12. Ceza Dairesi 2023/804 E. , 2023/4493 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/304 E., 2016/608 K. SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma, basit tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereğ…
**12. Ceza Dairesi 2023/804 E. , 2023/4493 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/304 E., 2016/608 K. SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma, basit tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bodrum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2016 tarihli ve 2014/304 Esas, 2016/608 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca neticeten 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezaladırılması, hak yoksunluklarına ve mükerrerliğe, basit tehdit suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.04.2021 tarihli ve 18-2016/341251 sayılı hükmün katılan vekilinin temyiz başvurusu açısından reddi, sanığın temyiz başvurusu açısından bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın tehdit suçundan cezalandırılması gerektiğine, ilişkindir. Sanığın temyiz isteği; kararın adil olmadığına, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılan ile sanığın eskiden evli oldukları, sanığın sürekli katılanın iş yerinin sabit telefon hattını ve kendine ait ... numaralı telefonunu aradığını ve kendisini rahatsız ettiğini, 25.11.2013 tarihinde telefon ile arayarak ‘ben bugün patronuna ulaşacağım seni işten attıracağım, dükkanı başına yıkacağım’ şeklinde tehdit ettiğini, aynı gün iş yeri telefonunu arayarak iş arkadaşı ... . ile görüşerek ‘onun kalemi kırıldı patron onu işten çıkaracak’ şeklinde kendine hitaben tehdit içerikli söylemlerde bulunduğunu iddia ederek şikayetçi olduğu, sanığın alına beyanında aradığını; ancak tehdit etmediğini ifade ettiği ve suçlamaları kabul etmediği, katılanın 27.11.2013 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanında sanığın aramaya devam ettiğini, sürekli araması sebebiyle işten çıkarıldığını ifade ettiği, sanığın bu şekilde üzerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma ve basit tehdit suçlarından kamu davası açılmıştır. 2. Mahkemece; katılan ile sanığın daha önceden evli oldukları, olay tarihinde sanığın kullanmış olduğu ... numaralı hattan katılanın kullanmış olduğu ... numaralı hattı ve katılanı çalıştığı iş yerine ait olan ... numaralı telefonu birden çok aradığı, katılanın bundan rahatsız olarak sanıktan şikayetçi olduğu, ... numaralı ve ... numaralı telefonun getirilen görüşme kayıtlarından sanığın olay tarihinde katılana ait olan numara ile iş yerine ait olan telefon numarasını suç tarihi olan 25/11/2013 tarihine kadar ve daha sonra çok sayıda, peş peşe sürekli olarak aradığı, somut olayda ısrar unsurunun oluştuğu, sanığın da aradığını ikrar ettiği, böylelikle üzerine atılı olan kişilerin huzur ve sükunu bozma suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan TCK'nın 123/1 maddesi uyarınca hükümde gösterildiği şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın dosyaya yansıyan olumsuz bir tutum ve davranışının bulunmaması, sosyal ilişkileri ile eylemini ikrarı nazara alınarak hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmış, sanık hakkında Bodrum 2. Sulh Ceza mahkemesinin 2008/1090 esas, 2012/187 karar ve 10/04/2013 tarihinde kesinleşen ilamı ile hükmolunan 3.000,00 TL adli para cezası, tekerrüre esas teşkil ettiğinden ek savunması tespit edilerek verilen hapis cezasının mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Sanığın geçmiş hali, kasıtlı suçtan tekerrüre esas sabıkasının olması ile eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlarına göre ilerde suç işlemekten çekineceğine dair kanaat oluşmaması ve yasal koşulları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 51 ve CMK'nın 231/5. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Sanık hakkında tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanık baştan itibaren üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, yargılama sırasında tanık olarak dinlenen ... tehdit olayına şahit olmadığını, katılanın yönlendirmesi ve istediği üzerine soruşturma aşamasında sanığın katılanı tehdit ettiğini söylediğini beyan ettiği, bu nedenle dosya kapsamında katılanın soyut iddiası dışında başkaca bir delil bulunmadığı, sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işleyip, işlemediği yönünde mahkemede ciddi şüphe uyandığı, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için üzerlerine atılı suçu işlediğinin sabit olması gerektiği, bu durumun ceza yargılamasının temel prensibi olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin tabii bir sonucu olduğu, bu ilkenin kabul edilmesinin sebebinin bir suçlunun cezasız kalmasının, bir suçsuzun mahkum olmasına tercih edilmesi olduğu, temel amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkumiyet kararı verilemeyeceği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı somut başkaca bir delilede ulaşılamadığından sanık hakkında atılı tehdit suçundan beraat kararı verilmiştir. 3. Sanık aşamalardaki beyanlarında; "Hakkımda neden dava açıldığını biliyorum. İddianameyi okudum. İddianamede ismi geçen ... benim eski eşimdir. Olay tarihinde kendisini aradığım doğrudur. Yalnızca iki sefer iş yerini aradım, bir sefer ulaşamadım, ikinci aradığımda da telefona ... isimli bayan çıktı, kendisine ... hanım ile görüşebilirmiyim dedim, bunun haricinde müştekiyi aramadım ve tehdit etmedim. Olay tarihinde eniştem olan ... ın adına kayıtlı olan 054... 60 numaralı telefonu kullanıyordum. Bu numaradan arama yaptım, ancak söylediğim gibi iki sefer aradım, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, beraatime karar verilsin. Okunan kayıtlara bir diyeceğim yoktur, ben eşim ile barışmak istediğim için aradım, ancak herhangi bir şekilde tehditte bulunmadım. Olası bir mahkumiyet halinde HAGB hükümlerinin uygulanmasına rıza gösteriyorum." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. 4.Katılan aşamalardaki beyanlarında, "... benim eski eşim olmaktadır, kendisi iddianamede geçen şekilde eski çalıştığım iş yeri telefonunu ve kendime ait olan ... nolu hattı arayarak rahatsızlık vermektedir, peyderpey tehditlerine devam etmektedir, kendisi hakkında daha önce de şikayetlerim olmuştur, bunlar içinde savcılık aşamasında olan, mahkemede davası görülüp sonuçlanan dosyalar vardır ayrıca mahkemede görülen davalar da halen devam etmektedir, şuanda hangi dosyalar olduğunu hatırlamıyorum, kendisinden şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. 5.Tanık ... . beyanında: "Ben ... ile 25 Kasım 2013 tarihinde aynı işyerinde birlikte çalışmaktaydık, ...'i ise kendisinin eski eşi olması nedeniyle isim olarak tanımaktayım, ben bu işyerinde genellikle satış elemanı olduğum için dışarıda çalışmaktayım, bir keresinde ...' in ... hanımı aradığını biliyorum ve ben telefonu ... hanıma bağladım, bana telefonda ... hanıma ilişkin hiç bir söz söylemedi, benim olaya ilişkin bilgim görgüm bundan ibarettir. ... bana benim hakkımda tanıklık yapabilir misin demişti, yine o dönemde işyerinde çalışan ve ...' den duyduğum kadarıyla ... bey bir çok kez ...' i telefonla aramış, yine beyanda geçen sözleri bana haricen ...evgin söylememi istedi, ben de arkadaşımın hatırını kıramayarak iyi niyetimle o şekilde beyanda bulunmuştum, aslında ... bey telefonda ... ile ilgili hiç bir şey söylememişti, ben sadece Hüseyin beyin çalıştığımız ofisi sıksık aradığını diğer çalışma arkadaşlarımdan duyuyordum, olay günü Hüseyin bey 10 kez aramış değildir, benim şuanda verdiğim beyanlarım doğrudur." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. IV. GEREKÇE A.Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından; 1. 5271 sayılı Kanun’un 331 inci maddesinin ilgili maddeleri şu şekildedir; ''(1)Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. ... (4)Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.'' Hükmün katılan vekilinin yüzüne karşı 15.07.2016 tarihinde verildiği, temyiz süresinin son gününün adli tatile denk geldiği ve sürelerin işlemediği, katılan vekilinin 19.08.2016 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki ret isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. 2.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B.Sanık Hakkında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanığın Temyiz İsteği Açısından; Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ''kişilerin huzur ve sükununu bozma'' suçuna ilişkin olduğu, "kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçu için 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında temel ceza miktarının ''üç aydan bir yıla kadar hapis'' olarak belirlendiği; 5271 sayılı Kanun'un, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan ''01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.'' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ''...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...'' ibarelerinin, aynı bentte yer alan ''...basit yargılama usulü...'' yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle; Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk görülmüştür. V. KARAR A.Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bodrum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2016 tarihli ve 2014/304 Esas, 2016/608 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Sanık Hakkında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanığın Temyiz İsteği Açısından; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bodrum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2016 tarihli ve 2014/304 Esas, 2016/608 Karar sayılı hükmünün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2023 tarihinde karar verildi.