1. Hukuk Dairesi 2011/222 E. , 2011/930 K. "" MAHKEMESİ : MANİSA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden maliki oldukları 47 ada 6, 46 ada 2 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara davalıların müdahale ettiklerini ve kullanımlarını engellediklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, eski hale iade ve ecrimisil isteklerinde bulunmuşlardır. Davalı R.. dışındaki davalılar, çekişmeli taşınmazların ifrazen oluştuklarını, yapılan i…
**1. Hukuk Dairesi 2011/222 E. , 2011/930 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MANİSA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden maliki oldukları 47 ada 6, 46 ada 2 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara davalıların müdahale ettiklerini ve kullanımlarını engellediklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, eski hale iade ve ecrimisil isteklerinde bulunmuşlardır. Davalı R.. dışındaki davalılar, çekişmeli taşınmazların ifrazen oluştuklarını, yapılan ifraz işlemiyle kendi taşınmazlarının miktar olarak azaldığını, bu nedenle anılan idari işlemin iptali yönünde idare mahkemesine dava açtıklarını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, 1987 yılında görülen davada müdahaleleri bulunmadığından ret kararı verildiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar A. ve S.. vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.