9. Ceza Dairesi 2021/4774 E. , 2023/2367 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargı
**9. Ceza Dairesi 2021/4774 E. , 2023/2367 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yönünden; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2013 tarihli ve 2013/29 sayılı iddianamesiyle sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır. 2. Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.09.2014 tarihli ve 2013/43 Esas, 2014/251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Sanık hakkında alt sınırdan hüküm kurulması ve takdiri indirim maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. O yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair soyut iddia dışında delil olmadığından bahisle beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdurenin aşamalarda çelişkili ve soyut beyanlarda bulunduğuna, müşteki babanın şikayetçi olmadığına, tanık anlatımları ile dosyadaki raporlar gözetilerek sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair maddi bir delilin mevcut olmadığına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece yapılan yargılama sonunda; mağdure ...'un babası ve üvey annesi ile birlikte yaşadığı, mağdurenin amcasının oğlu olan sanık ...'in de yaklaşık üç yıldan beri mağdure ve ailesi ile birlikte aynı evde kaldığı, Dr. ... ... Sincan Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen rapora göre mağdurede hafif derecede mental retardasyon bozukluğu olduğu, fiziksel olarak da vücut fonksiyonlarının kaybının oranının % 94 olduğunu ve ağır özürlü olduğunun belirtildiği, mağdurenin eğitim gördüğü okulda okul-aile birliği başkanı olarak görev yapan tanık ...'nin yanına giderek hamile kalmanın sonuçları üzerine bazı sorular sorması üzerine olayın ortaya çıktığı, çocuk izlem merkezinde alınan ifadesinde sanığın cinsel organı ile kalçasına çıplakken dokunduğunu, kıyafetlerini çıkartarak içine soktuğunu, bu sırada acı hissettiğini ve sanığın cinsel organınından sıvı geldiğini, herhangi bir kanamasının olmadığını beyan ettiği, mağdurenin her ne kadar 21.02.2013 tarihli duruşmada hazırlık aşamasında beyanı alındığı için beyanı alınmak üzere kendisine söz verilmediği halde ağlayarak ... bana böyle birşey yapmadı, tanık ... beni zorladı, seni okuldan attırırım şeklinde beyanda bulunmuş ise de başlangıçta mağdurenin kendisinin gidip tanık ...'ye hamile kalmayla ilgili sorular sorması üzerine bu olay meydana çıkmış olması, hem tanığın, hemde mağdurenin başlangıçta dosya kapsamı itibariyle sanık ...'e iftira atmalarını gerektirecek herhangi bir hususun iddia edilmediği, bu hususta sanık yönünden de savunmada bulunulmadığı, mağdurenin beyanlarının alınan raporlara göre kendi içerisinde tutarlı ve beyanlara itibar edilebilir olduğu hususu nazara alınarak sanığın mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği, sanığın birden fazla cinsel istismarda bulunduğuna dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve alınan doktor raporlarına göre eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirmediği kabul edilen olayda dosya kapsamında bulunan deliller, Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzleme Merkezi'nde Adlî Tıp uzmanı tarafından yapılan muayenesi sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre; mağdurenin, ''hymen muayenesinde hymenin yeterince gelişmediği, saat 3 hizasından 9 hizasına kadar üst kısımda çok az miktarda serbest kenar izlendiği, cinsel ilişkide bulunulmuş olsa bile yırtılmayacak özellikte olduğu, bu haliyle anatomik olarak bakire olduğu ve anüs muayenesinde sfikter tonusunun normalden gevşek olduğu, bu durumun yapısal olabileceği gibi anüs yoluyla pek çok kere cinsel ilişkide bulunulması durumunda da görülebileceği kronik fiili livatanın maddi delili olabileceğinin'' tespit edildiği, aynı yer Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen rapora göre de; ''mağdurenin cinsel istismarı tarifleyemediğinden ruh sağlığının bozulmadığı'' yönündeki raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.05.2014 tarihli ve 1134 sayılı mağdurenin tespit edilen zeka geriliği ile olay tarihindeki yaşı birlikte değerlendirildiğinde, mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiili ruhsal yönden mukavemetine mani olacak mahiyet ve derecede bulunduğu, bu duruma göre mağdurun 06.12.2012 tarihi öncesinde mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağını, beyanlarına itibar edilebileceğini bildirir raporundan ibarettir. IV. GEREKÇE A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık Müdafii İle O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemleri Yönünden Olayın intikal şekli ve zamanı, hafif derecede mental retardasyon rahatsızlığı bulunan mağdurenin başkaca delille desteklenmeyen çelişkili beyanları, tanık anlatımları, genital muayene rapor içerikleri, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince REDDİNE, B. Sanık Müdafisi İle O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.09.2014 tarihli ve 2013/43 Esas, 2014/251 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde karar verildi.