10. Ceza Dairesi 2023/13561 E. , 2024/25766 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 13.03.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiğ…
**10. Ceza Dairesi 2023/13561 E. , 2024/25766 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 13.03.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/28336 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/64818 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/64818 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 10/08/2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10/02/2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın 28/02/2017 tarihinde cezaevinde bulunan sanığa 28/02/2017 tarihinde tebliğ edilmesini takiben infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın 04/04/2017 ve 25/04/2017 tarihlerinde tebliğ edilen çağrı kağıtlarına rağmen ilgili müdürlüğe öngörülen sürede başvurmadığı gerekçesiyle dosyasının kapatılmasına karar verilerek kamu davası açılmış ise de, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde ısrar şartının gerçekleşeceğinin anlaşılması karşısında, Somut olayda, Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 04/04/2017 tarihli çağrı kağıdının adresine ilk önce mernis şerhi düşülmeksizin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereğince tebligat yapılması yerine, doğrudan mernis şerhi düşülerek anılan Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca usulsüz olarak tebliğ edildiği, sanığın müracaat etmemesi üzerine de 2. Kez aynı adrese 25/04/2017 tarihinde mernis şerhi düşülerek yeniden tebliğ yapılmasını müteakip, sanığın başvurmaması nedeniyle ısrar şartının oluştuğu kabul edilerek kayıtların kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması üzerine kamu davası açıldığı, söz konusu denetim sırasında yapılan tebligatların usulsüz olduğu ve ısrar koşulunun oluşmadığı, bu halde kamu davasının açılmasının şarta bağlanmış olduğu gözetilerek, kamu davası açılmasının koşulları gerçekleşmemesine rağmen dava açılmış olduğu anlaşılmakla, Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 10.08.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2017 tarihli ve 2017/209 Soruşturma, 2017/1 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüphelinin bulunduğu Bolu C Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 28.02.2017 tarihinde okumak/almak suretiyle tebliğ edilerek 29.03.2017 tarihinde infazı için Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 29.03.2017 tarihli ve 2017/635 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 04.04.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması üzerine 17.04.2017 tarihli uyarılı çağrı yazısının yine doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 25.04.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, şüphelinin başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 08.05.2017 tarihinde Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Yükümlülüklere uymamakta ısrar sebebiyle erteleme kararının kaldırılarak Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2017 tarihli ve 2017/209 Soruşturma, 2017/189 Esas, 2017/147 sayılı iddianamesi ile Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.02.2018 tarihli ve 2017/238 Esas, 2018/192 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 1. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüphelinin bulunduğu Bolu C Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda okumak/almak suretiyle şüpheliye tebliğ edildiği, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10.02.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar Bolu C Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla şüpheliye tebliğ edilerek kesinleştirilmiş ise de; 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesi gereğince serbest olmayan şüpheliye tebliğ edilen kararın kendisine okunup anlatılması gerektiği, somut olayda ise kararın sanığa anılan Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığı ile "okumak/almak suretiyle" tebliğ edildiği, ancak anılan düzenleme uyarınca tebliğ edilen kararın sanığa anlatıldığına dair bir bilginin yer almaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın sanığa tebliğ işleminin de usule aykırı olduğu, bu hâliyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, Şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, 2. 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, Somut olayda, Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan birinci ve ikinci tebligatların doğrudan şüphelinin MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğinin usulsüz olduğu, kovuşturma şartı olan "ısrar" şartının da gerçekleşmediği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde tebliği ile kesinleşmesini takiben denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması ve infazın sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2017/238 Esas, 2018/192 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.