Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1616 E. , 2024/3508 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1616 Karar No : 2024/3508 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Müdürlüğü DAVANIN KONUSU: Ankara ili, ... ilçesi, ... Beldesinde yer alan ... ve ... parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırmasının ve dayanağı 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ... tarih ve ... sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmektedir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1616 E. , 2024/3508 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1616 Karar No : 2024/3508 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Müdürlüğü DAVANIN KONUSU: Ankara ili, ... ilçesi, ... Beldesinde yer alan ... ve ... parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırmasının ve dayanağı 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ... tarih ve ... sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıklarına ilişkin hususlar ilk inceleme konuları arasında sayılmış, bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı hükme bağlanmış; 15. maddesinde ise, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde, otuz gün içinde anılan maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihlerde yürürlükte olan haliyle 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde, uygulama alanı veya bölgesi, bu Kanunun amacına uygun olarak Bakanlar Kurulunca sınırları belirtilmiş alan olarak tanımlanmış; 3. maddesinde, "Bu Kanunun uygulama alanı, ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile belirtilen alanlardır. Bakanlar Kurulunun bu kararı, kamulaştırma ve diğer işlemler bakımından kamu yararı kararı sayılır ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmü; Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunda belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere uygulama alanlarında ilgili kuruluşça, isteğe bağlı veya maliklerin muvafakatı aranmaksızın arazi toplulaştırılması yapılabilir." hükmü; 8. fıkrasında, "Toplulaştırma esas ve usulleri ile toprağın derecelendirilmesi ile tarla içi geliştirme hizmetlerinin nasıl yapılacağı yönetmelikte belirtilir." hükmü yer almış; Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin işlem tarihinde yürürlükte olan "Toplulaştırmanın ilanı ve proje hazırlığı" başlıklı 23. maddesinde de, "Toplulaştırma yapılmasına karar verilen yerler, sınırları da belirtilmek suretiyle Bölge Müdürlüğünce alışılmış usullerle mahallinde ilan edilir. Ayrıca, toplulaştırmanın yapılacağı yerler, mahallin en büyük mülki amirine de bildirilir. Toplulaştırma projeleri, teknik talimatta belirtilen esaslara göre hazırlanır ve Bölge Müdürünün teklifi ve Genel Müdürün onayı ile kesinleşir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca, "uygulama alanı tespitine" ilişkin Bakanlar Kurulu kararı toplulaştırma yapılmasına yönelik olmayıp, toplulaştırma yapılacak uygulama alanının sınırlarının belirlenmesi niteliğindedir. Toplulaştırma işlemi, Bakanlar Kurulu kararının ardından yetkili idarenin toplulaştırma kararı alması suretiyle tesis edilmektedir. Nitekim, davacının taşınmazının bulunduğu alanda yapılan toplulaştırma işlemi, işlem tarihinde yetkili olan Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından alınan "zorunlu toplulaştırma kararı" uyarınca icra edilmiştir. Davacının murisi ... tarafından verilen 20/03/2017 tarihli dava dilekçesinin "talep konusu" kısmında, 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararı gereğince davacının taşınmazlarında uygulanan toplulaştırma işleminin iptalinin istenildiği, dilekçenin "sonuç" kısmında ise, taşınmazlarda yapılan toplulaştırma işlemine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptalinin istenildiği, buna karşılık, dilekçenin açıklamalar kısmında, ... parselin içinde bulunan ... parsel sahibinin küçük olan taşınmazı tarafına ait olan ve gene aynı mevkide bulunan ancak değer itibariyle ... parselin daha önceki yerinden çok daha kıymetli olan ve belediyenin mücavir alanına giren ... nolu şahsına ait parselden bir bülüm alınmak suretiyle ... sayılı parsel sahibine verildiği, ... parselin ... parselden bölünerek bu parsel yanına getirilmesinin kaybına neden olduğu iddialarına yer verildiği görülmektedir. Buna göre, davacının iddiaları toplulaştırma işlemine ilişkin olduğu halde, toplulaştırma işlemine yönelik olmayan uygulama alanı ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptalinin istenildiği belirtilerek dava açılmasının tereddüte yol açtığı, dava dilekçesinin içeriği ile konu ve sonuç kısımlarının uyumsuz olduğu, bu haliyle dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılarak, Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından yeniden verilen 04/05/2024 tarihli dava dilekçesinin ise, bahsi geçen dilekçeyle aynı içerikte olduğu, kararda belirtilen eksik ve yanlışlıkların giderilmediği görülmektedir. Bu itibarla, davacının taşınmazlarının bulunduğu alanda yapılan toplulaştırma işleminin mi, yoksa uygulama alanı tespitine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının mı, yoksa her iki işlemin mi dava konusu edildiğinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirtilmesi suretiyle, 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir. Öte yandan, anılan Bakanlar Kurulu kararının iptalinin istenilmesi halinde, bu kararın davacının menfaatini ne şekilde etkilediğine, hangi nedenlerle hukuka aykırı olduğuna ilişkin gerekçelerin de belirtilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz (30) otuz gün içerisinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenmek ve yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle, harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2. Aynı Kanunun 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre, yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde, davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine, 3. Davanın yenilenmemesi durumunda, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, 29/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dairemizin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, ...tarihli dava dilekçesinin ... sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılarak, dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Anılan kararımız üzerine davacı tarafından yeniden verilen 04/05/2024 tarihli dava dilekçesinin, bahsi geçen dilekçeyle aynı içerikte olduğu, kararda belirtilen eksik ve yanlışlıkların giderilmediği görülmektedir. Bu durumda yenilenen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığından yukarıda yer verilen Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, dava dilekçesinin reddi yolunda verilen Daire kararına katılmıyoruz.