T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1001 - 2025/1673 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1001 (KABUL DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2025/1673 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2023 ESAS NO : 2022/251 E 2023/166 K DAVANIN KONUSU : Menfi Te…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1001 - 2025/1673 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1001 (KABUL DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2025/1673 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2023 ESAS NO : 2022/251 E 2023/166 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 24/12/2025 YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı arasında 26/03/2021 tarihinde davacı şirkete ait otobüsün satışı konusunda bir sözleşme imzalandığını, bahsi geçen sözleşmeye göre, davalının sözleşme şartlarına tam olarak uyması durumunda aracın %20 hissesine sahip olacağının kararlaştırıldığını, bunun yanı sıra sözleşmenin 3. maddesinde araç satılıncaya kadar net kazancın, borç ve masrafların taraflarca hisseleri oranında paylaşılacağının hükme bağlandığını, bu kapsamda müvekkilce ... Bankası A.Ş.'ye ait 200.000,00 TL bedelli ve 26/03/2022 tarihli çekin teminat olarak davalıya verildiğini, çekin üzerinde "Sözleşme eki teminat çeki" "Başka amaçla kullanılamaz" ibarelerinin yer aldığını, yine çekin seri numarası yazılarak teminat olarak verildiğinin bildirildiğini, ilerleyen süreçte davalının sözleşmede yazılı olan yükümlülükleri yerine getirmediğini, otobüse yönelik ödemesi gereken tutarları ödemediğini, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından davalıya ihtarname çekildiğini ve davalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi durumunda sözleşmenin geçerlilik kazanmayacağının, ayrıca sözleşme uyarınca ödeme yapılmaması halinde çekin iade edilmesi gerektiğinin açıkça ifade edildiğini, ancak davalının ihtarnameye karşın yine yükümlülükleri karşılamadığını belirterek, davacı şirketin borçlu olmadığının ve teminat olarak verilen çekin bedelsizliğinin tespiti ile 200.000,00 TL bedelli ve 26/03/2022 tarihli çekin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket temsilcisi ile müvekkil arasında imzalanan 26/03/2021 tarihli sözleşmede yazılı şartlara tam olarak uyulması durumunda sözleşmenin geçerlilik kazanacağının ifade edildiğini, bu kapsamda davalının sözleşme tarihinde değeri 1.000,000,00 TL olan otobüsün %20 payına tekabül eden 200.000,00 TL'yi davacı şirkete nakten ve peşinen ödendiğini, bunun üzerine bahsi geçen sözleşmenin imzalandığını ve ... Bankası A.Ş.'ye ait 200.000,00 TL bedelli ve 26/03/2022 tarihli teminat çekinin verildiğini, teminat çekinin henüz bedelsiz hale gelmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 26/03/2021 tarihinde bir sözleşme imzalandığı ve davalının sözleşme gereği ... plaka sayılı otobüsün %20 payı karşılığında davacı şirkete 200.000,00 TL ödediği, davacı şirketin davalının ödediği miktar olan 200.000,00 TL tutar kadar teminat çeki düzenleyerek davalıya verdiği, araç satıldığında teminat çekinin iade edileceğinin, ayrıca satış bedelinden vergi, harç, sigorta ve MTV gibi yasal ödemeler düşüldükten sonra kalan net tutarın %20'sinin davalıya ödeneceğinin bahsi geçen sözleşmede kararlaştırıldığı, davalının sözleşmeye göre hangi edimleri yerine getirmediğinin davacı tarafça somutlaştırılmadığı, ayrıca davacı şirketin iddialarını ispat edemediği, söz konusu çekin teminat çeki olduğu, sözleşme konusu aracın satışının gerçekleşmediği veya sözleşmede yer alan ödemeler yapılmadığı sürece çekin teminat fonksiyonunun devam ettiği, buna göre somut olayda halen aracın satılmadığı ve davalıya payının ödenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararında davalı tarafın aracın %20 payı karşılığında davacı şirkete 200.000,00 TL ödediğinin çekişmesiz olduğu yönünde bir ifade bulunmasına karşın müvekkil şirketin ödeme yapıldığına ilişkin bir beyanının olmadığını, davacı şirketin davalıdan sadece 20.000,00 TL aldığını, menfi tespit davasında ispat yükünün davalıda bulunduğunu, davalının yerine getirmesi gereken edimlerin aracın borcunun ve masraflarının karşılanması olduğunu, müvekkil şirketin bahsi geçen otobüsü kredi çekerek satın aldığını, davalının hiçbir masrafa katılmadığını, ayrıca kredi borcunun ödenmesine yönelik bir katkı sunmadığını, bu durumun yargılama aşamasında hiç incelenmediğini, davalının sözleşmede yer alan edimleri yerine getirdiğine ilişkin olarak dosyaya bilgi ve belge sunmadığını, sözleşmenin geçerliliğinin davalının sözleşme şartlarına tam olarak uyması koşuluna bağlı olduğunu, ne var ki bu koşulun sağlanıp sağlanmadığının tespitinin mahkemece gerçekleştirilmediğini, ... Bankası A.Ş.'ye ait 200.000,00 TL bedelli ve 26/03/2022 tarihli çek her ne kadar teminat senedi olsa da, kıymetli evrakın illetten mücerretliğinin kabulü ile tahsile konu edilmesinin mümkün bulunduğunu, kötüniyetli olduğu müvekkil şirketçe ispat edilen davalının henüz teminat şartı gerçekleşmemiş olmasına rağmen çekte bulunan ödeme tarihinde tahsil amacıyla bankaya başvuruda bulunduğunu ve çeki tahsil etmek istediğini, ancak çek üzerine konulan ihtiyati tedbir kararı nedeniyle çek bedelinin davalıya ödenmediğini, dolayısıyla davalının çeki teminat senedi olarak değil tahsile konu edilebilir nitelikte bir belge olarak değerlendirdiğini ve bu doğrultuda hareket ettiğini, bunun yanı sıra "arabuluculuk ücretinin davacı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydedilmesi" şeklinde hüküm fıkrası oluşturduğunu, ancak menfi tespit davasında arabuluculuğa başvurulamayacağı gerekçesiyle arabuluculuğa başvuru dosyasının iade edildiğini, bu durumda müvekkil şirket aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, imzalanan 26/03/2021 tarihli sözleşme nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı ve teminat olarak verilen çekin bedelsizliğinin tespitinin gerekip gerekmediği ile çekin iade edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, imzalanan 26/03/2021 tarihli sözleşmenin geçersizliğine dayalı menfi tespit ve teminat olarak verilen çekin bedelsizliğinin tespiti ile çekin iadesi talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin tetkikinde; davacı ... Turizm Taşımacılık Pazarlama Ticaret Limited Şirketi ile davalı ... arasında 26/03/2021 tarihinde bir sözleşme imzalandığı, söz konusu sözleşmenin, " İş bu sözleşme ile aşağıda isimleri ve imzaları bulunanlar arasında aşağıdaki hususlar bir bütün olarak kabul edilerek düzenlenmiştir. Taraflarca imzalanması ve aşağıda belirtilen şartlara tam olarak uyulması ile de geçerlilik kazanacaktır. 1-... plakalı otobüsün %20'si ... T.C. kimlik numaralı ...'e aittir. 2-%20 hisse için ...'e 200.000,00 (İkiyüzbin) TL tutarında ... A.Ş. 6968267 nolu çek düzenlenmiş ve teminat olarak verilmiştir. Bu çek teminat içindir ve teminat dışında başkaca hiç bir şekilde kullanılamaz. 3-Araç satılıncaya kadar net kazancı, borç ve masrafları taraflarca hisse nispetinde paylaşılacaktır. 4-Araç satıldığında teminat çeki iade edilecektir/alınacaktır ve iptal edilecektir ve satış sırasındaki bedelinden vergi, harç, sigorta ve MİV gibi yasal ödemelerden sonra kalan net tutarın %20'si ... 'e anında ödenecektir." şeklinde ayrıntılı hükümler içerdiği tespit edilmiştir. Diğer yandan, ... Bankası A.Ş. tarafından 01/11/2019 tarihinde basılan, devamla davacı ... Turizm Taşımacılık Pazarlama Ticaret Limited Şirketi'ne verilen ve adı geçen davacı şirketçe de 26/03/2022 tarihinde davalı ... adına keşide edilen 200.000,00 TL bedelli, 6968267 seri numaralı çekin mevcut olduğu, çekin ön yüzünde "Sözleşme eki teminat senedidir" ve "Başka amaçla kullanılamaz." şeklinde kaydın yer aldığı görülmüştür. Sözleşmenin konusunu teşkil eden ... plaka sayılı otobüs kayıtlarına göre, bahsi geçen otobüsün davacı ... Turizm Taşımacılık Pazarlama Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı olduğu, otobüsün, ... A.Ş.'den 22/08/2017 tarihinde toplam 640.398,00 TL bedel karşılığı satın alındığı, 22/08/2017 tarihinde 185.389,00 TL peşinat ödemesi yapıldığı, geri kalan bedel için davacı yanca 22/08/2017 tarihinde 455.000,00 TL araç kredisi kullanıldığı, ödemeler için 48 ay vade belirlendiği, ilk taksit ödeme tarihinin 22/09/2017, son taksit ödeme tarihinin ise 23/08/2021 olduğu, bu kapsamda toplam ödeme miktarının 629.534,17 TL tutarı içerdiği belirlenmiştir. Eldeki dosyada davacı şirket dava dilekçesi ile, davalının sözleşmede yazılı olan yükümlülükleri yerine getirmediğine, otobüse yönelik ödemesi gereken tutarları ödemediğine, bu hali ile teminat olarak verilen çekin bedelsizliğinin tespitinin gerektiğine dair iddiada bulunmuş, yargılama sırasında isticvap edilen davacı şirket yetkilisi/temsilcisi ..., "Dava konusu otobüs 2018 yılında davacı şirket adına satın alındı, davalıyı araçlarımızı göz kulak olsun, gerektiğinde de kullanabilsin diye şifahen ortak olarak aldık ve bunun karşılığında bize 20.000 TL para ödemişti, 2019 yılında seçimler nedeniyle verimli çalışamadık, 2020 yılında da pandemi çıktı, biz pandemi sırasında da verimli çalışıp banka kredilerini ödemekte zorlandık, bu süreçte davalı bize hiç bir katkıda bulunmadı, pandemi sonrasında davalı bizden ortaklığımızı yazıya dökmemizi istedi, biz de kendisiyle dosyadaki sözleşmeyi düzenledik, sözleşme altındaki imza benimdir, iyi niyetle sözleşmeyi imzaladım, sözleşmedeki aracın değerini de kendisi belirlemiştir, o tarihe kadar yapması gereken katkıları da yapacağını bildirerek sözleşmeyi imzalamamızı sağlamıştı, ancak sözleşmeden sonra da herhangi bir katkıda bulunmadı, sözleşme nedeniyle kendisine 200.000 TL'lik teminat çeki vermiştik, çekin üzerinden de teminat çeki olduğu yazılıdır, sözleşmede bu husus belirlidir, kendisine daha sonra ihtar çektiğimiz halde yapması gereken katkı payını yapmamıştır, biz de bu nedenle kendisi aleyhine dava açmak zorunda kaldık." şeklinde beyanda bulunmuş, davalı cevap dilekçesi ile, sözleşme tarihinde değeri 1.000,000,00 TL olan otobüsün %20 payına tekabül eden 200.000,00 TL'yi davacı şirkete nakten ve peşinen ödendiği, bunun üzerine bahsi geçen sözleşmenin imzalandığı ve teminat çekinin verildiği hususunda açıklama yapmış, yargılama sırasında isticvap edilen davalı, "Ben davacı şirket adına kayıtlı olan otobüse ortak olmak istedim, davacı şirket yetkilisi ... Beyle bir sözleşme düzenledik, bu sözleşmeye göre otobüsün 1/5 değerinde yani 200.000 TL verdim ve karşılığında otobüsün 1/5 payı benim oldu, ben verdiğim paraya karşılık bir güvence istedim ve karşı tarafta bana 200.000 TL bedelli teminat çekini üzerinde teminattır yazarak verdi, çek hala bendedir, icraya ya da tahsile koymadım." yönünde anlatımda bulunmuş, ancak davalının sözleşme bedelini ödediğine ilişkin yazılı bilgi, belge ve kayıt sunmadığı tespit edilmiştir. Yargılama sırasında mahkemece yapılan araştırmada da, davalı tarafından, davacı ... Turizm Taşımacılık Pazarlama Ticaret Limited Şirketi'ne sözleşme konusu otobüsün 1/5'i tutarı olan 200.000,00 TL'nin ödendiğine ilişkin bir kayda rastlanılmadığı gibi, davalı yanca bedelin ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin de ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, davanın açılmasından önce davacı ... Turizm Taşımacılık Pazarlama Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı ...'e gönderilen Ankara 69. Noterliği'nin 09/02/2022 tarih ve 03989 yevmiye numaralı ihtarnamede, taraflar arasındaki sözleşme gereği araç maliyetinin %20'si oranındaki tutarın yüklenilmediği, sadece 20.000,00 TL ödemede bulunulduğu, geriye kalan tutarın ödenmediği belirtilerek, imzalanan sözleşmenin geçerli olabilmesi için ilgili tutarın faizi ile birlikte yatırılması gerektiği hususu ihtar edilmiştir. Dava konusunun temelini teşkil eden ve taraflar arasında imzalanan 26/03/2021 tarihli sözleşmenin ikinci bendinde, "%20 hisse için ... 'e 200.000,00 (İkiyüzbin) TL tutarında ... AŞ. 6968267 nolu çek düzenlenmiş ve teminat olarak verilmiştir. Bu çek teminat içindir ve teminat dışında başkaca hiç bir şekilde kullanılamaz." şeklinde, aynı sözleşmenin dördüncü bendinde ise, "Araç satıldığında teminat çeki iade edilecektir/alınacaktır ve iptal edilecektir." şeklinde düzenlemelerin yer aldığı görülmekle, bahsi geçen bu düzenlemeler doğrultusunda çekin teminat senedi olduğu ve çekin davalıya ait olacak %20 hisse karşılığı verildiği hususu her iki tarafça da kabul edilmiştir. Bilindiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)'nun 20. maddesinin 2. fıkrasının d bendinde; "Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir." hükmü yer almakta olup, bu maddeye göre, trafik siciline kayıtlı araçların devir ve satışına yönelik işlemlerin resmi şekilde yapılması zorunludur. Resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler hak ve borç doğurmaz, geçersiz niteliktedir. Buna göre, tescil edilen araçların satış sözleşmesinin noterde resmi şekilde yapılması bir geçerlilik şartı olup, bu kapsamda taraflar arasında imzalanan 26/03/2021 tarihli sözleşme adi yazılı sözleşme mahiyetinde olmakla, geçersizdir. Geçersiz sözleşmeye göre taraflar birbirlerine verdiklerini iade etmek zorundadır. Somut olayda, davalı yanca davacı ... Turizm Taşımacılık Pazarlama Ticaret Limited Şirketi'ne 20.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu durumun aynı zamanda yargılama sırasında isticvap edilen davacı şirket yetkilisi/temsilcisi ... tarafından da "...bize 20.000 TL para ödemişti,......, pandemi sonrasında davalı bizden ortaklığımızı yazıya dökmemizi istedi, biz de kendisiyle dosyadaki sözleşmeyi düzenledik," şeklindeki açıklama ile ikrar edildiği ve alınan bu bedelin ilerleyen süreçte davalıya iade edilmediği, ayrıca otobüsün %20 hissesinin devrinin gerçekleşmediği, bunun yanı sıra, davalı yargılama aşamasında sürekli olarak otobüsün 1/5 hissesi karşılığında davacı şirkete 200.000,00 TL ödemede bulunduğunu savunmuş ise de, davalı tarafından otobüsün 1/5 değerinde olan 200.000,00 TL'nin ödendiğinin kanıtlanamadığı, diğer bir anlatımla ödendiği sabit olan 20.000,00 TL dışında başkaca bir ödeme kaydına rastlanılmadığı görülmüştür. O halde, dosya kapsamından, davalının sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ve 26/03/2021 tarihli sözleşmenin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)'nun 20. maddesinin 2. fıkrasının d bendi çerçevesinde resmi şekilde yapılmadığı dikkate alındığında, teminatın dayanağının kalmadığının ve çekin bedelsiz hale geldiğinin kabulü gerekmekle, bu doğrultuda geçersiz sözleşme nedeniyle tarafların karşılıklı olarak aldığını iade etmek zorunda olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı ... Turizm Taşımacılık Pazarlama Ticaret Limited Şirketince davalı tarafından 20.000,00 TL ödeme yapıldığı kabul edilmekle birlikte, alınan 20.000,00 TL tutarın davalıya iade edilmediği dikkate alındığında, davalının davacıdan 20.000,00 TL alacaklı olduğu, dolayısıyla menfi tespite konu edilen toplam 200.000,00 TL alacaktan bu tutar mahsup edildiğinde davacı yanın dava tarihi itibariyle 180.000,00 TL için davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla, davacının menfi tespit davasının 180.000,00 TL tutar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken söz konusu aracın satılmadığı ve sözleşmeye göre paya ilişkin ödemelerin davalıya yapılmadığı, bu nedenle çekin teminat fonksiyonunun devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında isabet bulunmamıştır. Diğer yandan, 19/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddeye göre; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır..." denilmiştir. Maddede belirtildiği üzere, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, yasada dava şartı haline getirmiştir. Bu kapsamda, arabuluculuk dosyası içerisindeki bilgi ve belgelerin tetkikinde, davacı yanca dava açılmadan önce arabuluculuk müessesesine başvurulduğu ve 30/03/2022 tarihli "Arabuluculuk Başvuru Formu" düzenlendiği sabit olup, başvuru formundaki talebin niteliği dikkate alınarak arabuluculuk görüşmesinin gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir. Bunun üzerine, davacı, imzalanan 26/03/2021 tarihli sözleşmenin geçersizliğine dayalı menfi tespit ve teminat olarak verilen çekin bedelsizliğinin tespiti ile çekin iadesi talebiyle 01/04/2022 tarihinde eldeki davayı açmıştır. Dolayısıyla, arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığı ve evrakın işlemsiz iade edildiği, bu doğrultuda arabulucu tarafından bir alacak tahakkuk ettirilmediği ve sarf kararını içeren belgenin düzenlenmediği (dava dosyası içerisinde ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda sarf kararına rastlanılmadığı) gözetildiğinde, tahsili gereken bir arabuluculuk ücretinin olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, arabuluculuk ücreti hakkında hüküm kurulmaması gerekirken, arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığı ve sarf kararı düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, "6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesi" şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; 2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/251 Esas, 2023/166 Karar sayılı ve 24/03/2023 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 3-a) Davanın KISMEN KABULÜ ile; Taraflar arasında imzalanan 26/03/2021 tarihli sözleşmenin dayanağını oluşturan 200.000,00 TL bedelli çekin 180.000,00 TL'si yönünden davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ b) ... Bankası A.Ş.'ye ait 200.000,00 TL bedelli ve 26/03/2021 tarihli çekte 180.000,00 TL için BEDELSİZLİĞİN TESPİTİNE, c)Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, d)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 12.295,80 TL harçtan peşin alınan 3.415,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.880,30 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, e)Davacı tarafından sarf edilen 80,70 TL başvuru harcı ve 3.415,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.496,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f)Davacı tarafından yapılan 440,00 TL posta - davetiye gideri ve 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.440,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 2.196,00 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, g)Davalı tarafından yapılan 20,50 TL posta giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 2,05 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına, h)Davacı kendisini vekil marifeti ile temsil ettirmiş olduğundan kabul edilen kısım yönünden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ı)Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen kısım yönünden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1,2 maddesi uyarınca hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, j)Gider ve delil avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi gereğince talep halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi dikkate alınarak yatıran tarafa iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ; 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan 72,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 24/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."