Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2374 E. , 2024/2060 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2374 Karar No:2024/2060 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kur
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2374 E. , 2024/2060 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2374 Karar No:2024/2060 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 313,790,00-TL idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... sayılı depolama lisansı ile faaliyet gösteren dava dışı ... A.Ş. hakkında 20/03/2006 tarihinde yapılan denetimde 13 adet tankı lisansız olarak kullanmak suretiyle lisanssız depolama faaliyeti yürüttüğü tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 19/2-b-2 maddesi uyarınca 313,790,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 29/12/2008 tarih ve E:2006/5337, K:2008/8371 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/07/2013 tarih ve E:2009/1037, K:2013/2409 sayılı kararıyla anılan kararın onanarak kesinleşmesi üzerine, dava dışı ... A.Ş. adına ödeme emri düzenlenmesine rağmen kamu alacağının tahsil edilemediği, malvarlığı araştırması sonucunda şirket adına malvarlığı kaydına rastlanılmaması ve bu şekilde kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla dava dışı ... A.Ş.'nin ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin düzenlendiği; Davalı idarenin savunmasında her ne kadar adı geçen şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketin yeterli mal varlığına rastlanmadığı, bu nedenle şirket ortağı ve kanuni temsilci sıfatıyla davacı hakkında ödeme emrinin düzenlendiği ileri sürülmüş ise de, davacının dava dışı ... A.Ş.'ye idarî yaptırıma konu olan fiilin işlendiği 20/03/2006 tarihinden sonraki bir tarihte 07/10/2010 tarihinde ortak olduğu ve işbu durumun 12/10/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, dolayısıyla idarî yaptırıma konu fiilin davacının dava dışı ... A.Ş.'ye ortak olmadığı bir dönemde gerçekleştiği göz önüne alındığında, davacının hukuken ve fiilen şirketin ortağı olmadığı bir dönemde işlenen fiillerden kaynaklanan kamu alacağından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, kamu alacağının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle, şirket ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu borcun şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılarak yönetim kurulu üyesi ve ortağın sorumluluğuna gidilme zorunluluğu doğduğu, anonim şirketlerde, kanuni temsilci sıfatıyla şirketi temsil ve idare edenin yönetim kurulu olduğu, davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu, Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde yazılı koşullar bulunmak kaydıyla, şirketten tahsil imkanı kalmayan kamu alacaklarının tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla müteselsilen sorumlu tutularak cebren tahsili gerekenin yönetim kurulu üyeleri olduğu, yönetim kurulu üyeleri, şirketin kamu borçları dolayısıyla ikinci derecede sorumlu olduğu, şirket malvarlığından tahsil edilemeyen borçları kişisel malvarlıklarından sınırsız ve müteselsil olarak ödeyecekleri, bu nedenlerle davacı hakkında yapılan takip işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, idari yaptırıma konu edilen fiilin işlendiği 20/03/2006 tarihinde dava dışı ... Anonim Şirketi’nde ortak olunmadığı, 07/10/2010 tarihinde ortak olunduğu, anılan şirketteki ortaklığını 01/12/2016 tarihine kadar kağıt üstünde sürdürdüğü, 01/12/2016 tarihinde şirket hissesinin tamamını dava dışı A.B. isimli kişiye devrettiği, hissesini devretmesiyle borçlu şirkette ortaklığının da sona erdiği, gerek 07/10/2010 tarihi öncesi verilen cezalar, gerekse kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği 01/12/2016 tarihinden sonra verilen cezaların şirketle hiçbir ilgisinin olmadığı ve şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı dönemlere ilişkin olduğundan sorumlu olmayacağı, temsile yetkili olduğu dönemde dahi hiçbir evrakta imzası olmadığı, şirketin diğer temsile ve ilzama yetkili ortaklar tarafından yöneltildiği, yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu durumun ortaya çıkacağı, borcun şirketten tahsilinin olanaksız hale gelip gelmediği, ihbarnamelerin tebliğ işlemlerinin ve adres tespitlerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı araştırılmadan ve kendisinin şirket ortaklığı taşıdığı dönemler de dikkate alınmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacının kanuni temsilci olduğu depolama lisansı ile faaliyet gösteren dava dışı ... A.Ş. hakkında 20/03/2006 tarihinde yapılan denetimde 13 adet tankı lisansız olarak kullanmak suretiyle lisanssız depolama faaliyeti yürüttüğü tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan 19/2-b-2 maddesi uyarınca sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyette bulunmaktan 313.790,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 29/12/2008 tarih ve E:2006/5337, K:2008/8371 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmesi sonrasında kararın temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/07/2013 tarih ve E:2009/1037, K:2013/2409 sayılı kararıyla onanarak 24/07/2013 tarihinde kesinleştiği belirtilerek Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'na (Seğmenler Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne) ... tarih ve ... sayılı yazı ile bildirildiği, bunun üzerine, dava dışı ... A.Ş. hakkında ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlendiği, kamu alacağının şirketten tahsil edilemediği, malvarlığı araştırması sonucunda şirket adına malvarlığı kaydına rastlanılmadığı, kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla dava dışı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi ve kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmesi üzerine anılan ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" düzenlemeleri yer almıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, "Lisans, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir. Lisans ile tanınan haklar; bu Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılır." kuralına yer verilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un, dava dışı asıl borçlu şirkete lisans alınmaksızın depolama faaliyeti yapılması nedeniyle idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde, sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi hali birinci derece kusur sayılarak ikiyüz milyar Türk lirası idari para cezası uygulanacağı kuralına yer verilmiş; onbirinci fıkrasında, idari para cezalarının miktarlarının her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı kuralları yer almıştır. 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan artırım hükmüne dayanılarak, 19. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendindeki ceza miktarı 2006 yılı için 313.790,00-TL olarak belirlenmiştir. 08/02/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle yeniden düzenlenen 5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde, "Sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi" hâlinde sorumlulara ikiyüzelli bin Türk lirası idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Maddî bir varlığı bulunmayan ve hukuk düzenince tüzel kişilik vasfı tanınan ticarî şirketlerin hukukî iş ve işlemleri, bunlar adına bunların yönetim ve idaresinden sorumlu gerçek kişiler tarafından yapılır. Şirketin kanunî temsilcisi sayılan bu gerçek kişiler; temsil ettikleri tüzel kişiliğin hukukî işlemlerini yürütmek, personelini ve mal varlığını idare etmek, yatırım ve faaliyetlerinin yönünü tayin etmek, iktisadi ve mali durumunun gerektirdiği tedbirleri almak gibi imkân ve kudreti haizdirler. Bununla bağlantılı olarak, şirketin kamusal ödevlerini ifa etmek ve kamuya olan borçlarını kanunî süreleri içinde ödemek de kanunî temsilcinin temel ödevleri arasındadır. Kanunî temsilci, doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticarî şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanunî temsilcilerin şirketten tahsil imkânı bulunamayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir. 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hâli kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanunî temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanunî temsilci olarak görev yapması, kanunî temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanunî temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekecektir. Dolayısıyla henüz asıl borçlu şirket hakkında ödeme emri ile takip yapılmadan, kanunî temsilcinin sorumluluğuna evleviyet kuralı gereği gidilemeyecektir. Kamu alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği zamanda kanunî temsilci olarak görev yapması, kanunî temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Dolayısıyla fiil tarihinde görevde olmayıp daha sonra yöneticilik görevinde bulunan ve amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya geldiğinde bu görevi devam eden kanunî temsilcinin sorumluluğuna gidilebilecektir. Uyuşmazlıkta, 313.790,00-TL tutarlı ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı 20/03/2006 tarihli fiil sebebiyle tesis edilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan dava reddedilerek 23/07/2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili amacıyla asıl borçlu ... A.Ş. adına 11/02/2015 tarihli ödeme emri düzenlenmiştir. Davacının ... A.Ş.'de tespitin yapıldığı tarihte kanuni temsilci olmadığı açık ise de, 07/10/2010 tarihinde ortak olduğu ve 12/10/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde bu durumun ilan edildiği, 30/04/2013 tarih ve 2 no.lu karar ile davacının 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, kararın 07/05/2013 tarih ve 8314 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, 11/03/2014 tarihinde alınan 2 no.lu karar ile davacının yeniden 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, kararın 17/03/2014 tarih ve 8529 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği görülmektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının idari para cezalarına konu fiil işlenmesinden önce yönetim kurulu üyesi olarak tayin edilmediği ancak amme alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği dönemde şirkette görev yapan kanunî temsilci sıfatının bulunduğu anlaşıldığından söz konusu borçtan sorumluluğu bulunduğu, dolayısıyla hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, fiil tarihinden sonra 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle yeniden düzenlenen 19. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde, "sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi" hâlinde uygulanacak idarî para cezası miktarının ikiyüzelli bin Türk lirası olarak yeniden düzenlendiği dikkate alındığında, fiil tarihinden sonra oluşan ve davacı açısından lehe olan bu hukukî durum karşısında ve lehe olan kanun hükmünün geriye yürümesi ilkesi çerçevesinde Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 08/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.