TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BENSAN AKTAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/7288) Karar Tarihi: 29/11/2018 Başvuru Numarası Karar Tarihi Başkan Üyeler Raportör : 2015/7288 : 29/11/2018 BİRİNCİ BÖLÜM KARAR : Burhan ÜSTÜN : Serruh KALELİ Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKA YA Yusuf Şevki HAKYEMEZ : Özgür DUMAN Başvurucular : 1. Bensan AKTAŞ 2. Elif GÜNEŞ 3. Erdal ERGANİ 4. Ergin ÖLMEZ 5. Fevziye GELİBOLU 6. İlknur ERGANİ 7. İsmail SÜNNETÇİOĞLU 8. İsmet ÖLMEZ 9.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BENSAN AKTAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/7288) Karar Tarihi: 29/11/2018 Başvuru Numarası Karar Tarihi Başkan Üyeler Raportör : 2015/7288 : 29/11/2018 BİRİNCİ BÖLÜM KARAR : Burhan ÜSTÜN : Serruh KALELİ Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKA YA Yusuf Şevki HAKYEMEZ : Özgür DUMAN Başvurucular : 1. Bensan AKTAŞ 2. Elif GÜNEŞ 3. Erdal ERGANİ 4. Ergin ÖLMEZ 5. Fevziye GELİBOLU 6. İlknur ERGANİ 7. İsmail SÜNNETÇİOĞLU 8. İsmet ÖLMEZ 9. Manülya KISAOĞLU 10. Mehmet SÜNNETÇİOĞLU 11. Mehmet SÜNNETÇİOĞLU 12. Mine UZUN 13. Muzaffer SÜNNETÇİOĞLU 14. Rizvan YOKUŞ 15. Saime LALECİ 16. Saire CAN 17. Salihat EFEOĞLU 18. Sanihat Ayşe AKTAN 19. Sema USAL 20. Suna ECERDİR 21. Şaban ERGANİ 22. Vildan BERBEROĞLU 23. Zafer SÜNNETÇİOĞLU Vekili : Av. Ayhan TUNCER 2 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2015/7288 : 29/11/2018 I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru bir mazbut vakfın galle alacağının miras hükümlerine göre ödenmesi yönündeki talebin reddedilmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. il. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 4/5/2015 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 111. OLAY VE OLGULAR 5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 6. Kemer-Edremit Voyvodası el-Hac Ali Ağa bin el-Hac Ahmet Ağa Vakfı 1758 yılında kurulmuştur. Vakfiyeye göre muhtelif yerleşim yerlerinde çok sayıda bahçe, dükkan ve değirmen gibi taşınmazlar ile bu taşınmazlardan elde edilen kira gelirleri vakfedilmiştir. Vakfiyede; bu mülk ve gelirlerinden bir kısmının vakfın yaptırdığı caminin tamir ve onarımının yapılması, bu camide görevli kişiler ile bazı kutsal günler ve Ramazan ayında cami minaresinde kandiller yakılması için tahsis edilmesi şart koşulmuştur. Vakfeden el-Hac Ali Ağa, yapılan tahsisat harcamalardan sonra vakfa ait gelir fazlasının (galle) ise kendi soyundan gelen erkek ve kız evlatları ve torunları arasında batın tertibi şartıyla (ön batında evlat varsa sonraki batında bulunan evladın galle alamaması kuralı) eşit olarak bölüştürülmesini istemiştir. 7. Vakfiyede ayrıca kurulan vakfın mütevelliliğinin ölünceye kadar vakfedene ait olması, ölümünden sonra ise kendi soyundan gelen erkek ve kız evlatları ve torunları tarafından batın tertibi üzere mütevelliliğin sürdürülmesi şart koşulmuştur. Cumhuriyet döneminde 5/6/1935 tarihli ve 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu çerçevesinde mülhak vakıflar statüsünde varlığını gösteren vakfın son mütevellisi olan Ö.İ. 22/2/1973 tarihinde vefat etmiştir. Bu tarihten itibaren on yıllık süre içerisinde vakıf evladınca mütevellilik için bir talepte bulunulmaması nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Meclisi tarafından 9/7/1985 tarihinde anılan vakfın mazbut vakıflar arasına dahil edilmesine karar verilmiştir. 8. Başvurucuların miras bırakanları tarafından galleye müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti için açtıkları dava, İnegöl Asliye Hukuk Mahkemesince 12/4/1960 tarihinde kabul edilmiştir. 9. Başvurucular ile F.M.T. galle alacağının ödenmesi istemiyle 18/12/2012 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Dava dilekçesinde, vakfın Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde bulunan altı adet dükkan niteliğindeki taşınmazların gelirleri ile sınırlı olarak davalı idarenin yönetiminde kaldığı süre boyunca elde edilen gelirlerin dava konusu edildiği belirtilmiştir. Dilekçede, bu gelirler toplamının yasal kesintiler düşüldükten sonra kalan kısmının galleye müstahak vakıf evladı olduğuna dair karar alan F.M.T. ile dava tarihi öncesinde vefat eden vakıf evladı kişilerin mirasçıları olan başvuruculara ödenmesi talep edilmiştir. 3 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2015/7288 : 29/11/2018 10. Mahkeme 10/9/2013 tarihinde davanın reddine karar vermıştır. Kararın gerekçesinde 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7. maddesine 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un 208. maddesi ile eklenen hükümlere ve aynı Kanun'un geçici 10. maddesine atıf yapılmıştır. Mahkeme davacıların dayandıkları mahkeme kararlarının kesinleştiğine ve bu kesinleşen kararlara göre ödemelerin yapılmakta olduğuna işaret ederek dava konusu taşınmazlar yönünden ise bir ödeme yapılmadığını belirtmiştir. Mahkeme sonuç olarak dava tarihine kadar bir talepte bulunulmadığı için bu taşınmazlar yönünden talep hakkının düştüğü kanaatine ulaşıldığını açıklamıştır. 11. Karar, başvurucular ve davacı F.M.T. tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi (Daire) 25/2/2014 tarihinde başvurucuların temyiz taleplerini reddederek bu kısım yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Daire, başvurucuların dava konusu vakfın galle almaya müstahak vakıf evladı olduklarına dair bir mahkeme kararı bulunmadığını ve murislerinin galleye müstahak vakıf evladı olduğuna dair geçmiş tarihli kararlar bulunduğunu vurgulamıştır. Daireye göre başvurucuların böyle bir davayı açabilmeleri için galle almaya hak kazanmış vakıf evladı olduklarını kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile tespit ettirmesi veya bu hakkı kazanmış murislerinin sağlığında açılan bir davayı takip etmeleri gerekir. Kararın gerekçesinde, bu ön şart gerçekleşmediği için başvurucuların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin kararının doğru olmadığı, ancak sonucu itibarıyla doğru olan kararın gerekçe değiştirilerek onandığı belirtilmiştir. 12. Daire, davacı F.M.T.nin temyiz istemini ise kabul etmiş ve galle almaya hak kazandığını gösteren mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde davalı idareye başvurulmasını öngören 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesinin somut olayda uygulanamayacağını belirtmiştir. Daire, kanun hükümleri uyarınca vakfın son beş yıldaki mal varlığının yöntemince araştırılarak vakfiyede öngörülen giderler düşüldükten sonra kalan mal varlığı ölçüsünde ödeme yapılabileceğini belirterek bu kısım yönünden hükmün bozulmasına karar vermiştir. 13. Başvurucuların karar düzeltme talepleri Daire tarafından 17/2/2015 tarihinde reddedilmiş, nihai karar başvurucular vekiline 8/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. 14. Başvurucular 4/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. IV. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat Hükümleri 15. 2762 sayılı mülga Kanun'un 1. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: "4 birinci teşrin 19 2 6 tarihinden önce vücut bulmuş vakiflardan A -Bu kanundan önce zapt edilmiş bulunan vakiflar, B -Bu kanundan önce idaresi zapt edilmiş olan vakıflar , C -Mütevelliği bir makama şart edilmiş olan vakiflar, 4 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2015/7288 : 29/11/2018 D -Kanunen veya fiilen hayri bir hizmeti kalmamış olan vakıflar, E -Mütevelli/iği vakfedenlerinferilerinden başkalarına şart edilmiş vakıflar, Vakıflar Umum Müdürlüğünce idare olunur. Bunların hepsine birden (Mazbut vakıflar) denir. (Değişik: 31/5/1949-5404 /l md.) Mütevelli/iği vaifedenlerin fer 'ilerine şart edilmiş vakıflara (Mülhak Vakıflar) denir. Bunlar mütevellileri tarafından idare olunur. Mütevelliler Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve Genel Müdürlük de İdare Meclisinin kontrolü altındadır. " 16. 2762 sayılı mülga Kanun'un 39. maddesi şöyledir: "Bu kanunun birinci maddesinde Umum Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen ve bu kanunun neşri tarihine kadar mazbutiyet altına alınmış olan vakıfların mazbutiyetleri kaldırılmaz . On seneden beri mütevelli/iği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılmaz. Ancak alakalı/arın vakjiyeye göre intifa hakları mahfuzdur. " 17. 2762 sayılı mülga Kanun'un 39. maddesi şöyledir: "Bu kanunun birinci maddesinde Umum Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen ve bu kanunun neşri tarihine kadar mazbutiyet altına alınmış olan vakıfların mazbutiyetleri kaldırılmaz. On seneden beri mütevelli/iği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılmaz. Ancak alakalı/arın vakjiyeye göre intifa hakları mahfuzdur. " 18. 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Bu Kanunun uygulanmasında; Mazbut vakıf: Bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları, Mülhak vakıf: Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vaifedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıfları, Gaile fazlası: Mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktarı, İntifa hakkı: Mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış gaile fazlaları ve hakları, ifade eder. " 5 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2015/7288 : 29/11/2018 19. 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesi şöyledir: "On yıl süreyle yönetici atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan mülhak vakıflar , mahkeme kararıyla Genel Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla , bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz. İlgililerin vakfiye şartlarına göre intifa hakları saklıdır. (Ek fıkra: 13/2/2011-6111 /208 md.) İntifa haklarına ilişkin talepler gaile fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. (Ek fıkra :13/2/2011-6111 /208 md.) Mazbut vakıflarda intifa hakları , gaile fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve gaile fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir." 20. 5737 sayılı Kanun'a 6111 sayılı Kanun'un 209. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesi şöyledir: "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 7 nci maddesine eklenen hükümler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanır. " B. Yargıtay İçtihadı 21. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 3/5/2016 tarihli ve E.2015/21933, K.2016/7187 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Dava dilekçesinde, gaileye müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu Ayşe Hanım Binli El-Hac Ali Ağa Vakfına ait vaifıyede gailenin kız erkek ayrımı yapılmadan eşit olarak batın şartı (ön batında evlat varsa sonraki batında bulunan evladın gaile alamaması kuralı) ile evlada bırakıldığı anlaşıldığından davacının ön batında bulunup bulunmadığı saptanmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya ve mahkeme kararı ile vakıftan gaile alan evlatlara ait gidebildiği kadar üst miras bırakanları gösterir nüfus kayıtları getirtilerek, davacının ön batında olup olmadığı saptanıp oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır ... " 22. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/12/2006 tarihli ve E.2006/103 78, K.2006/10997 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: 6 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2015/7288 : 29/11/2018 "Dava dilekçesinde gaile fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu Mestan Zade Ahmet Çelebi İbni Sinan Vakfına ait vakfiyede gailenin kız erkek ayrımı yapılmadan batın şartı (ön batında evlat varsa sonraki batında bulunan evladın gaile alamaması kuralı) ile evlada bırakıldığı anlaşıldığından davacının ön batında bulunup bulunmadığı saptanmadan davanın kabulü, Doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, vakıf mütevellisi davalı olarak davaya dahil edildikten sonra davacı ve mahkeme kararı ile vakıftan gaile alan evlada ait gidebildiği kadar üst miras bırakanları gösterir nüfus kayıtları getirtilerek, davacının ön batında olup olmadığı saptanıp oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır. " V. İNCELEME VE GEREKÇE 23. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları 24. Başvurucular, mazbut vakıflar arasına alınan uyuşmazlık konusu vakfın galle fazlası alacağının ödenmesi istemiyle açtıkları davanın reddedildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular; vakıf senedinde batın şartı mevcut olduğunun farkında olduklarını ancak galleye müstehak vakıf evladı olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilen kişilerin mirasçıları olduklarını, dolayısıyla galle fazlası alacağının miras hükümlerine göre kendilerine de ödenmesi gerektiği iddia etmişlerdir. Başvuruculara göre miras hükümleri gereğince söz konusu davada başvuruculardan ayrıca galleye hak kazanıldığını gösteren bir mahkeme kararı beklememek gerekir. Başvurucular sonuç olarak bu gerekçelerle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. B. Değerlendirme 25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucular adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ise de gaile fazlası alacağının ödenmemesi yönündeki şikayetlerinin ilgili olduğu mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. 26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun 'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. 7 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2015/7288 : 29/11/2018 27. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi halinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikayetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ile başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, 17). 28. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikte olması ve sadece kağıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şekli koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577, 16/2/2017, 39). 29. Başvurucular mazbut vakıflar arasına alınan uyuşmazlık konusu vakfın galle fazlasının kendisine ödenmesi istemiyle alacak davası açmışlar ancak başvurucuların bu talepleri galle alacağına müstahak vakıf evladı olduklarına dair bir yargı kararı bulunmadığı gerekçesiyle derece mahkemelerince reddedilmiştir. Başvurucular ise daha önce miras bırakanları adına galleye müstahak vakıf evladı oldukları yönünde kararlar bulunduğundan bahisle miras hükümlerine göre kendilerine de galle fazlasının ödenebileceğini öne sürmüşlerdir. 30. Esas itibarıyla bir sosyal yardım kurumu olarak ortaya çıkan vakıflar , bir mülkün menfaatlerinin sosyal ve kültürel hizmetlere tahsis edilmek üzere özel mülkiyetten çıkarılarak temlik ve temellükten yasaklanmak suretiyle kamu yararına özgülenmesini ifade etmektedir. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesinde vakiflar; "gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları olarak" tanımlanmış ve "bir mal varlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan hakların valifedilebileceği" belirtilmiştir (A YM, 26/12/2013, E.2013/70, K.2013/166). 31. 1274 (miladi 1858) tarihli Arazi Kanunnamesi'nin 1. maddesine göre arazi; mülk, miri, metruk, mevat ve vakıf arazi olmak üzere beş bölüme ayrılmakta idi. Cumhuriyet dönemi öncesinde geniş bir uygulamaya sahip olan vakıf müessesesi 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin kabulünden sonra da varlığını sürdürmüştür. 864 sayılı Kanun'un 8. maddesinde 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulan vakıflar için ayrı bir tatbikat kanunu çıkarılması gerektiği, yeni kurulan vakıfların ise 4721 sayılı Kanun'a tabi olacağı belirtilmiştir (Agavni Mari Hazaryan ve diğerleri , B. No: 2014/4715, 15/6/2016, 79, 80). 32. Günümüzde vakıf kurulabilmesi 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre mümkün olmakla birlikte 4721 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan vakıflara da 8 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2015/7288 : 29/11/2018 -tarihten gelen özellikleri, kuruluş irade ve amaçları ile vakıf senetlerindeki koşullar gereği korunmaları ve sürekliliklerinin sağlanması hususları gözetilerek- 2762 sayılı mülga Kanun kapsamında yer verilmiş ve mazbut vakıflar, mülhak vakıflar, cemaat vakıfları, esnaf vakıfları ve yeni vakıfların yönetimi, faaliyetleri ve denetimi, yurt içi ve yurt dışındaki taşınır ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının tescili, muhafazası, onarımı ve yaşatılması, vakıf varlıklarının ekonomik şekilde işletilmesi ve değerlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin usul ve esaslar, 2762 sayılı mülga Kanun'da düzenlenmiştir (AYM, E.2013/70, K.2013/166, 26/12/2013). 33. Bu doğrultuda 2762 sayılı mülga Kanun'un 1. maddesinde, mütevelliliği vakfedenlerin ferilerine şart edilmiş vakıflara mülhak vakıflar denmiştir. Aynı maddeye göre bu Kanun'dan önce kendi veya idaresi zaptedilen, mütevelliliği bir makama şart edilen, kanunen veya fiilen hayri bir hizmeti kalmayan veya mütevelliliği vakfedenlerin ferılerinden başkalarına şart edilmiş vakıflara ise mazbut vakıflar adı verilmiştir. Bu maddede mülhak vakıfların mütevellileri tarafından, mazbut vakıfların ise Genel Müdürlük tarafından idare olunacağı belirtilmiştir (Emine Görgülü, B. No: 2014/5871, 6/7/2017, 40). 34. Aynı şekilde mazbut vakıflar ile mülhak vakıflar 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de tanımlanmıştır. Buna göre mazbut vakıflar, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar 743 sayılı mülga Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı mülga Kanun gereğince Genel Müdürlükçe yönetilen vakıflar; mülhak vakıflar ise 743 sayılı mülga Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi, vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıflardır (Emine Görgülü, 41). 35. Vakıf amaç ve faaliyetlerinin yerine getirilmesi için gelir getirici şekilde değerlendirilmesi zorunlu olan taşınır ve taşınmazlara akar denmektedir. Vakıfların elde ettikleri bu gelirlerden doğrudan toplumun istifadesine bedelsiz olarak sundukları hayrat adı verilen mal veya hizmetler bulunduğu gibi vakfiyedeki şartlara göre bu gelirlerden belirli kişilerin yararlandırılmaları da mümkün olabilmektedir. Buna göre mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktara gaile fazlası adı verilmekte olup vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve haklarına da intifa hakkı denmektedir (Emine Görgülü, 44). 36. Somut olayda ekonomik bir değer ifade eden gaile fazlası alacağının mülk teşkil ettiğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak başvurucuların öncelikle mülkiyet hakkının varlığını, diğer bir deyişle söz konusu alacaklarının varlığını kanıtlaması gerekmektedir. Başvurucuların bu iddia ile açtığı davada ise gaileye müstahak vakif evladı olduğunun tespitine ilişkin kararın varlığı bir ön şart olarak görülmüştür. 37. Mazbut ve mülhak vakıflar, farklı hukuki konumda bulunan ve farklı kurallara tabi tutulan kendine özgü özel hukuk tüzel kişileridir. Buna göre söz konusu vakıflarda gaile fazlası alacağının dağıtımı da genel miras hükümlerine göre değil vakfı kuran kişinin vakfiyede belirttiği şartlara göre yapılmaktadır. Vakfiyede yer alan şartların ne olduğu ve bu şartlara göre kimin veya kimlerin gaileye müstahak vakif evladı sayılacağı ancak konusunda uzmanlaşmış derece mahkemeleri önünde yapılacak yargılama sonunda açıklığa kavuşturulabilir (bkz. 21-22). Ayrıca açılacak böyle bir davaya bağlı olarak 5737 sayılı Kanun hükümlerinde farklı sonuçlar bağlandığı görülmektedir (bkz. 19-20). 9 Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2015/7288 : 29/11/2018 38. Somut olayda derece mahkemeleri ise başvurucunun doğrudan miras hükümlerine dayalı olarak bu alacağı talep edemeyeceğini açık olarak belirtmişlerdir. Dolayısıyla dava dilekçesinde miras hükümlerine dayalı olarak gaile fazlası alacağı talep edilmiş olduğundan bu taleple sınırlı olarak değerlendirme yapılmak suretiyle bir ön şart olarak vakfiyedeki şartlara göre gaileye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine dair kararın başvuruculardan istenilmesi keyfi veya öngörülemez nitelikte değildir. Bu durum aynı zamanda başvurucuların hukuk düzeninde öngörülmüş başvuru yollarını özenli bir biçimde tüketmediğini göstermektedir. Başvurucular ise bu bireysel başvuru kapsamında da böyle bir yola başvurduklarına dair herhangi bir bilgi veya belge sunmamışlardır. Halbuki Yargıtay içtihadına göre galleye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin başvuru yolunun tüketilmesi gereken etkin bir hukuk yolu olduğu görülmektedir (bkz. 21-22). 39. Sonuç olarak mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında belirtilen şikayetler yönünden başvuru yollan usulünce tüketilmemiştir. Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkanı sunan anılan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir. 40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşullan yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Burhan ÜSTÜN Üye Kadir ÖZKA YA Üye Serruh KALELİ Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Yusuf Şevki HAKYEMEZ 10