DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3406 E. , 2024/2887 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3406 Karar No : 2024/2887 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/03/2022 tarih ve E:2017/6225, K:2022/1451 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3406 E. , 2024/2887 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3406 Karar No : 2024/2887 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/03/2022 tarih ve E:2017/6225, K:2022/1451 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/03/2022 tarih ve E:2017/6225, K:2022/1451 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, Davacının kendi beyanı yönünden, davacının FETÖ içerisinde yer aldığını ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan kendi beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, HTS kaydı yönünden, davalı idarece, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen rapordan bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığının görüldüğü; bunun yanında, dava dosyasında mevcut bulunan, davacı hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan, "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye oldukları iddiası ile haklarında soruşturma başlatılan hepsi yargı mensuplarından olmak üzere birçok kişi ile telefon irtibatının bulunduğu ancak örgütün tepe üst yönetimi ile irtibatına rastlanmadığı" yönündeki değerlendirme de dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen söz konusu raporda yer alan tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkındaki şikayet bilgileri yönünden, L.Ş. isimli şahıs tarafından bulunulan suç duyurusu üzerine davalı idarece herhangi bir işlem yapıldığına dair bilgi ve belge sunulmadığı gibi söz konusu şikayet dilekçesinde davacının FETÖ/PDY mensubu olduğuna veya örgütle iltisak ve irtibatına ilişkin bir anlatımın olmadığının görüldüğü, söz konusu suç duyurusunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, FETÖ/PDY şüphelisi Y.H.'nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen belgede davacının isminin geçmesi yönünden, söz konusu tespitin, davacının FETÖ/PDY mensubu olduğuna veya örgütle iltisak ve irtibatlı olduğuna ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme içermediğinin görüldüğü, netice itibarıyla, L.Ş. isimli şahıs tarafından bulunulan suç duyurusunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 23/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen ve Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına 09/02/2022 tarihinde giren 18/01/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 23/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği; parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin "dava tarihinden" itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da "yasal faizin" dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı; davacının kendi ifadesinde üniversite birinci sınıfta 5-6 ay örgütün yurdunda kaldığını beyan etmesi; hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğuna dair ihbar ve şikâyetler olması, bu kapsamda tanzim edilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan tespitler; FETÖ/PDY şüphelisi Y.H. ile ilgili yürütülen soruşturmada, adı geçenin evinde ve iş yerinde yapılan aramalar sonucu ele geçirilen ve birçok hâkim savcı ve personel hakkında sınav-mülakat ile ilgili olduğu düşünülen kısa notlar bulunan ajandada davacının da isminin geçtiğine dair tespit, davacı hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan HTS kayıtlarına ilişkin tespitler birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; Dairenin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı yurtta kalınmasını sadece davacının beyanını esas alarak delil olarak kabul etmediği, Kurulca örgütle irtibat veya iltisaklarına karar verilen hâkim ve savcılardan neredeyse tamamının, barınma veya ekonomik sebeplerle örgütün yurtlarını tercih ettiklerini savundukları, davacının da benzer gerekçeleri sunması öngörülebilir olsa da, Dairenin benzer bazı dosyalarda bu yolda bir saptama yapmayarak, bu durumu davacılar aleyhine delil kabul ederken bu dosyada delil kabul etmemesinin çelişki yarattığı; Dairenin, davacının geçmişe dönük iletişim trafiği (HTS) kayıtlarını, idarece dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle dikkate almamasının doğru olmadığı, adli yargı mercilerince ulaşılan tespitlerin iptal kararına dayanak yapılmasının da başka bir hukuka aykırılık oluşturduğu; davacı hakkındaki L.Ş. isimli şahsın suç duyurusuna ilişkin olarak Dairenin salt davacının beyanlarını esas almak suretiyle delil olarak değerlendirmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gibi eksik inceleme ile karar vermesinin hukuka aykırılık oluşturduğu; FETÖ/PDY şüphelisi Y.H. hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, adı geçenin evinde ve iş yerinde yapılan aramalar sonucu ele geçirilen ve birçok hâkim savcı ve personel hakkında sınav-mülakat ile ilgili olduğu düşünülen kısa notlar bulunan ajandada davacının da isminin geçtiğine dair tespite ilişkin olarak Dairenin idari yargılama usulünde geçerli "resen araştırma ilkesi" çerçevesinde öncelikli yetkisini kullanarak tüm verilere sahip olduktan sonra dosya kapsamında yer alan davacı hakkındaki diğer deliller ile birlikte bir değerlendirme yaparak sonucuna göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar vermesinin hukuka aykırılık oluşturduğu, ayrıca Dairenin Y.H.'nin ikametinde yapılan aramada ele geçen belgede davacının adının geçtiği hususuna ilişkin olarak değerlendirmede bulunduğu kısımda "Netice itibarıyla, L.Ş. isimli şahıs tarafından bulunulan suç duyurusunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir" şeklindeki gerekçeye yer vermek suretiyle açıkça maddi hata yaptığı; davacıyla ilgili şikâyet bilgisi olarak sunulan dilekçelerin, elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmadığı, Kurul tarafından ihbar ve şikâyet dilekçeleri 2802 Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden salt şikayet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı, dilekçede davacı hakkındaki isnatların ve söz konusu dilekçenin iltisak ve irtibat noktasında ne şekilde değerlendirildiğinin kararda tartışılmamasının isabetsiz olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı; yurtta kalma ile ilgili hususu kendisi beyan etmemiş olsa böyle bir tespitin yapılamayacağı; L.Ş. isimli şahsın, kendisinin Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde savcılığa müracaat ettiği, şahsın, hayatın olağan akışına aykırı anlatımlarını gerek Silifke Cumhuriyet Başsavcısı gerek Mersin il başsavcılığı ile gerekse de Muğla Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ile paylaştığı, ilçede görevli olması nedeniyle terör dosyalarında il başsavcılığının talimatı ile hareket edildiği; Y.H. ve R.A. isimli şahısları kesinlikle tanımadığı ve hayatının hiçbir döneminde bu şahıslarla irtibatının olmadığı; kendi bilgisi ve rızası dışında ismi söz konusu şahıslara iletilmiş ise de bu durumdan sorumlu tutulmasının hakkaniyetle bağdaşır tarafı olmadığı; aynı ajandada ismi geçtiği halde hala görevde olan, hakkında görevden uzaklaştırma kararı veya ihraç kararı alınmayan, incelemeye dahi tabi tutulmayan çok sayıda hakim ve savcının bulunduğu; kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan değerlendirme de dikkate alındığında, hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen söz konusu raporda yer alan tespitlerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 07/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararı, kararın "d) FETÖ/PDY Şüphelisi Y.H.'nin İkametinde Yapılan Aramada Ele Geçirilen Belgede Davacının İsminin Geçmesi" başlıklı bölümünün son paragrafı ile davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir. Daire kararının "d) FETÖ/PDY Şüphelisi Y.H.'nin İkametinde Yapılan Aramada Ele Geçirilen Belgede Davacının İsminin Geçmesi" başlıklı bölümünün son paragrafı yönünden; Daire kararının "d) FETÖ/PDY Şüphelisi Y.H.'nin İkametinde Yapılan Aramada Ele Geçirilen Belgede Davacının İsminin Geçmesi" başlıklı bölümünde, söz konusu delille ilgili irdeleme yapıldıktan sonra, son paragrafta, "Netice itibarıyla, L.Ş. isimli şahıs tarafından bulunulan suç duyurusunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir." ibarelerine sehven yer verilmek suretiyle düzeltilmesi mümkün olduğu değerlendirilen bir yanlışlık yapıldığı görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, temyize konu Daire kararının "5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" kısmının "d) FETÖ/PDY Şüphelisi Y.H.'nin İkametinde Yapılan Aramada Ele Geçirilen Belgede Davacının İsminin Geçmesi" bölümünün son paragrafındaki "L.Ş. isimli şahıs tarafından bulunulan suç duyurusunun" ifadesinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "FETÖ/PDY şüphelisi Y.H.'nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen belgede davacının isminin geçmesinin" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Daire kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına gelince; Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir. Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, yasal faizin başlangıç tarihinin dava dilekçesinde gösterilmediği durumlarda, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde parasal haklarına yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak bunun başlangıç tarihi ile ilgili bir talepte bulunmadığı, bu durumda dava açma tarihi olan 18/05/2017 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, Daire kararında davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir. Bu durumda, temyize konu Daire kararının hüküm fıkrasının üçüncü sırasındaki "Yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "Meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/03/2022 tarih ve E:2017/6225, K:2022/1451 sayılı kararının, "d) FETÖ/PDY Şüphelisi Y.H.'nin İkametinde Yapılan Aramada Ele Geçirilen Belgede Davacının İsminin Geçmesi" başlıklı bölümünün son paragrafı ile davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden ONANMASINA, 3. Anılan Daire kararının, "5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" kısmının "d) FETÖ/PDY Şüphelisi Y.H.'nin İkametinde Yapılan Aramada Ele Geçirilen Belgede Davacının İsminin Geçmesi" bölümünün son paragrafındaki "L.Ş. isimli şahıs tarafından bulunulan suç duyurusunun" ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "FETÖ/PDY şüphelisi Y.H.'nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen belgede davacının isminin geçmesinin" şeklinde; anılan Daire kararının, hüküm fıkrasının üçüncü sırasındaki "Yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin 2577 sayılı Kanun'un aynı hükmü uyarınca, "Meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, 4. 18/11/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.