Başvuru, iptal ve tam yargı davasının makul sürede sonuçlandırılmaması, aleyhe yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi, takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; iptal ve tam yargı davasının makul sürede sonuçlandırılmaması, aleyhe yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi, takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/9/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Bireysel Başvuruya Konu Yargılamadan Önceki Süreç Başvurucunun sahibi olduğu araca kaçak duruma düştüğü gerekçesi ile 29/5/2007 tarihinde el konulmuştur. Başvurucu hakkında kaçakçılık ve sahtecilik suçlamasıyla yapılan kovuşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 27/4/2009 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Aynı olay nedeniyle aracın müsadere edilmesi için açılan davada, Ankara Asliye Ceza Mahkemesince 27/10/2009 tarihinde aracın müsaderesine karar verilmiş; Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/2/2013 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır. Başvurucu, trafik kayıtlarına güvenerek aldığı aracın kaçak çıkması sonrası müsadere edilmesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini talebiyle 26/3/2010 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunarak tazminat talep etmiştir. Başvurucu, talebinin idarece 10/5/2010 tarihli işlemle reddi üzerine 4/6/2010 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) söz konusu işlemin iptali ile 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminatın araca el koyma tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Mahkeme 20/6/2011 tarihinde davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Temyiz edilen söz konusu karar Danıştay Sekizinci Dairesinin 6/2/2012 tarihli kararı ile onanmış, karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 18/4/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, kesinleşen karar sonrasında 18/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi başvurucunun aracının müsadere edilmesiyle ortaya çıkan zararın tazmini talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin dava açma süresinin elkoyma işlemi ile başlayacağına dair kararının 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin oldukça katı bir şekilde yorumlanması neticesinde ortaya çıktığı, zararın tam ve kesin olarak oluştuğu tarihten daha önceki bir tarih esas alınarak dava açma süresinin belirlenmesi neticesinde başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesince ayrıca başvurucunun Danıştay kararlarının gerekçesiz olduğuna ve duruşma yapılmamasına yönelik iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna, makul sürede yargılanma hakkının ise ihlal edilmediğine karar verilmiştir (Şener Berçin, B. No: 2013/5516, 22/1/2015).B. Bireysel Başvuruya Konu Yargılama Süreci Anayasa Mahkemesinin 22/1/2015 tarihli ihlal kararı üzerine Mahkemece yeniden yargılama yapılmıştır. Mahkemece, uyuşmazlığa konu aracın parasal değeri 29/6/2016 tarihli ara kararı ile Ankara Ticaret ve Sanayi Odasından sorulmuş, Odanın 7/10/2016 tarihli cevabı ile anılan aracın 27/5/2010 tarihi itibarıyla ikinci el fiyatının 000 TL olabileceği görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkeme 30/11/2016 tarihinde, iptali istenen işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine, maddi tazminat talebinin 000 TL'lik ve manevi tazminat talebinin ise 000 TL'lik kısmının kabulüne, söz konusu tazminatların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat taleplerin reddine karar vermiştir. Ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı hesaplanan toplam 060 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak başvurucuya verilmesine, reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden ayrı ayrı AAÜT uyarınca hesaplanan 980 TL avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine hükmedilmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde 2577 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin idari davaya konu olabilecek nitelikte olmaması nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği belirtilmiştir. Maddi tazminat talebi yönünden Trafik Tescil Denetleme Şube Müdürlüğünce işlemleri tamamlanarak tescil edilen aracı satın alıp kendi adına trafik siciline tescil ettirerek iyi niyetli kişi durumunda olan başvurucunun yargı kararıyla aracına el konulması nedeniyle uğradığı zararların tazmin edilmesi gerektiği vurgulanmış, başvurucuya ödenecek tazminat miktarının Ankara Ticaret ve Sanayi Odasından elde edilen bilgi kapsamında 000 TL olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucuya duyduğu acı, elem ve ızdırabı karşılığında 000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme kararı taraflarca temyiz edilmiştir. Başvurucu temyiz dilekçesinde, uyuşmazlığa konu aracın piyasa değerinin takriben 000 TL olmasına karşın aracın değerine ilişkin ayrıntılı piyasa araştırmasının yapılmadığını, sadece Ankara Ticaret ve Sanayi Odasının belirttiği fiyatın baz alındığını, kendisinin ve eşinin duyduğu elem ve ızdıraba karşılık olarak belirlenen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, aleyhine takdir edilen vekâlet ücretinin fahiş, lehine takdir edilen vekâlet ücretinin düşük belirlendiğini, faizin dava tarihinden değil aracın alıkonulma tarihinden işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Tarafların temyiz talepleri Danıştay Onbeşinci Dairesinin 23/11/2017 tarihli kararı ile reddedilmiş ve mahkeme kararı onanmıştır. Tarafların kararın düzeltilmesi taleplerinin yine aynı Dairenin 20/6/2018 tarihli kararı ile reddedilmesi üzerine karar kesinleşmiştir. Nihai karar 6/8/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 5/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (659 sayılı KHK) “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.” 21/12/2015 tarihli ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2016 yılı AAÜT'nin maddesi şöyledir: "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." 2016 yılı AAÜT'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." 2016 yılı AAÜT'nin İkinci Kısmı'nın İkinci Bölümü'nün ilgili kısmı şöyledir: “İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar içina) Duruşmasız ise 000,00 TLb) Duruşmalı ise 500,00 TL" 2016 yılı AAÜT'nin Üçüncü Kısmı'nın ilgili bölümü şöyledir: “Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret İlk 000,00 TL için % 12,00”