DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/903 E. , 2024/175 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/903 Karar No : 2024/175 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, gayrimenkul s
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/903 E. , 2024/175 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/903 Karar No : 2024/175 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, gayrimenkul satışından ticari kazanç elde ettiği ve bu kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonu kararına istinaden 2013 yılına ilişkin 16.269,63 TL ve 840 TL tutarlarında re'sen tarh edilen gelir vergileri ile 13.599,13 TL tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Taşınmaz alım satımının ticari faaliyet kapsamında vergilendirilebilmesi için ticari amaçla yapılması ve bu muamelelerin devamlılık arz etmesi gerekmekte olup bu unsur ancak işin niteliği, özellikleri, organizasyonu ile muamelelerin sayısal çokluğu dikkate alınarak saptanabilir. Gayrimenkulün iktisabı miras, şahsi ihtiyaç veya servetin muhafazası için yapılmış ise bu gayrimenkulün satışından elde edilen kazancın ticari kazanç olarak kabulü mümkün değildir. Olayda, davacının 2009 yılında bir adet, 2010 yılında iki adet, 2011 yılında bir adet ve 2013 yılında dört adet olmak üzere toplam sekiz adet taşınmaz satışı bulunduğu tespit edilmiştir. Söz konusu satışların süreklilik arz ettiği görüşüyle ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi suretiyle davacı adına mükellefiyet tesis edilmiş ve davacı ihtilaf konusu dönem beyannamelerini vermediğinden bahisle matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilmiştir. Davacı tarafından 2009 ilâ 2013 yıllarında satılan taşınmazlara ilişkin davalı idarece aşağıdaki tespitler yapılmıştır. -Ankara ili, Keçiören ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parsel'de yer alan taşınmaz, 30/06/2009 tarihinde 27.500,00 TL'ye alınıp, 24/08/2009 tarihinde 50.000,00 TL'ye (alıcının kullanmış olduğu kredi miktarı göz önünde tutularak) satılmıştır. -Ankara ili, Sincan ilçesi, Sincan Mahallesi, … Ada, … Parsel'de yer alan taşınmaz, 18/03/2009 tarihinde 29.000,00 TL'ye alınıp 01/03/2010 tarihinde 46.000,00 TL'ye satılmıştır. -Ankara ili, Keçiören ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parsel'de yer alan taşınmaz, 13/08/2007 tarihinde bedelsiz olarak alınıp 16/06/2010 tarihinde 93.000,00 TL'ye satılmıştır. -Ankara ili, Keçiören ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parsel'de yer alan taşınmaz, 08/05/2009 tarihinde 21.000,00 TL'ye alınıp 21/04/2011 tarihinde 90.000,00 TL'ye satılmıştır. -Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parsel'de yer alan iki adet kat irtifakı 21/12/2012 ve 11/01/2008 tarihlerinde alınıp 12/08/2013 tarihinde annesi ...'e satılmıştır. -Ankara ili, Keçiören ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parsel'de yer alan taşınmaz, 03/02/2005 tarihinde alınıp 05/09/2013 tarihinde annesi ...'e satılmıştır. -Ankara ili, Keçiören ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parsel'de yer alan taşınmaz, 06/01/2011 tarihinde alınıp 05/09/2013 tarihinde annesi ...'e satılmıştır. Davacı tarafından 2013 yılında satılan taşınmazların tamamı annesine devredilmiştir. Söz konusu devirlerin ticari kazanç elde etme gayesiyle yapıldığını kabul etmek, ekonomik ve ticari icaplara uygun bulunmamaktadır. Davacı tarafından yapılan diğer satışların da süreklilik arz etmediği anlaşıldığından gayrimenkul alım-satımının ticari faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacının gayrimenkul satışlarını ticari organizasyon dahilinde ve kâr elde etmek amacıyla yaptığının kabulü mümkün bulunmadığından beyanname verme yükümlülüğünden de bahsetmek olanaklı değildir. Bu nedenle uyuşmazlık konusu dönem beyannamesini vermediğinden bahisle takdire sevk edilen davacı adına takdir komisyonu kararına istinaden tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Mahkeme bu gerekçeyle cezalı tarhiyatı kaldırmıştır. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/01/2020 tarih ve E:2016/8843, K:2020/107 sayılı kararı: Gayrimenkul alım satım faaliyetinin ticari faaliyet olarak değerlendirilebilmesi için gayrimenkul alım satım işlerinin devamlılık unsuru taşıyıp taşımadığının ortaya konulması gerekmektedir. Bir faaliyetin devamlılık niteliği taşıyıp taşımadığı ise işlemin aynı vergilendirme döneminde yinelenmesi ya da önceki vergilendirme döneminde de yapılmış olmasına göre belirlenebilir. Maddi ve şekli anlamda bir ticari organizasyonun belirgin olmadığı durumlarda kazanç doğuran işlemin çokluğu, devamlılık unsurunu belirleyen en nesnel ölçüdür. Devamlılık unsurunun gerçekleşmesi halinde, bu işlemlerin kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükü vergi mükelleflerine düşer. Uyuşmazlıkta, davacının 2009 ilâ 2013 yıllarında gerçekleştirdiği gayrimenkul alım ve satımları idarece incelenerek davacı adına 2009 ve 2011 yılları için değer artış kazancı yönünden, 01/03/2010 ilâ 16/06/2010 ve 12/08/2013 ilâ 05/09/2013 tarihleri için de ticari kazanç yönünden vergi mükellefiyeti tesis edilmiştir. Öte yandan davacının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünün 01/01/2014 tarihi itibarıyla değişmesi sebebiyle davalı idarece tarhiyat işlemlerine dayanak alınmamış olsa da tapu bilgi formlarına göre davacının söz konusu satışlara ek olarak 2011 yılında aldığı bir adet taşınmazı da 2014 yılında sattığı görülmektedir. Yukarıda belirtilen tespit ve değerlendirmelere göre, taşınmaz alım satımı faaliyetinde devamlılık unsuru, bir yılda birden fazla veya birbirini izleyen yıllarda bir veya birden fazla taşınmaz alım satımı ile gerçekleşeceğinden, olayda da davacının taşınmaz alım satımından elde ettiği gelirin ticari kazanç niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle matrahın hukuka uygun olup olmadığı incelenerek karar verilmesi gerekirken, taşınmaz satışlarının ticari kazanç kapsamında olmadığı gerekçesiyle verilen Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini reddetmiştir. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Mahkeme, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının 2009 ilâ 2013 yıllarında toplam sekiz adet taşınmazın satışını gerçekleştirdiği, taşınmaz alım-satımlarındaki devamlılık dikkate alındığında elde ettiği kazancın ticari kazanç olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Uyuşmazlık konusu dönemde servetin korunması amacıyla yapılan satışlardan herhangi bir ticari kazanç elde edilmediği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE, 2- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.