11. Hukuk Dairesi 2011/14796 E. , 2012/20443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (FATİH 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.04.2011 tarih ve 2009/305 - 2011/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dil
**11. Hukuk Dairesi 2011/14796 E. , 2012/20443 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (FATİH 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.04.2011 tarih ve 2009/305 - 2011/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin kamu kurumu tüzel kişiliğine haiz meslek birliği olduğunu, davalı derneğin tüzüğünde kısa adı olarak “İNTURSAB” ibaresinin kullanıldığını ancak 1618 sayılı Yasa ile kurulmuş kamu kurumu tüzel kişiliğine haiz meslek birliğinin kısa adı olan “TÜRSAB” ibaresi ile iltibas yaratabileceğini, meslek birliği olan Türkiye Seyehat Acentaları Birliğinin alternatifi izlenimi yaratabileceğini, ayrıca “TÜRSAB” ibaresinin tescili için başvurunun devam ettiğini ileri sürerek, TURSAB ibaresinin davalılar tarafından kullanılmaması ve dernekler sicilinden terkini hususunda karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, “İNTURSAP” ibaresinin derneğin kısaltılmış adı olduğunu, davacı logosu ile benzemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, “TÜRSAB” ile “İNTURSAB” kelimeleri arasında farklılıklar bulunduğu, haksız rekabet oluşturacak bir durumunun olmadığı, ileri sürülen hususlarında kanıtlanamadığı, dernek adının marka olmadığı, marka oluşturmasının da düşünülemeyeceği, faaliyet alanları aynı biçimde olsa da ticari serbestisi gereği talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Davacı, dava dilekçesinde başvurudan kaynaklanan marka hakkına dayanmış olup, yargılama sırasında da “TÜRSAB” ibareli markanın adına tescil olunduğuna ilişkin belge örneğini dosyaya sunmuştur. 556 Sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar anılan Kararnamenin 71'inci maddesine göre ihtisas mahkemelerinde görülmesi gerekecektir. Bu itibarla, davacı marka hakkına dayanmış bulunmasına göre bu konudaki delillerin taktirinin ihtisas mahkemesine ait olacağı kuşkusuzdur. "5846 sayılı Kanun ile 551, 554, 555, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan hukuk davaları için ve fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde, bir ticaret mahkemesi varsa bu mahkemenin, birden fazla ticaret mahkemesi varsa eşit tevzi suretiyle ticaret mahkemelerinin, müstakil ticaret mahkemesi olmayıp, bir ve iki nolu asliye hukuk mahkemesi varsa 1 numaralı birden fazla asliye hukuk mahkemesi varsa 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna" ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 20.11.2003 tarih ve 537 sayılı kararından sonra, 556 sayılı KHK.'nin, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı Yasa ile değiştirilen 71'inci maddesi hükmüne göre, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, bu mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, bu mahkemelerden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye uygun olarak, dava sırasında, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı kararı ve daha sonra alınan ve halen yürürlükte olan 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile anılan Kanun Hükmünde Kararnamelere ilişkin davalar bakımından, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir ya da iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesi, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı asliye hukuk mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresinin adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır, İhtisas Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir. Bu durumda, mahkemece, dava konusu uyuşmazlıkta Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunun kabulü ile görevsizlik kararı verilmek gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.