4. Hukuk Dairesi 2012/18415 E. , 2013/17643 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 03/10/2007 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildik
**4. Hukuk Dairesi 2012/18415 E. , 2013/17643 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 03/10/2007 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 13/11/2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY YAZISI Dava; kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş davalının temyizi üzerine dairemiz çoğunluğu tarafından onanmıştır. Davacı ve davalı siyasetle uğraşan ve partilerinde üst düzey görev alan kişiliklerdir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında özenle vurgulandığı üzere siyasi kişilerin sıradan bir şahsa kıyasla ağır ve hatta zaman incitici şekilde eleştirilebileceği kabul edilmektedir. Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında "bir ifadenin gerekçesini değerlendirebilmek için gerçeklerin ortaya konuluşu ile değer yargıları arasında ayırım yapılması gerektiği gerçeklerin varlığı ortaya konulabilir iken, değer yargıları kanıtlanabilir değildir. Bu bağlamda mahkeme sadece olumlu karşılanan veya zararsız veya tarafsız görülen bilgi ve fikirleri değil "demokratik toplumun" gereklilikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin parçası olan ve rencide eden, şoke eden ve rahatsız eden bilgi ve fikirleri de koruma altına aldığının" altını çizmektedir. (Bakınız Tuşalp-Türkiye davası) Bu görüşlerle dava konusu ifadelere bakıldığında davalının davacının kariyerinde yükselmesi ile ilgili değer yargılarını ortaya koymuştur. Beyanda söz edilen "kabadayı" da davacı değildir. İsmi zikredilmeyen bir üçüncü kişidir. Açıklanan nedenlerle davalı beyanlarının tarafların sıfatı da gözetilerek "ifade özgürlüğü" sınırları içinde kaldığı düşüncesinde olduğumdan dairemiz çoğunluğunun onama kararına katılmıyorum.13/11/2013