11. Hukuk Dairesi 2011/11517 E. , 2012/19952 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.03.2011 tarih ve 2009/474-2011/119 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/11517 E. , 2012/19952 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.03.2011 tarih ve 2009/474-2011/119 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, davalıların müvekkili şirkette çeşitli sıfatlarda görev aldıklarını, hepsinin de şirketi tek başına temsile yetkili bulunduğunu, ayrıntıları 15.09.2005 tarih ve 1 numaralı denetim raporunda açıklandığı şekilde müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, asıl davada 11.402,42 TL'nın faiziyle tahsiline karar verilmesini, birleşen davada 31.423,00 TL'nın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ...vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, dava dışı Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği müfettişleri raporuna itibar edilerek dava açılamayacağını, sorumluluk davası açılması koşullarının bulunmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini, esasen yapılan işlemlerin yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar vekili, genel kurulda ibra kararı alındığını, istemin zamanaşımına uğradığını, TTK'nun 341.'nci maddesi koşullarının bulunmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre, davalıların 6762 sayılı TTK'nun 336. maddesi kapsamında yönetim kurulu üyesi ya da TTK'nun 342. maddesi uyarınca şirket müdürü sıfatı taşımadıkları, davalıların ticaret müdürü, fabrika müdürü, ticaret şefi ve ikinci derece imza yetkisine sahip genel müdür oldukları, şirketi yönetme yetkisine sahip olmadıkları, sadece kendilerine bağlı birimler bakımından, yönetim kurulunun veya şirket müdürünün almış olduğu kararları uyguladıkları, bu kararları denetleme ve sorgulama imkanına sahip bulunmadıkları, yönetim kurulunun veya şirket müdürünün kararlarının gereği gibi uygulanmaması halinde kişisel sorumlulukları haksız fiil hükümleri kapsamında söz konusu olabilecekse de bu yönde bir iddia bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların redine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamının (1) numaralı bendince 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 336. maddesine tabi olmadığı bildirilen davalılar ..., ... ve ...bakımından 10/03/2006 tarihinde yapılan Genel Kurul kararının VII. bendinde dava dışı “Atlas Holding ve Ersa Firması” faturaları sebebiyle davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edildiğinden bu iddia kapsamında maddi olayları belirtmek taraflara nitelendirmek hakime ait olduğuna göre, haksız fiil sorumluluğunun iddia edildiği kabul edilmeli ve Borçlar Kanunu hükümlerince adı geçen davalıların haksız fiil sorumluluğunun koşulları olan haksız bir eylem, zarar ve illiyet bağı koşulları değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken haksız fiil sorumluluğuna dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2) Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/363 E. sayılı birleşen dosyasında da aynı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Genel müdür olan davalı ... dışındaki davalılar bakımından yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklandığı gibi haksız fiil iddiasının varlığı kabul edilmek suretiyle, koşulları araştırılıp değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. 3) Asıl ve birleşen davada davalı genel müdür ... bakımından asıl davada uyulan Dairemiz bozma ilamının (2) bendi uyarınca geçerli bir ibra olmadığı kabul edilerek, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 336. maddesindeki düzenlemeler gereği sorumluluk koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekirken bu davalı yönünden dahi yazılı gerekçeyle davanın reddine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.