7. Hukuk Dairesi 2011/5721 E. , 2012/3353 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamında toplanan delillere uygun olmadığı gibi oluşturulan hüküm de yasal düz
**7. Hukuk Dairesi 2011/5721 E. , 2012/3353 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamında toplanan delillere uygun olmadığı gibi oluşturulan hüküm de yasal düzenlemelere aykırı düşmüştür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyetinin kural olarak arzın mukadderatına tabi olacağı, muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceği, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça da muhtesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespitinin dava edilemeyeceği, mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, böyle bir istemle dava açılması halinde "çoğun içinde azı da vardır" kuralı gözetilerek diğer koşulların da varlığı halinde davanın kısmen kabulü ile muhtesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Somut olaya gelince; davacılar taşınmaz üzerinde bulunan binaların kendilerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir. Toplanan delillerden, dava konusu muhdesatların tarafların ortak miras bırakanı babalarının sağlığında birlikte meydana getirildiği, davacıların muhdesatları bizzat ve kendi adlarına meydana getirdiklerini kanıtlayamadıkları anlaşılmaktadır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların fiili kullanım şeklinin uzun zamandan beri süregeliyor olması, muhdesatların davacılar tarafından meydana getirildiği sonucunu doğurmaz. Hal böyle olunca kanıtlanamayan davanın tümü ile reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek kabulüne karar verilmesi isabetsiz davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 999.40 TL temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 10.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.