Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Darbe teşebbüsü sonrasında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından FETÖ/PDY örgütlenmesine ilişkin olarak başlatılan bir soruşturma kapsamında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan başvurucu 29/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. 15/8/2016 tarihine kadar gözaltında kalan başvurucu bu tarihte Başsavcılık tarafından terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklama talep yazısının ilgili kısmı şöyledir:"Oğlu [A.] isimli şahsın FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir [Ö.A.T.] Koleji öğrencisi olduğu, oğlu [F.T.A.] isimli şahsın FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir [Ö.A.T.] Lisesi mezunu olduğu,FETÖ/PDY terör örgütünün kendi içerisinde, internet üzerinden kapalı devre sistemiyle çalışan, örgüt içi özel bir haberleşme/iletişim imkanı sağlayan 'ByLock' programı kullananlar arasında olduğu tespit edilmiştir." Antalya Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte başvurucunun sorgusunu yapmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış ve sorgu esnasında başvurucunun Antalya Barosunca görevlendirilen müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu savunmasında ByLock haberleşme programını kullanmadığını, çocuklarını ikametgâhına yakın olması ve eğitimdeki başarısı nedeniyle Ö.A.T. Kolejine kaydettirdiğini ve örgütle bir bağının bulunmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, Antalya Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgunun ardından 15/8/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:" ... üzerilerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair bir kısım şüphelilerde FETÖ terör örgütünün kendi içerisinde internet üzerinden kapalı devre sistemi ile çalışan bylock programının bulunması, bir kısım şüphelilerin FETÖ terör örgütü ile müzayir şirketlerde kayıtlarının bulunması, arama el koyma işlemlerinde ele geçirilen kitaplar dökümanlar, bir kısım şüphelilerin kaçamaklı beyanları, gizli tanık beyanı, şüphelilerin üzerilerine atılı suçlar için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı ile suçların katalog suçlardan olduğu, şüphelilerden elde edilen dijital veriler üzerinde incelemenin henüz tamamlanmamış olması, delilleri yok etme, gizleme ve tanıklar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının fırsat bulduklarında yasal ve gayri yasal yollarla yurt dışına kaçtıkları, bu haliyle şüphelilerinde kaçma ihtimallerinin bulunduğu, soruşturmanın henüz tamamlanmamış olması da birlikte değerlendirildiğinde; T. Anayasasının maddesinde ifade olunan ölçülülük ilkesi uyarınca daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulamasının bu aşamada soruşturmaya konu suç ve şüpheliler açısından yetersiz kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği kanaatine varılarak silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şüphelilerin 5271 sayılı CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca... tutuklanmalarına... [karar verildi.]" Antalya Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/12/2016 tarihli kararı ile başvurucu hakkında tutukluluğun devamına hükmedilmiş, başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan itiraz ise Antalya Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/12/2016 tarihli kararı ile kesin olmak üzere reddedilmiştir. Başvurucu 1/9/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (672 sayılı KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Başvurucu 30/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Soruşturmanın devamında başvurucudan elde edilen dijital materyallere ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak tanık beyanları alınmıştır. Başsavcılık tarafından 24/3/2017 tarihli iddianameyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açılmıştır. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgiler verilmiş daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilerek başvurucunun terör örgütü üyesi olduğu iddia edilmiştir. Bu bağlamda iddianamede yer verilen olay ve olgular özetle şöyledir:i. Başvurucunun çocuklarının FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu belirtilen Ö.A.T. eğitim kurumunda öğrenim gördüğü belirtilmiştir.ii. Başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olan Bank Asyadaki hesabının incelenmesi neticesinde, 2013 yılı Aralık ayında hesabında 24 TL olduğu, 2014 yılı Mart ayında hesabında para olmadığı, 2014 yılı Temmuz ayında 800 TL kart borcu ödeme işleminin bulunduğu, 2014 yılı Ağustos ayında hesapta kalan 10 TL bakımından son işlemin gerçekleştirildiği ve hesabında para kalmadığı belirtilmiştir. iii. Başvurucunun gözaltında iken 15/8/2016 tarihinde yaptığı görüşme esnasında "([A.]@mac.com), (me.com), (şifre: 773800, la7738, La7738, profdrLa), (bilgisayarşifre:profLa), (itunes geçmişini sil)" yazılı kâğıt parçasını avukatına verirken kolluk görevlisi tarafından fark edildiği, söz konusu şifrelerin başvurucunun telefon ve bilgisayarına ait olduğunun tespit edildiği, bununla birlikte programların bloke olması nedeniyle giriş yapılamadığı, başvurucunun bu davranışının örgütsel belge ve dokümanları yok etme veya bunlara ulaşılmasını engelleme amacı taşıdığı belirtilmiştir.iv. Başvurucunun 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı belirtilmiştir. v. Başvurucu hakkında tanık beyanlarına yer verilmiştir. Alınan tanık beyanlarının ilgili kısmı şöyledir: - K.A. ifadesinde "... [Başvurucu] söz konusu süreçte tutuklanınca ben rahatsızlığım ile ilgili başka bir doktor arama girişiminde bulundum, hatta gittiğim bir doktor [] Bey hakkında 'o fetöcü' gibi söylemlerde bulundu, hatta 'ona sizi kim gönderdi' gibi sözler söyledi. ... benim düşüncem söz konusu şahsın bu yapıyla herhangi bir alakası yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.- Gizli tanık T. ifadesinde ''kendisiyle birlikte eşi [E.A.] bu yapının güçlü olduğu zamanda üniversiteye gelmişlerdir, eşi [E.A.] hiçbir baskı olmamasına rağmen bu yapı tarafından Baş Müdür yapılmıştır. Bu yapıya mensup insanlardır'' şeklinde beyanda bulunmuştur.- Gizli tanık S. ifadesinde ''Eşi [E.A.] ile birlikte üniversite imamı [Ö.G.] tarafından üniversiteye özel olarak getirilip alınan kişilerdir. Dolayısıyla bu şahısların bu yapıya mensup olduklarını veya bu yapıdan nemalandıklarını düşünüyorum'' şeklinde beyanda bulunmuştur.vi. Başvurucunun eşi olan E.A.nın şüpheli sıfatıyla alınan beyanında çocuklarını örgüte ait olduğunu bildiği hâlde Ö.A.T eğitim kurumuna göndermeye devam ettiğini, çocukların eğitim ihtiyaçlarını örgüte müzahir NT Kırtasiyeden karşıladıklarını, okul taksitlerini başvurucunun Bank Asyadaki hesabından ödediklerini, yine örgüte müzahir Gonca çocuk dergisine üyeliğinin olduğunu ifade ettiği belirtilmiş; E.A.nın FETÖ/PDY ile irtibatlı Bank Asyada hesabının bulunmakla birlikte 2013 yılı Aralık ayından sonra hesap hareketine rastlanmadığı vurgulanmıştır.vii. Başvurucunun kardeşi olan E.N.K.nın ByLock haberleşme programını kullandığının bildirilmesine rağmen sonradan yapılan araştırmada anılan programın kullanıcısı olmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. İddianame 7/4/2017 tarihinde Mahkeme tarafından kabul edilerek E.2017/256 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte yaptığı tensiple birlikte başvurucunun ByLock haberleşme programını kullanıp kullanmadığının tespiti için ilgili kolluk birimine müzekkere yazılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"[Sanıkların] savunmaları, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan ByLock tespit tutanakları (sanıklar [E.Ç.], [S.K.], [S.T.] yönünden), tanık beyanları, arama el koyma tutanakları, kolluk araştırma tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanıkların üzerilerine atılı suçu işledikleri yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunun 5271 Sayılı CMK.nun 103/3 maddesinde düzenlenen katalog suçlardan olması, sanıkların Mahkememizce henüz savunmalarının alınmamış olması, sanıklara yüklenen suçun 5237 sayılı TCK'da öngörülen cezasının alt ve üst sınırları, sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alındığında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 13 maddesinde yer alan ve ölçülülük ilkesi uyarınca daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbirinin uygulanmasının bu aşamada davaya konu suç ve sanık açısından yetersiz kalacağı kanaatine varıldığından [sanıkların] ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına," Antalya Emniyet Genel Müdürlüğü 8/5/2017 tarihli yazı ile başvurucunun ByLock haberleşme programını kullandığına dair herhangi bir veriye ulaşılamadığını bildirmiştir. Mahkeme 21/6/2017 tarihinde yaptığı ilk oturumda başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle üniversite hastanesine boşalan kadrolara müracaat ederek geldiğini, akademik yükselmesinin olmadığını ve kendisine idari görev verilmediğini, ByLock haberleşme programını kullanmadığını, tanık anlatımlarının somut olaylara dayanmadığını, faiz oranının ve dosya masrafının az olması nedeniyle Bank Asyadan araç kredisi kullandığını, eşinin de kendisine kefil olması nedeniyle prosedür gereği isimlerine hesap açıldığını, bu hesabı aktif olarak kullanmadığını, dört yıl boyunca hesabındaki esaslı tek işlemin kredi kartı borcu ödemesi olduğunu, gözaltına alınmasının verdiği psikoloji ile avukatına kullanıcı isimleri ve şifrelerin yazılı olduğu kâğıt parçasını verdiğini ve "iTunes" programındaki geçmişini silmesini istediğini, "iTunes" programının müzik ve video izleme amacıyla kullanıldığını, gözaltına alındığı esnada bütün cihazlarını açık şekilde ve şifreleriyle birlikte kolluk birimlerine verdiğini, bu davranışının ruh hâlinden kaynaklandığını beyan etmiştir. Mahkeme aynı oturum sonunda adli kontrol tedbirleri uygulanarak başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sanık [A.nın] bu celse alınan savunması, sanık hakkında bylock programıyla ilgili herhangi bir tespitin bulunmayışı, bu celse dinlenen tanık [E.A.nın] beyanları, sanıktan elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucunda tanzim edilen raporlar, mevcut delil durumu, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında tutukluluk halinin devamının ölçülü olmayacağı, adli kontrol tedbiri uygulanmasının yeterli olacağı kanaatine varılmakla sanığın tahliyesine, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise salıverilmesine, aynı gerekçelerle sanığın 5271 sayılı CMK'nun 109/3-a ve b maddelerinde belirtilen yurt dışına çıkış yasağı ve her hafta Cuma günü ikamet ettikleri kolluk birimine 08:00 ile 20:00'saatleri arasında başvurarak imza atması şeklinde adli kontrol altına alınmasına, mazeretsiz olarak adli kontrol tedbirine uymadıkları takdirde tutuklanacağının ihtarına," Mahkeme 28/2/2018 tarihli oturumda aralarında başvurucunun da bulunduğu bir kısım sanık hakkında ayırma kararı vermiş ve başvurucu hakkındaki dava E.2018/104 sayılı dosya üzerinden devam etmiştir. Yargılama sonucunda 12/7/2018 tarihli hüküm ile başvurucu hakkında beraat kararı verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"[Sanıkların] FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock kullanıcısı olmadıkları, örgüt içerisinde bulunduklarına ilişkin bir delil bulunmadığı, örgüt içinde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arzeden eylemlerinin tespit edilemediği, sanıkların örgütün hiyerarşik yapısı içerisine girdiğine, örgüt ile aralarında üyelik için gerekli bulunan organik bağ kurduklarına, örgütün kuruluşu, kurucuları, lideri, amacı, stratejileri ve eylemleri ile irtibatlı olduklarına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, Tanık Koruma Kanununun 9/8 maddesine göre gizli tanıkların beyanlarının tek başına hükme esas teşkil etmeyeceği, gizli tanıkların beyanlarının somut bilgi ve görgüye değil yoruma dayalı olduğu, kişisel kanaat niteliğinde olduğu, bu nitelikteki beyanların ceza yargılamasında ceza mahkumiyeti hükmüne esas alınamayacağı, dijital inceleme raporlarındaki tespitlerin tespit tarihleri ve tespite konu bulguların mahiyeti dikkate alındığında sanıkların örgüt içinde yer aldıklarını göstermediği, bankasya hesabı olan sanıkların bankasya hesap hareketlerinin incelenmesinde, sanıkların savunmalarının aksini kanıtlayabilecek örgütün para yatırın çağrısına uyduklarını gösterir bir hesap hareketi tespit edilemediği, sanıklar [A.K.] ve [H.E.nin] Cumhurbaşkanının Bank Asya'ya ilişkin açıklamalarından sonra söz konusu bankadan paralarını çektikleri, sonuç olarak silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerini gösterir, mahkumiyete yetecek derecede vicdani kanaat sağlayacak bir delilin dosya içeriğinde mevcut olmadığı anlaşıldığından CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine" Anılan beraat kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bu başvuruda; başvurucunun örgütle irtibatlı olduğuna ilişkin gizli tanık anlatımlarının bulunduğu, avukatı ile yaptığı görüşme esnasında üzerinde bilgisayar ve program şifrelerinin ve "itunes geçmişini sil" ibaresinin yazılı olduğu kâğıt parçasını verirken yakalandığı, böylece başvurucunun örgütsel belge ve dokümanları yok etme veya bunlara ulaşılmasını engelleme amacını taşıdığının anlaşıldığı, dijital inceleme sonuç raporu ile Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi raporu da dikkate alındığında mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesinin isabetsiz olduğu ileri sürülmüştür. Cumhuriyet savcısınca yapılan istinaf başvurusu Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 10/1/2020 tarihli kararı ile esastan reddedilmiştir. Anılan hüküm, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/1/2020 tarihinde istinaf başvurusundaki benzer gerekçelerle temyiz edilmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz aşamasında derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Ömer Ulukapı, B. No: 2017/17771, 17/7/2018, §§ 18-