İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 02/03/2026 YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefaletinin geçersiz olduğunu, davalı bankanın ilki ... tarihinde ikincisini ise... tarihinde olmak üzere müvekkilinden iki kez kefalet aldığını,…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/122 - 2026/433 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/122 KARAR NO : 2026/433 KARAR TARİHİ : 02/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 02/03/2026 YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefaletinin geçersiz olduğunu, davalı bankanın ilki ... tarihinde ikincisini ise... tarihinde olmak üzere müvekkilinden iki kez kefalet aldığını, ilk kefalet tutarının 150,00.TL şeklinde müvekkilinin el yazısı ile yazılan tutarın davalı tarafından 150.000,00.TL olarak yazıldığını, "kefalet türü", "tarih", "adres" kısımlarının da davalı tarafından doldurulduğunu, müvekkilinin ismini yazarak imzaladığını, diğer yazıların ise müvekkiline ait olmadığını, ... tarihinde kefalet tutarının arttırıldığını, sadece isminin ve imzasının alınarak kefalet tutarının 500.000,00.TL olarak arttırıldığını, kefalet tutarındaki artış tutarı ve diğer yazıların hiç birisinin müvekkiline ait olmadığını, ... tarihinde yapılan kefalet işleminde müvekkilini eşi ...'ın da rızasının alınmadığını, davalı ... tarafından bahse konu kefalete istinaden müvekkili hakkında takip yapılması halinde müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını ileri sürerek ... tarihli sözleşmeye istinaden alınmış kefaletin geçersiz olması sebebiyle müvekkilinin kefil olmadığının tespitine, bu sözleşmedeki kefilliğin iptaline ve bu sözleşme ile ilgili olarak müvekkili hakkında icra takibi yapılmaması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kredi sözleşmesinin imzalanmasından yaklaşık 5.5 yıl sonra icra takiplerinin başlamasından 2 yıldan uzun süre sonra açıldığını, davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının iddialarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı kefaletin şekli olarak geçerli olduğunu, davacı tarafın başlatılan ve başlatılacak icra takiplerini bertaraf etmek ve takip süreçlerini uzatmak amacıyla kötü niyetli olarak bu davayı açtığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davaya ve icra takibine dayanak ... tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nde kefaletin geçerli olabilmesi sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla yazılmasına ve eşin sözleşme anında vereceği yazılı rızaya bağlı olup incelenen Kredi Sözleşmesi ve Adli Tıp Raporu ile dava konusu Genel Kredi Sözleşmesi'ne kefaletin geçerliliği yönünden sözleşmede davacının el yazısı ile yazılması zorunlu olan yazıların davacının eli ürünü olmadığı saptandığından, Türk Borçlar Kanunu amir hükümlerine göre geçerli bir kefaletin bulunmadığı gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile davaya konu ... tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nde davacının kefaletinin geçersiz olduğunun tespitine, davacının ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas ve infazen kapatılan ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyalarında takip konusu borçlardan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN KATILMA YOLUYLA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; takip dosyalarında talep edilmiş olan tutarlara göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, talepleri doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın müvekkili bankanın kredi müşterisi olduğunu, söz konusu borçların ödenmediğini, alacağın muaccel hale geldiğini, davacının dava dışı ...'ın borçlarının takibe intikal ettiğinin başından beri haberdar olduğunu, dava dışı ...'ın müvekkili bankadan imzalamış olduğu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesine dayanılarak KGF teminatlı ... numaralı Taksitli Ticari Kredi kullandığını, bu kredi sözleşmesini davacı ... tarafından müteselsil kefil beyanı ile imzaladığını, davacı ... tarafından anılan kredinin ödeme planı tarafından da incelendiğini, davacı ... tarafından ödeme planında yer alan imzalara itiraz edilmediğini, bilirkişi raporlarına itiraz ettiklerini, ancak Mahkemece dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, Adli Tıp Raporu'nda kesin görüş bildirilmediğini, itirazlarının incelenmediğini, raporun hükme esas alınması mümkün olmadığını, 29. sayfa ile ilgili açık bir değerlendirme yapılmadığını, ... tarihli bilirkişi raporunda 29. sayfada açıkça değerlendirme yapılmış kabul edildiğini ve ...'ın hiç sorumluluğu olmadığının değerlendirildiğini, ...'ın isticvap duruşmasında bir takım imzaların kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, ancak dava dilekçesinde hiç bir imzanın kendisine ait olmadığını belirttiğini, bu durumun açıkça çekişkili olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan GKS'ye müvekkilinin de kefil olduğunu, ancak kefaletin geçersiz olduğunu, zira sözleşmedeki yazıların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, ayrıca gerek kefalet sözleşmesinde gerekse kefalet artış sözleşmesinde eş rızasının bulunmadığını, davalı banka tarafından müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla da icra takibi başlatıldığını belirtilerek kefaletin geçersiz olması sebebiyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Neticede ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup, işbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davacı vekili tarafından da katılma yoluyla istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü yer almaktadır. Bilindiği gibi 6100 sayılı Kanun’un 24. maddesinde düzenlenen tasarruf ilkesi gereği davacı davasını açarken, talep ettiği hukuki korumanın ne olduğunu açıkça ifade etmek zorundadır (HMK. m.119/1-ğ). Talep sonucu hukuki dinlenilme hakkının kullanılması, davacının hukuki yararının ve açılan davanın niteliğinin tespit edilebilmesi açısından da önemlidir. Davacı, talep konusunun sadece bir kısmı hakkında hüküm elde etmek üzere bir dava açtığında mahkeme, davacının hakkının aslında daha fazla olduğunu tespit etse bile, taleple bağlılık kuralı gereği davada talep sonucu olarak gösterilen miktarı aşacak şekilde karar veremez. 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.(bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı) Somut olayda; dava dilekçesinde dava değerinin 10.000,00.TL olarak gösterildiği, yargılama aşamasında da her hangi bir ıslah dilekçesi sunulmadığı ve harç tamamlanmadığı, ayrıca dava dilekçesinin talep sonucu kısmında açıkça ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilgili bir menfi tespit talebinde bulunulmadığı, sadece kefaletin geçersizliğinden kaynaklı menfi tespit isteminde bulunulduğu, bahsi geçen ... Esas sayılı icra dosyasının ise ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip olduğu ve ipotek resmi senetlerinde ipoteğin asıl borçlunun borcunu teminen konulduğunun anlaşıldığı, buna rağmen mahkemece davacının borçlu olmadığının tespitine dair karar verilen... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip miktarının 276.425,96.TL olduğu, yine mahkemece davacının borçlu olmadığının tespitine dair karar verilen ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip miktarının 60.000,00.TL olduğu, mahkemece, takip konusu miktarlar üzerinden menfi tespit hükmü kurulmuş ise de, dava dilekçesindeki talep türü ve talep miktarı aşılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece öncelikle davacı tarafa talebi açıklattırılarak menfi tespit talep ettiği icra dosyasının ve icra dosyasındaki alacak miktarının belirlenmesi ve gerekirse işbu alacak miktarı üzerinden eksik harçlar tamamlatılarak hüküm kurulması gerekirken dava dilekçesindeki talep aşılmak suretiyle hüküm kurulmasının usule aykırı olduğu anlaşılmakla kararın bu sebeple resen kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Taraf vekillerinin ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurularının bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2)-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararının HMK'nin 353/1-a-4 maddesi gereğince RESEN KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4)-a-)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 179,90.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE, b-)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 603,30.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE, 5)-Taraflarca istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/4 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 02/03/2026 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır