T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2329 - 2025/2525 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2329 KARAR NO : 2025/2525 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2022/420 E. - 2023/285 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada An…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2329 - 2025/2525 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2329 KARAR NO : 2025/2525 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2022/420 E. - 2023/285 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/05/2023 tarih ve 2022/420 E. - 2023/285 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2021/094876 numaralı “...” ibareli 30, 35 ve 43. sınıflarda tescil istemli marka başvurusunun yayınına müvekkili şirkete ait 2005/08821, 2007/71404, 2005/08810, 2005/08811, 2011/105097, 2011/105128, 2011/94517, 2012/50594, 2013/66415, 2013/98348, 2013/98353, 2014/101726, 2014/19737, 2014/54918, 2014/54922, 2014/69291, 2015/31890, 2015/31920, 2015/31925, 2015/64207, 2015/76416, 2015/76422, 2015/94001, 2016/51380, 2016/84142, 2016/84149, 2017/12383, 2017/41859, 2019/135056, 2019/135061, 2021/024703, 2021/024704, 2021/024705, 2021/024708, 2021/075601, 2021/084573 sayılı “...” ibaresini içeren markalar mesnet gösterilerek itiraz edilmiş ise de bu itirazın nihai olarak 2022-M-11317 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, ancak müvekkiline ait itiraza gerekçe markalar ile davalı şirket marka başvurusunun ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, taraf markalarının aynı/benzer emtiayı kapsadıklarını, dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarının halk tarafından karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, dava konusu markanın görselinde müvekkili şirket markaları ile ortak şekilde kırmızı ve siyah renk unsurlarının baskın olarak kullanıldığını, taraf markaları arasındaki tek harf farklılığının benzerlik ve iltibas ihtimalini ortadan kaldırmayacağını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığını ve haksız rekabet oluşturacağını ileri sürerek, ... YİDK’nın 2022-M-11317 sayılı kararının iptaline ve 2021/094876 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu markanın davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini ve sulandırmayacağını, davacının tanınmışlık iddiasının markalar benzer olmadığından iş bu davaya etkili olmadığını, başvuru konusu markanın SMK 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığını, YİDK kararının usul ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin markası ile davacı markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak birbirinden tamamen farklı olduklarını, ortalama alıcının markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili şirketin “...” ibareli 2021/098633, 2021/169127, 2021/178868, 2022/019172 numaralı tescilli markaların sahibi olduğunu, taraf markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, tüketici nezdinde iltibas yaratma ihtimalinin bulunmadığını, tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini, hedef tüketici kitlelerinin farklı olduğunu, ürünlerin birbirini tamamlayıcı niteliğinin bulunmadığını, davacının kötü niyet ve tanınmışlık iddiasına ilişkin hiçbir delilin dosyaya sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının “.../...” ibareli markaları ile dava konusu marka arasında hiçbir benzerlik bulunmadığı, davacının “...” ibareli/esas unsurlu markaları ile dava konusu marka karşılaştırıldığında ise, taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibaresinin, dört harfi benzer olsa da, taraf markaları arasında bütünsel değerlendirmede görsel olarak benzerlik bulunmadığı, davacının “...” ibareli markasında ilk harf olarak yer alan “T” harfinin kelimenin yapısını, hece yapısını ve telaffuzunu değiştirdiği, taraf markaları kapsamında sadece tek harf farklılığı bulunmaktaysa da, farklı harfin kelimenin başında yer alması, tüketicilerin soldan sağa doğru okuma yaptığı gözetildiğinde kelimenin başında yer alan farklılığın tüketicilerin markaların ilk kısmına daha çok dikkat etmesi, kelimelerin başındaki farklılığın markaları ayırt etmesi için yeterli olacağı, davacı markasının esas unsuru olan “...” kelimesinin anlamlı bir kelime olması, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının dayanak markalarından uzaklaştığı, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir olmadığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın kompozisyonunun davacı markaları ile ilişkilendirilebilir olmadığı, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markaları ile "..." ibareli dava konusu marka arasında işitsel, görsel ve anlamsal bakımdan bütünsel olarak benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, karşılaştırılan markaların kapsamlarının da aynı ya da benzer olduğunu, dava konusu markanın, davacının markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markaların bilinirliğinden haksız yararlanılmasına, itibarının ve ayırt edici karakterinin zedelenmesine neden olacağını, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, uzun yıllardır aktif ve yoğun biçimde kullanıldığını, davalının müvekkilinin markalarını bilmemesinin mümkün olmadığını, bu nedenle başvuru markasının tesadüfen seçildiğinden bahsedilemeyeceğini, davalının iltibas yaratmak maksadıyla kötüniyetli başvuru yaptığını, dava konusu markanın tescilinin haksız rekabete neden olacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "..." ve "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira karşılaştırılan markaların tüketicinin dikkatini ilk bakışta çeken başlangıç kısımları farklı olduğu gibi, tertip tarzı itibariyle de bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış olmalarının başvurunun tesciline engel olmayacağı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.