Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2024/5521 E. , 2024/4156 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2024/5521 Karar No : 2024/4156 TEMYİZ EDENLER:1-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av.... 2- (DAVALI) ... Defterdarlığı - ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Petrol İnşaat Turizm Nakliyat Otomot
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2024/5521 E. , 2024/4156 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2024/5521 Karar No : 2024/4156 TEMYİZ EDENLER:1-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av.... 2- (DAVALI) ... Defterdarlığı - ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Petrol İnşaat Turizm Nakliyat Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait amme borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ödeme emrinin 2017/Mayıs-Temmuz dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısmı yönünden; bu amme alacaklarının asıl amme borçlusu şirketin sahte fatura kullanımından kaynaklandığı, fatura dönemlerinde davacının kanuni temsilcilik görevini ifa ettiği, bu amme alacaklarının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulduktan sonra davacının bu borçlardan kanuni temsilci sıfatı ile sorumlu tutulmasında ve ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ödeme emrinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı yönünden ise; davacının 02/05/2017-25/10/2017 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, özel usulsüzlük cezasının davacının kanuni temsilcilik sıfatının sonra ermesinden sonra meydana gelen defter/belge ibraz etmeme fiilinden kaynaklandığı, kanuni temsilcilik sıfatının sona erdikten sonra işlenen bu fiil nedeniyle davacının sorumlu tutulamayacağından, dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne, dava konusu ödeme emrinin özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Kaldırılması istenilen mahkeme kararının hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVACININ İDDİALARI: Asıl amme borçlusu adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, bu nedenle tarh zamanaşımına uğrayan amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerektiği, asıl amme borçlusu hakkında mal varlığı araştırması ve e haciz işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığı, amme alacağının asıl amme borçlusundan tahsil edilemediğinin ortaya konulamadığı, amme alacağının defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden kaynaklandığı, defter ve belgelerin ibrazına ilişkin yazının şirketin yeni müdürüne tebliğ edilmesi nedeniyle davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken vekili bulunmayan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. DAVALININ İDDİALARI: Tesis edilen işlemlerin hazine zararına sebebiyet vermemek adına ve yasal düzenlemeler doğrultusunda yapıldığı, ibraz edilen bilgi ve belgelere istinaden tesis edilen işlemlerin mevzuata uygun olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir. Davalının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine gerek görülmeyerek işin esasına geçildi. İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Petrol İnşaat Turizm Nakliyat Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait amme borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması" başlıklı 8. maddesinde, hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı, "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, "Cebren tahsil ve şekilleri" başlıklı 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, cebren tahsilin; amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi yöntemlerinden herhangi birinin uygulanması suretiyle yapılacağı, Haciz başlıklı 62. maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni ve İdari Süreler" başlıklı 14. maddesinde, vergi muamelelerinde sürelerin vergi kanunları ile belli edildiği, Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde onbeş günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliğ yapacak olan idarenin belirleyeceği, "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinde, tebliğ olunacak evrakı içeren zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve bu durumun muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının, gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı ifade edilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup davalı tarafından ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 2017/Mayıs-Temmuz dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine dair kısmına yönelik davacı tarafından yapılan temyiz istemine gelince; Dosyanın incelenmesinden; davacının 02/05/2017 ila 24/10/2017 tarihleri arasında ... Petrol İnşaat Turizm Nakliyat Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin müdürlük görevini yürüttüğü, sahte fatura kullanımından kaynaklı olarak anılan şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2017/Mayıs-Temmuz dönemlerine ilişkin re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin ihbarnamelerin, şirketin 25/02/2020 tarihinde re'sen terkin ettirilmesi nedeniyle kanuni temsilcisi ...'ın ikametgah adresinde tebliğe çıkarıldığı, 31/10/2022 tarihinde kanuni temsilcinin ikametgah adresinde bulunmadığı hususunun tespiti sonrası yapılan ikinci tebligatta da adreste bulunulmadığının saptanması üzerine 03/11/2022 tarihinde tebligat pusulasının kapıya yapıştırıldığı, bu amme borçlarının tahsiline yönelik düzenlenen ödeme emrinin şirkete 05/03/2023 tarihinde elektronik tebligatla tebliğ edildiği, mal varlığı araştırmasında şirkete ait motorlu taşıt ve taşınmazın tespit edilmediği, ... numaralı e-haciz bildirisi üzerine şirketin banka hesaplarına 07/07/2023 onay tarihiyle kat'i haciz uygulandığı, amme borcunun asıl amme borçlusundan tahsil edilmediğinden bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ... düzenleme tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin tebliği üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, dava konusu ödeme emrine konu borçlara ilişkin düzenlenen ihbarnamelerin adreste bulunulmaması nedeniyle 31/10/2022 tarihinde tebliğ edilememesi üzerine, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14 ve 102. maddeleri uyarınca münasip bir süre beklenmeksizin, 3 (üç) gün sonra 03/11/2022 tarihinde ikinci kez tebliğe çıkarıldığı, iki tebligat arasında beklenilen sürenin makul kabul edilemeyeceği, münasip süre beklenmeksizin yapılan bu tebligatın usulüne uygun yapılmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Zamanaşımı süreleri" başlıklı 114. maddesinde vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrayacağının belirtilmesi karşısında ödeme emrine konu amme alacaklarının tarh zamanaşımına uğrayıp uğramadığı; bunun yanı sıra, davacı adına dava konusu 19/06/2023 tarihli ödeme emri tanzim edildikten sonra asıl amme borçlusu şirketin banka hesaplarına 07/07/2023 tarihli kat'i haciz uygulandığı görüldüğünden, asıl amme borçlusu hakkındaki takibatın usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususları gözetilerek uyuşmazlığın bu kısım hakkında Bölge İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, Vergi Mahkemesince davacının vekili olmasına karşın davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği ve davalının vekili olmamasına rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği görüldüğünden, yeniden verilecek kararda bu hususun da dikkate alınması gerektiği açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne, 2.... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu ödeme emrinin; özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA, 2017/Mayıs-Temmuz dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine,19/09/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.