4. Hukuk Dairesi 2009/14323 E. , 2010/11629 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 12/02/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin 08/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra…
**4. Hukuk Dairesi 2009/14323 E. , 2010/11629 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 12/02/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin 08/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı, gerekli izinleri alarak kurduğu alabalık üretim tesislerini, yerin mera olduğu gerekçesiyle 12.09.2000 ve 12.10.2000 günlerinde haksız yere iki kez yıktıklarını belirterek, davalının maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalılar ise, davaya yanıt süresi geçtikten sonra zamanaşımı def'inde bulunarak, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, haksız eylemin meydana geldiği 2000 yılından itibaren Borçlar Yasası'nın 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresi ile ceza zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Zamanaşımı, bir istek ve dava hakkının yasada belirtilen süre içinde kullanılmaması durumunda, usul hukukunca öngörülen biçimde ileri sürülmek koşuluyla, borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur. İlk itiraz niteliğinde olmadığından esasa yanıt süresinden sonra da ileri sürülebilirse de davacının da buna karşı savunmanın genişletildiğini ileri sürerek karşı koyma hakkı vardır. Zamanaşımı itirazını içeren 27.05.2009 tarihli dilekçe 28.05.2009 tarihli oturumda elden davacıya tebliğ edilmiştir. Davacı açıklamada bulunmak için süre istemiş, yerel mahkemece sonraki oturum gününe kadar süre vermiştir. Sonraki 30.07.2009 günlü oturumda aynı tarihli dilekçe ile davacı zamanaşımı iddiasının süresi içinde ileri sürülmediğini belirterek, davanın genişletilmesine onay vermediğini belirterek karşı çıkmıştır. Bu durumda, davalıların 10 günlük yanıt süresi geçtikten sonra ileri sürdükleri zamanaşımı savunmalarına davacıların savunmanın genişletilmesine onay vermediklerini belirterek açıkça karşı çıktıkları gözetilerek, zamanaşımı savunmaları reddedilip işin esasının incelenmesi gerekir. Diğer yandan; davalı gerçek kişilerin dava konusu eylemleri nedeni ile haklarında mala zarar verme suçundan ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/897 Esas sayılı davasında yapılan yargılama sonunda cezalandırılmaları karar verildiği ve temyiz edilen kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin beraat kararı, hukuk yargıcı yönünden bağlayıcı değilse de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk yargıcı yönünden de bağlayıcıdır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza mahkemesindeki davanın sonucu beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalıların zamanaşımı def’i reddedilip işin esasına girilerek, ceza davasının sonucu da beklenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/11/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. ....