1. Ceza Dairesi 2023/9635 E. , 2025/1639 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1091 E., 2023/1073 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. madde
**1. Ceza Dairesi 2023/9635 E. , 2025/1639 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1091 E., 2023/1073 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2023 tarihli ve 2022/649 Esas, 2023/162 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-d-f, 35/2, 53. maddeleri uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.09.2023 tarihli ve 2023/1091 Esas, 2023/1073 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin, Cumhuriyet savcısının (lehe) ve sanığın istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanığın üst hadden cezalandırılması ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanığın temyiz sebepleri özetle; iftira atıldığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporun yeterli olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, katılan ... ile sanığın evli oldukları, sanık hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğu, sanıkta olay öncesi katılan ...'ye yönelik husumetin oluştuğu, buna yönelik olaydan 7 gün önce kafasını kopartacağını söylediği, olay günü öldürmeye elverişli bıçakla katılana saldırdığı, katılanın boğazını sıkıp yere yatırdığı ve boynuna bıçak dayayıp katılana senin boğazını kesmezsem ana... si" dediği, evde bulunan müşterek çocukları ...'nin koruma amaçlı evde bulunan biber gazını sanığın yüzüne sıktığı, biber gazının etkisiyle sanığın eylemini tamamlayamadığı, gözlerini açamaması sebebiyle katılanı saçlarından sürükleyerek balkona götürdüğü ve balkondan atmak istediği, hem biber gazı tesirinden net görememesi hem de ...'nin diğer balkona çıkıp yardım edin diye bağırması nedeniyle eylemini tamamlayamadığı, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, suç vasfının nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, somut olayda meşru savunma, meşru savunmada sınırın aşılması ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, Tebliğname'deki bozma görüşüne iştirak olunmamış ve ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesindeki "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." şeklindeki hükmü karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. IV. KARAR Gerekçe başlığı altında (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.09.2023 tarihli ve 2023/1091 Esas, 2023/1073 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-h maddeleri gereği hükmün yargılama giderleri ile ilgili cümlesinden sonra gelmek üzere "Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince 17.400 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na ödenmesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında nitelikli öldürmeye teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu hükmün istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemiz çoğunluk kararıyla hükmün onanmasına karar verildiği görülmüş ise de sanığa atılı suçun kasten öldürmeye teşebbüs suçunu değil kasten yaralama suçunu oluşturduğu kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki; oluşa, alınan beyanlara ve maddi delillere göre sanık ile eşi ... arasında bir süredir sürtüşme bulunduğu, bu sebeple sanığın eşi olan ...‘yi tehdit ettiği, olay günü sanık, eşi ... ve çocukları aynı dairede kalmadıkları halde sanığın kapı önüne geldiği, kapı bir başka sebeple açıldığında içeriye girdiği, derhal eşi ...‘yi yere yatırdığı, bıçak çıkardığı, bu esnada ...‘yi öldüreceğine dair sözler de söylediği, ancak bu bıçağı hiç kullanmadığı, bu arada tarafların ortak çocuğu olan ...’nin babasının yüzüne biber gazı sıktığı, bu gaz sebebiyle sanığın afalladığı, ancak eşi ...‘yi bırakmadığı, elinde bıçakla birlikte dairenin balkonuna çıktıkları, burada da sanığın bıçağı kullanmadığı, ortak çocuk ...’nin balkona çıkıp bağırmasının da etkisiyle sanığın eylemine kendiliğinden son verdiği, eylem boyunca sanığın eşi ...‘ye bıçakla vurmadığı, ...‘nin Adli Tıp Kurumu raporuna göre boyunda sıyrık ve abrasyon, elde ekimoz oluşacak şekilde basit tıbbi müdahale ile giderilir mahiyette yaralandığı, çoğunluk tarafından eylem kasten öldürmeye teşebbüs ve eylemin gerçekleştirilmesini engelleyen hal var şeklinde kabul edilmiş ise de sanığın istemesi halinde bıçağı kullanabilecek zaman ve imkanı bulunduğu, biber gazının sanığın etki alanını azaltmadığı, biber gazı sıkılmasına rağmen eşi ...‘yi balkona götürdüğü, bu halde tanık ...’nin faaliyetlerinin sanığı engellemediği, sanığın kendiliğinden eylemine son verdiği ve o aşamaya kadar ki eylemlerin kasten yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığından onama kararına katılmıyorum.