Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1867 E. , 2024/2851 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1867 Karar No : 2024/2851 DAVACI : Sınırlı Sorumlu ...Köyü Sulama Kooperatifi VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVANIN KONUSU : Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı kararı ile 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı kararının, tarımsal sulama tüketicileri açısından tarımsal sulama limiti yönünden iptali iste
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1867 E. , 2024/2851 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1867 Karar No : 2024/2851 DAVACI : Sınırlı Sorumlu ...Köyü Sulama Kooperatifi VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVANIN KONUSU : Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı kararı ile 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı kararının, tarımsal sulama tüketicileri açısından tarımsal sulama limiti yönünden iptali istenilmiştir. DAVACININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından belirlenen 7 milyon kWh/yıl limiti nedeniyle Son Kaynak Tedarik Tarifesinden yararlandırılmadığı, limiti aşan aboneler yüksek tüketimli tüketici tarifesinden ücretlendirileceğinden elektrik kullanabilmek için ikili anlaşma yapmak zorunda kalındığı, kooperatif tüzel kişiliğinden dolayı tek elektrik abonesi gibi görünülse de 380 üyenin ayrı ayrı kendi tarımsal üretimleri için bu abonelikten faydalandığı, 2021 yılı Kasım ayına kadar tedarik şirketi tarafından yüksek tüketim tarifesinden faturalandırılmadığı, ikili anlaşma ile tarife dışına itildiğinin Mayıs 2022 tarihine kadar anlaşılamadığı, sulama yapılan ilk ay olan Nisan 2022 dönemine istinaden yüklü bir fatura düzenlendiği, davalı idare nezdindeki girişimler sonucu ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile limitin 100 milyon kWh/yıla çıkarıldığı, kendilerini yüksek tüketimli tüketici kabul eden dava konusu kararlar ortadan kalktığında zorla imzalanan ikili anlaşmanın hukuki dayanağının ortadan kalkacağı, Son Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ'in amacı dikkate alındığında, ekonomik ve sosyal yönden görece zayıf çiftçilerin tarlalarını sulamaları ve tarımsal üretim yapabilmeleri için kurulan bir kooperatifin daha pahalı enerji tedariki yapmaması gerektiği, uygulamanın mevzuat değişmemiş olmasına rağmen Kasım 2021'den itibaren değiştirilmiş olmasının idari işlemlerde süreklilik, devamlılık ve güvenirlik ilkeleri ile Anayasa'nın sosyal hukuk devleti ve kanun önünde eşitlik ilkelerine aykırı olduğu, her tarımsal sulama kuyusuna bir abonelik tesis edilmiş olsaydı kooperatif ortaklarının mağdur edilmemiş olacağı, aynı bölgede kendi sulamasını kendi kuyusundan yapan küçük tüketicilere uygulanan fiyat ile kendilerine uygulanan fiyat arasında bariz fark olduğu, konuta dahi 50 milyon kWh limiti belirlenmişken tarımsal sulama yapan kooperatifler için belirlenen 7 milyon kWh limitin zarara neden olduğu ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle, usule ilişkin olarak, 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararının yürürlükte olduğu dönemde yüksek tüketimli tüketicilere ilişkin son kaynak tedarik tarifesi üzerinden faturalandırılmadığı, ikili anlaşma yaparak enerji tedarik ettiği dikkate alındığında, mezkûr Kurul kararının davacı nezdinde menfaat ihlâline yol açmaması sebebiyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı Kurul kararının 27/10/2020 tarih ve 31287 sayılı Resmî Gazete'de, 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararının 02/04/2022 tarih ve 31797 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, davacı tarafından, dava konusu kararların geri alınması talebiyle kendilerine herhangi bir başvuru yapılmadığı, Kasım 2021 faturası bakımından uygulama alanı bulan 9636 sayılı Kurul kararının uygulanması üzerine kararın iptali talebiyle açılmış bir dava bulunmadığı, davanın süresinde açılmadığının tespiti hâlinde davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği; aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep - sonuç ilişkisi bulunmayan Kurul kararlarına karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca aynı dava dilekçesi ile dava açılamayacağından ve davada daha önce bir kez dilekçe ret kararı verildiğinden, davanın 2577 sayılı Kanun'un 15/5 fıkrasında yer alan kural uyarınca reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise, görevli tedarik şirketlerinin tedarik lisansı kapsamında serbest tüketiciler ile ikili anlaşma akdedebildiği, ikili anlaşması bulunmayan serbest tüketicilerin görevli tedarik şirketinden aldıkları enerji için son kaynak tedarik tarifesinin uygulama alanı bulduğu, tarifeye tâbi olan tüketicilerin tüketim miktarlarına göre yüksek tüketimli ve düşük tüketimli tüketiciler olarak gruplara ayrıldığı, son kaynak tüketici gruplarını belirleyen tüketim miktarlarının piyasanın gelişimine bağlı olarak sosyal ve ekonomik durumlar göz önüne alınarak belirlendiği, davacının dava konusu Kurul kararlarıyla belirlenen limitleri aşması nedeniyle tarife kapsamında faturalandırılmak yerine ikili anlaşma yaparak enerji temin etmesinin tam olarak 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile amaçlanan bir durum olduğu, kararlar ile tarımsal faaliyetler abone grubuna ilişkin limitler belirlenirken EÜAŞ'ın azalan arz kaynakları kapsamında büyüyen talep tarafının nazara alındığı, EÜAŞ'ın portföyünün yönetimini kolaylaştırmak ve portföyü rahatlatmak gibi amaçların da göz önünde tutulduğu, dağıtım şirketleri, TEİAŞ ve EPİAŞ'tan talep edilen abone grubu bazında tüketim miktarları ve tüketici sayılarına ilişkin verilerin dikkate alındığı, davacının yüksek tüketimli olmasına rağmen ikili anlaşma yapmak zorunda olmadığı, tarifeye tâbi olarak görevli tedarik şirketinden elektrik temin edebilme hakkı bulunduğu, dava dilekçesi ekindeki faturaların not kısmında, "Tüketici sınıfı: İkili anlaşma ile elektrik alan serbest tüketici" ifadesinin yer aldığı, davacının indirimli bedellerden yararlanmasının ikili anlaşmadan kaynaklandığı, sonraki dönemlerde aynı indirimden yararlanamadığı için dava konusu Kurul kararlarının iptalinin istenilmesinin kabul edilemez olduğu, bu hususun özel hukuk hükümleri kapsamında çözülmesi gerektiği, uygulanan tarifeler uyarınca tüketicilerin özellikleri ve nitelikleri gereği farklı birim bedellere tâbi olmalarının eşitlik ilkesine aykırı olmadığı savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunlu olduğundan, bozulan kısım yönünden Dairemiz kararındaki gerekçeyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin 24/05/2023 tarih ve E:2023/1008, K:2023/2618 sayılı, 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı Kurul kararı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddi, 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararı yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki kararına karşı davacı tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 05/03/2024 tarih ve E:2023/2721, K:2024/464 sayılı kararıyla, Dairemiz kararının ehliyet yönünden redde ilişkin kısmının bozulduğu, süre aşımı nedeniyle redde ilişkin kısmının ise onandığı görülerek, bozulan kısımla sınırlı olarak gereği yeniden görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı çok sayıda üyesi bulunan bir sulama kooperatifidir. Davacı tarafından sulama amacıyla kullanılmakta olan elektrik enerjisi, ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. (...) tarafından sağlanmaktadır. ... tarafından Ağustos 2022 dönemi için düzenlenen faturaya ilişkin olarak, tutarın hatalı olarak yüksek hesaplandığı iddiasıyla davacı tarafından ...'a düzeltme talebiyle yapılan başvuru ... tarafından reddedilmiştir. Aynı süreçte davalı idareye yapılan, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararına aykırı olarak tanzim edildiği iddia edilen Ağustos ayı faturasında fazladan yapılan tahsilat ile ilgili olarak tedarikçi firmanın faturanın düzeltilmesi hususunda uyarılması talepli başvuru ve Haziran ve Temmuz ayı faturalarında yapılan fazla tahsilatların iade edilmesine ilişkin karar alınması talepli başvuru davalı idare tarafından zımnen reddedilmiştir. Ayrıca, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarifeler Dairesi Başkanlığı tarafından, ... tarih ve ...ayılı yazı ile bila tarih ve ...sayılı yazı ile mezkûr başvurulara cevap verilmiştir. 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı ile 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararlarının, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararına aykırı olarak tanzim edildiği iddia edilen Ağustos ayı faturasında fazladan yapılan tahsilat ile ilgili olarak tedarikçi firmanın faturanın düzeltilmesi hususunda uyarılması talepli başvuru ile Haziran ve Temmuz ayı faturalarında yapılan fazla tahsilatların iade edilmesine ilişkin karar alınması talepli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptali ile fazladan tahsil edildiği ileri sürülen tutarların faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davada, Dairemizin 29/12/2022 tarih ve E:2022/4145, K:2022/5407 sayılı kararıyla, arasında maddi veya hukukî bağlılık bulunmadığı gibi sebep-sonuç ilişkisinin de mevcut olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenleyici Kurul kararları için ayrı, diğer işlemler için ayrı dilekçelerle dava açılması gerektiği gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine aykırı bulunan dilekçenin reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine mezkûr Kurul kararlarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : Dairemizin 24/05/2023 tarih ve E:2023/1008, K:2023/2618 sayılı kararıyla, 22/10/2020 tarih ve 9636 sayılı Kurul kararı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddi, 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararı yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki kararına karşı davacı tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 05/03/2024 tarih ve E:2023/2721, K:2024/464 sayılı kararıyla; "Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmı aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmına gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri hükme bağlanmıştır. Aktarılan hükme göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek veya tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin varlığı yeterli bulunmaktadır. Başka bir deyişle, İdare Hukukunun genel ilkelerine göre idari işlemin değişiklik yarattığı ya da doğmasına engel olduğu hukuki durumla menfaat bağı olan herkes, söz konusu idari işlemin iptalini isteyebilecektir. İptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", Danıştayın istikrar bulan kararlarında, dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisi, davacının hukuki durumu ve uyuşmazlığın niteliği göz önüne alınmak suretiyle, her uyuşmazlık özelinde, yargı yerlerince tespit edilecektir. Bununla birlikte, menfaatin kişisel ve güncel olması koşulu, idari işlemin mutlaka davacı hakkında uygulanmış olması sonucunu doğurmamaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı çok sayıda üyesi bulunan bir sulama kooperatifi olup sulama amacıyla kullanmakta olduğu elektrik enerjisini, ... Elektrik Perakende Satış AŞ'den (...) temin etmektedir. Dava konusu 10907 sayılı Kurul kararı ile tarımsal sulama tüketici grubuna yönelik olarak tüketim miktarının düzenlendiği, 9636 sayılı Kurul kararının yürürlükte olduğu dönemde imzaladığı ikili anlaşmalar nedeniyle 10907 sayılı kararın davacı hakkında uygulanmadığı, ancak düzenlemenin kapsamı itibarıyla sulama kooperatiflerinin hukuki durumunu doğrudan ilgilendirdiği dikkate alındığında, menfaat ilgisinin bakılan davayı açmakta yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının faaliyet alanı ve dava konusu düzenlemenin niteliği dikkate alındığında davacının bakılan davayı açmakta ehliyeti bulunduğu anlaşıldığından temyize konu kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının iddialarının, tarımsal sulama tüketici grubuna yönelik olarak belirlenen 7 milyon kWh tüketim limitinin, kooperatif şeklinde faaliyet gösteren ve içerisinde çok sayıda tüketicinin birlikte yer alarak faaliyet gösterdiği tüzel kişilerin durumunun dikkate alınmadan belirlendiği, başka bir deyişle eksik düzenleme nedeniyle kooperatiflerin diğer tüketici gruplarına göre mağdur edildiği iddialarına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile tarımsal faaliyetler abone grubuna ilişkin tüketim limiti 100 milyon kWh olarak belirlenmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, dava konusu kararın 02/04/2022 tarih ve 31797 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, ilgili dönemde elektrik faturaları görevli tedarik şirketi ile davacı arasında imzalanan ikili anlaşma uyarınca düzenlendiğinden kararın davacı bakımından uygulanmadığı, dolayısıyla en geç kararın yayımlandığı 02/04/2022 tarihinden itibaren süresi içerisinde idari başvuru yapılması veya dava açılması gerektiği anlaşılmakta ise de, tüketim limitini 100 milyon kWh olarak belirleyen ... sayılı Kurul kararının yayımlanmasından sonra davacı tarafından ...'a yapılan başvuru neticesinde ikili anlaşmasının feshedildiği, 07/09/2022 tarihinde davalı idareye yapılan başvuru ile ... sayılı karardan sonra ortaya çıkan yeni hukuki durum bağlamında dava konusu 10907 sayılı Kurul kararının geçmişe dönük etkilerinin ortadan kaldırılması talebiyle bir başvuru yapıldığı, yapılan başvurunun konusunun dava konusu kararın değiştirilmesi talebine dayandığı, anılan başvuruya da davalı idarenin... tarih ve ... sayılı yazısıyla cevap verildiği dikkate alındığında, Dairece tüm bu hususlar bir arada değerlendirilerek uyuşmazlığın niteliği tam olarak ortaya konulmak suretiyle davanın süresinde olup olmadığının da tespiti gerekmektedir." gerekçesiyle Dairemiz kararının ehliyet yönünden redde ilişkin kısmının bozulmasına, süre aşımı nedeniyle redde ilişkin kısmının ise onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. USUL YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da altmış gün olduğu; dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden inceleneceği; ilk inceleme üzerine verilecek kararları belirleyen 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendine aykırılık görülmesi hâlinde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, Aralık 2021 ile Ağustos 2022 tarihleri arasında davacı ile ... arasında ikili anlaşma bulunduğundan ilgili dönem aralığında tahakkuk eden faturaların 01/12/2021 başlangıç tarihli ikili anlaşma kapsamında düzenlendiği anlaşılmaktadır. 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararı yönünden; Aktarılan kurallardan, düzenleyici işlemin ilanından sonra dava açma süresi içinde bu işlemin iptali istemiyle dava açılabileceği gibi, dava açma süresinin geçmiş olması hâlinde, düzenleyici işlemin uygulanmasına ilişkin yeni bir işlem tesis edildiğinde ilgililerin uygulama işlemini veya dayanağı olan düzenleyici işlemi ayrı ayrı veya birlikte yine dava açma süresi içinde dava konusu edebilecekleri anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu kararın 02/04/2022 tarih ve 31797 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, davacı tarafından kararın geri alınması talebiyle herhangi bir başvuru yapılmadığı, ilgili dönemde elektrik faturaları görevli tedarik şirketi ile davacı arasında imzalanan ikili anlaşma uyarınca düzenlendiğinden kararın davacı bakımından uygulanmadığı, dolayısıyla en geç kararın yayımlandığı 02/04/2022 tarihinden itibaren süresi içerisinde idari başvuru yapılması veya dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra dilekçe ret kararı öncesi ilk olarak 10/10/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme imkânı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından dava konusu karar nedeniyle zarara uğrandığı, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile yapılan değişikliğin Haziran ve Temmuz faturaları yönünden geriye dönük uygulanarak fazla ödenen tutarların iadesi istemiyle başvurulmuş ise de, anılan başvurunun veya bu başvuruya sonradan verilen cevabın dava konusu karar bakımından dava açma süresini yeniden başlatmayacağı açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 31/03/2022 tarih ve 10907 sayılı Kurul kararı bakımından DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 2. Dava ret ile sonuçlandığından, aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 25/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.