleme yapıldığını, sunulan yazılı sözleşmenin damga vergisinin yatırılıp yatırılmadığının sorulmadığını, ihbar taleplerinin de dikkate alınmadığını belirterek,yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Dairemizin yukarıda özetlenen kaldırma kararlarında sabitlendiği üzere, taraflar arasında 02.08.2013 tarihli mimari ve dekorasyon işlerinin yapılmasına ilişkin sözleşme düzenlenmiş olup, sözleşme bedeli 690.000 TL + KDV'dir. Mahkemece, ikinci kaldırma kararımız sonrasında, taraf vekillerinin sunacakları başka belge olmadığını bildirmeleri nedeniyle keşif yapılmamış ve dosyaya kaldırma kararından sonra herhangi bir belge sunulmadığı da gözetilerek, önceki kararındaki değerlendirmeler doğrultusunda, taraf ticari defterlerine göre düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak, davacının itirazın iptali talebinin 157.810,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, kaldırma kararlarımızda belirtildiği üzere, somut olayda, taraflar arasında eser sözleşmesine dayalı bir borç ilişkisi bulunduğu ve davalı borçlunun takip öncesi bir kısım ödemeler yaptığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacı tarafça takibe dayanak yapılan faturanın taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı yapılan iş kaynaklı olduğu, davaya dayanak olan takibin, bakiye 30.06.2014 tarihli 240.720,00TL tutarındaki faturanın bakiye 161.560,00 TL'lik kısmı ile bir takım ilave imalat bedelleri olan 2.718,40 TL'ye ilişkin olduğu, bu tutarın dışındaki alacağın tahsil edildiğinin alacaklının kabulünde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede işin (eserin) teslimine dair ispatın hangi delillerle yapılacağı hususunda özel bir düzenleme, bir delil sözleşmesi bulunmadığından davacı yüklenicinin sözleşmeye meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edebileceği anlaşılmakla, Mahkemece, sözleşme bedeli olan 690.000,00 TL + KDV dikkate alınarak, (önceki bilirkişi heyetinin buna dair değerlendirme ve hesaplama yapmakta yetersiz kaldığı görüldüğünden) yeni bir bilirkişi heyeti eşliğinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle, davacının talep edebileceği iş bedelinin (sözleşme götürü bedelli olduğundan) fiziki oran yöntemine göre hesap ettirilmesi, ayrıca var ise sözleşme dışı işlerin de yapıldığı yıl piyasa rayicine göre bedelin tespit ettirilmesi, sonrasında yapılan ödemeler düşülmek suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, mevcut gerekçe doğrultusunda sadece taraf ticari defterlerine göre düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Ayrıca, davalı şirketin davadan sonra tasfiyeye girdiği anlaşıldığından, davalı vekilinin kendisine tasfiye memuru sıfatıyla verilen yeni bir vekaletnameyi dosyaya sunmasının da sağlanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/10/2024 tarih, 2024/109 Esas, 2024/602 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.