Başvuru, idarenin kusuru sonucu yaşanan sel olayında yakınlarının yaşamını yitirmesi nedeniyle yaşam hakkının, ölüm sonucunda meydana gelen maddi ve manevi zararlarının giderilmesi talebiyle açılan tazminat davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; idarenin kusuru sonucu yaşanan sel olayında yakınlarının yaşamını yitirmesi nedeniyle yaşam hakkının, ölüm sonucunda meydana gelen maddi ve manevi zararlarının giderilmesi talebiyle açılan tazminat davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/11/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucuların 2013/8414, 2013/8416, 2013/8417, 2013/8418 ve 2014/317 numaralı bireysel başvurularının irtibat nedeniyle 2013/8415 sayılı bireysel başvuru dosyasında birleştirilmelerine karar verilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/11/2014 tarihinde, başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 13/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 31/7/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamışlardır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden incelenen olaya ilişkin ceza soruşturması evrakları ve başvuruya konu dava dosyasının içeriğinden tespit edilebilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Zekiye Aktay'ın eşi, başvurucular Tunahan Aktay ve Nisanur Aktay'ın babası, diğer başvurucular Mehmet Ali Aktay ve Fatma Aktay'ın ise oğulları olan Murat Aktay (A.) 9/9/2009 tarihinde İstanbul ili Başakşehir ilçesinde meydana gelen selde boğularak yaşamını yitirmiştir. A.nın cesedi, olayın gerçekleştiği bölgeye yakın bir menfezde aynı tarihte bulunup bir hastanenin morguna götürülmüş ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı haberdar edilmiştir. Aynı olayda A. dışında başka kişilerin de yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır. Başvurucuların talebi üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Daire Başkanlığı Avrupa Yakası İtfaiye Müdürlüğüne bağlı Başakşehir Bölgesi İtfaiye Grup Amirliği tarafından 11/9/2009 tarihinde "su baskını tespit raporu" düzenlenmiştir. Söz konusu raporda 9/9/2009 tarihinde yağan şiddetli yağmur nedeniyle belirtilen tarihte yapılan inceleme ve araştırmada olayın meydana geldiği başvuruculara ait üç katlı binanın bodrum katının sağanak yağış sonucu su baskınına maruz kaldığının tespit edildiği belirtilmiştir. Ceza Soruşturması Süreci Olay hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9/9/2009 tarihinde sorumluluğu tespit edilecek kamu görevlileri hakkında "taksirle öldürme" suçundan resen soruşturma başlatılmış olup nöbetçi Cumhuriyet savcısı tarafından hastane morgunda bulunan A.nın cesedi üzerinde aynı tarihte ölü muayene ve otopsi işlemi yapılmıştır. Yapılan bu işlem sonucunda adı geçenin kesin ölüm sebebinin uzun süre suda kalmaya bağlı solunum arresti sonucu suda boğulmadan ileri geldiği tespit edilmiştir. Yapılan ölü muayene ve otopsi işlemi sırasında kimlik tanığı olarak dinlenen başvurucu Mehmet Ali Aktay ifadesinde olay günü saat 00 sıralarında ölenle birlikte evlerine 100 metre uzaklıkta bulunan ahırlarına gittiklerini, ahırın yukarısında bulunan Ayamama Deresi'nin aniden taşması üzerine ahırın suyla dolduğunu, ölenle birlikte olay yerinden uzaklaşmaya çalıştıklarını, kendisinin ahırın dışına çıkabildiğini ancak öleni göremediğini, akabinde akrabaları ile birlikte çevrede öleni aramaya başladıklarını ve bir süre sonra olay yerine 400-500 metre mesafede bulunan bir menfezde cesedi bulduklarını, olayda kimsenin kastı bulunmayıp ölümün doğal afet sonucunda gerçekleştiğini, bu nedenle kimseden şikâyetçi olmadığını söylemiştir. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, aynı olay nedeniyle birden fazla kişinin yaşamını yitirdiği ve bu kişilerin ölümü nedeniyle yürütülen diğer soruşturmalar ile A.nın yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan olay nedeniyle yürütülen soruşturma arasında hukuki ve fiilî irtibat bulunduğu gerekçesiyle 15/10/2009 tarihinde söz konusu soruşturmaların birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleştirilen soruşturmalara Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/33602 numaralı soruşturma dosyası üzerinden devam edilmiş ve 16/11/2009 tarihinde aynı olayla ilgili olarak kamu görevlileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma yürüttüğü, 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri gereğince soruşturma yetkisinin il Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet başsavcısı vekiline ait olduğu gerekçesiyle yer bakımından yetkisizlik kararı verilerek söz konusu soruşturma dosyası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. 25/11/2010 tarihinde düzenlenen vekâletname uyarınca başvurucular Zekiye Akay, Nisanur Akay ve Tunahan Akay'ın vekili olduğunu beyan eden Avukat Yusuf Erkuştan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek soruşturma dosyasının onaylı suretlerinin verilmesini talep etmiştir. İçişleri Bakanlığı tarafından, olay nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürü, Afet Koordinasyon Merkezi Başkanı, Küçükçekmece Belediye Başkanı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının bir kısım daire başkanı vediğer görevlileri hakkında 4483 sayılı Kanun kapsamında ön inceleme yapılmış ve Bakanlığın 27/4/2011 tarihli ve K.2011/215 sayılı kararıyla bu görevliler hakkında "soruşturma izni verilmemesine" karar verilmiştir. Bu karara itiraz edilmediğinden karar aynı tarihte kesinleşmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2012 tarihli ve K.2012/5332 sayılı kararıyla 4483 sayılı Kanun kapsamında haklarında ön inceleme yapılan ve soruşturma yapılmasına izin verilmemesine karar verilip bu karar kesinleşen kamu görevlileri hakkındaki evrakın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Başvurucular, bireysel başvuru formunda söz konusu olaya ilişkin ceza soruşturmasının devam ettiğini ileri sürmüşseler de bu hususa ilişkin herhangi bir bilgiye formda yer vermemiş ve bu konuda herhangi bir belge de sunmamışlardır. Başvurucular, ayrıca yürütülen herhangi bir ceza soruşturmasında sorumlulukları bulunanlardan şikâyetçi olduklarını da ifade etmemiştir. UYAP aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen soruşturma dosyasının incelenmesi neticesinde de olay hakkında kendilerine ilişkin soruşturma evrakı, İçişleri Bakanlığının soruşturma izni vermemesi nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verilen kişiler dışında başka bir kamu görevlisi ya da kişi hakkında bir ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediği kesin olarak belirlenememiştir. İdari Yargıda Açılan Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular, yakınlarının yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan olayın hizmet kusurlarından kaynaklandığını ileri sürerek manevi ve maddi zararlarının karşılanması talebiyle 11/1/2011 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başakşehir Belediye Başkanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne başvurmuşlardır. Başvurularının reddedilmesi üzerine de İstanbul İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde tazminat davası (tam yargı) açmışlardır. Mahkemenin 13/12/2011 tarihli ve K.2011/2041 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul ilinde 9/9/2009 tarihinde yaşanan yağış nedeniyle taşan Ayamama Deresinde, sel sularına kapılarak hayatını kaybeden Murat Akay'ın eşi, iki çocuğu, anne ve babası tarafından davaya konu maddi ve manevi tazminatın ödenmesi istemiyle 1/1/2011 tarihinde idarelere yapılan başvurunun reddi üzerine 1/4/2011 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, davacıların miras bırakanı Murat Akay'ın 2009 tarihinde Ayamama Deresinde sel sularına kapılarak hayatını kaybettiği, ölen şahsın babası olan davacılardan Mehmet Ali Akay'ın da imzasının bulunduğu aynı tarihli Adli Tıp Raporu ile ölüm sebebinin suda boğulma olarak tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda, sel felaketinin ve ölüm olayının gerçekleştiği 2009 tarihinden itibaren 1 yıl içinde 9/9/2010 tarihine kadar ilgili idarelere yapılacak başvurunun reddi üzerine 60 günlük dava açma süresi içinde davanın açılması gerekirken, eylem tarihinden itibaren 1 yıllık başvuru süresi geçirildikten sonra 11/01/2011 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine 1/4/2011 tarihinde açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır." Bu karar, başvurucuların "idari eylemlerde dava açma süresinin zararın ve zarara neden olan idari eylemin bilindiği tarihten itibaren başlayacağının yasanın amir hükmü olduğu, Danıştay Dairelerinin kararlarında, sürenin eylemin 'idari' olduğunun öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağının belirtildiği, söz konusu zararların bir idari eylemden kaynaklanıp kaynaklanmadığını veya hangi idari kurumun bu zarara neden olduğunu, ilgili davalı kurumlara başvurularından önce bildiklerine ilişkin bir bilgi veya belgenin dava dosyasında mevcut olmadığı, ayrıca davalı kurum yöneticileri hakkında yürütülen ceza soruşturmalarının da henüz sonuçlandırılmadığı, bu nedenlerle davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle temyizi üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2012 tarihli ve K.2012/7743 sayılı kararı ile onanmıştır. Onama kararının gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir: "İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına (karar verilmiştir.)" Başvurucuların karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 28/6/2013 tarihli ve K.2013/5644 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Nihai karar başvuruculara 10/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucular 11/11/2013 tarihinde yasal süresi içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"… Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:…e) Süre aşımı,…Yönlerinden sırasıyla incelenir. Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.…" 2577 sayılı Kanun’un “İlk inceleme üzerine verilecek karar” kenar başlıklı maddesi şöyledir:" Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;…b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,…Karar verilir.…"