T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/295 - 2026/426 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/295 KARAR NO : 2026/426 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2022/415 E. - 2023/432 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/295 - 2026/426 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/295 KARAR NO : 2026/426 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2022/415 E. - 2023/432 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2023 tarih ve 2022/415 E. - 2023/432 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 6493 sayılı Kanun'a uygun olarak elektronik ... alanında faaliyet gösteren müvekkilinin, 2020/141011 sayılı "..." ibareli markanın 36. sınıftaki "finansal ve parasal hizmetler"de tescili başvurusunun davalı şirketin itirazı üzerine nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli markasını 2015 yılında tescil ettirdiğini, müvekkilinin halen "...", "... ...", "..." vb. seri markaları ile ürün/hizmetler sunduğunu, ... ibaresi etrafında oluşturulan seri markalarının bilinir olduğunu, davaya konu markanın asli unsuru "..." ibaresinden oluşmakta iken davalı şirketin itiraza mesnet markasının “... ... ve ödeme hizmetleri a.ş.” şeklinde olup bütünü itibariyle müvekkilinin markasından farklılaştığını, marka işaretleri arasında kullanılan şekil, renk, yazı stili ve yazı boyutu da dahil görsel herhangi bir benzerlik bulunmadığını ve markaların telaffuzunun da farklı olduğunu ileri sürerek 2022-M-9486 sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacıya ait markanın asli unsurunun bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğunu, her iki ibarenin benzer boyutta yan yana konumlandırılarak birinin diğerine göre öne çıkarılmamış olmasının başvuru markasını müvekkilinin "..." asli unsurlu markası ile benzer kıldığını, davaya konu markada "..." ibaresinden sonra yer alan "M" harfinin görsel ve işitsel olarak markaları ayırt edici olmadığını, faaliyet alanı ve kapsamlarında bulunan hizmetler de benzer olduğundan markaların ortalama tüketiciler tarafından karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, bu hali ile davaya konu markanın müvekkilinin seri markası, uzantısı olarak algılanacağını, sektörde faaliyette bulunan şirket sayısının azlığı dikkate alındığında davalının müvekkilinin markasından haberdar ve benzer bir marka tescilinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu marka kapsamına alınmak istenip reddedilen 36/02. sınıftaki hizmetlerin, davalının itiraza mesnet markasının tescilli olduğu 36. sınıfta yer alan hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, dava konusu markada, “...” ibaresinin “...” ibaresi kadar ön planda asli unsur niteliğinde bulunduğu, taraf markalarında ön planda asli ve ayırt edici unsur olarak yakın ibarelerinin kullanıldığı, anlamsal, sesçil ve görsel olarak benzerliğin ön plana çıktığı, davalı markasında yer alan şekil unsuru ile "elektronik ... ve ödeme hizmetleri a.ş.” ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacının önceden tescilli “...” ibareli markasının korunması için gerekli olan en az 5 yıllık sürenin dolmadığı ve geçmişten gelen ciddî kullanıma ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 36. sınıf hizmetlerinin tüketicisinin gündelik rutin ihtiyaçlarını karşılamadığını, sık sık satın alınan hizmetlerden olmadığını, sigorta veya finansal bir hizmetinden faydalanmak isteyen ilgili tüketicilerin çoğunlukla belli bir ihtiyaca yönelik hareket ettiği yahut bu sektörde çalışan uzman kimseler ve firmalardan oluştuğunu, müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin daha önceden müvekkili adına tescilli olduğunu, bu kullanımı isptlayan delillerin dosya kapsamında bulunduğunu, marka işaretleri arasında öne çıkarılan şekil, renk ve yazı tipi yönünden farklılık olduğunu, davanın reddi sonucu "..." ve "..." gibi ticaret hayatında sıklıkla kullanılan kelimelerin bulunduğu markaların tescil edilmemesi gibi absürt bir durumun oluştuğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda belirtildiği üzere markaların esaslı unsurunu oluşturan "..." ve "..." ibareleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerlik bulunduğu, taraf markalarında bu ibareler dışında kalan diğer kelime, şekil ve renk unsurlarından doğan tali farklılıkların göz ardı edilebilir olduğu, davaya konu redde konu hizmetlerin davalının markası kapsamında bulunduğu, davacının tescilli "..." ibareli markaları bulunuyor ise de, bu markaların 5 yıllık süreyi doldurmadığı ve davacı tarafından önceki kullanımı yeterli derecede ortaya koyacak belge ve bilgilerin dosya kapsamına sunulmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.